ÇARŞAMBA HA ÇARŞAMBA!

by Fahrettin Dağlı
Rahmetli Annem okur yazar değildi. Ancak müthiş bir hafızası vardı. Evimiz nahiyemizin merkezindeydi. Cuma günü çevre yerleşim yerlerinden insanlar Cuma Namazı için belde merkezine gelirlerdi. Evimizin duvarının dibinde sandalye seriliydi. Yaşlılar gelir orada otururlardı. Koyu, derin sohbetler yaparlardı. Annem de pencerenin dibine oturup onların sohbetlerini dinler, teyp gibi kaydederdi. Akşamları bizlere naklederdi. Hafızasında belki yüzlerce kıssa, masal ve hikâye vardı. Komşu çocukları bile gelir “Ne olur Arife Teyze bize de dağarcığındaki fıkralardan, masallardan anlat” derlerdi. O da kırmazdı ve onlara sabırla anlatırdı.
İşte bugünün gündemine uygun düşen masallardan biri;
Eskiden insanlar buğdaylarını öğütmek için değirmenlerin bulunduğu merkezlere giderlerdi. At arabası ile yapılan bu yolculuk 5-10 gün sürerdi. İnsanlar onu bilerek yola çıkarlardı. İşte bunlardan sırtında koca bir kamburu olan Memo da buğdayını yükleyerek yola koyulur. Gideceği yer iki günlük yolculukla ulaşılacak bir yer. Onun için ara bir yerde mola verip konaklar. Derin bir uykuya dalar. Rüya görür; Yanı başında bir düğün dernek kurulmuş insanlar halay çekiyorlar. Merak eder, gider yanlarına. Halaycı başı, ısrar eder Memo’ya, ‘gel sen de katıl halaya’ diye. O da ısrarlara dayanmayarak halaya katılır. Birileri türkü okuyor; diğerleri de nakarata eşlik ediyorlar. Türküdeki nakarat; “Çarşamba ha Çarşamba.” Bizim Memo da onlarla nakarata eşlik eder.
Bu durumdan hoşnut olan halaycı başı adamlarına seslenir; “Memo’nun sırtındaki kamburu sökün alın” diye talimat verir. Onlar da talimatı yerine getirerek Memo’nun kamburunu alırlar. Ondan sonra onun şerefine ziyafet verirler. Bizim Memo o keyifle uyanır; bakar ki, gerçekten sırtındaki kambur kaybolmuş. Yıllarca çekmiş olduğu sıkıntıdan kurtulmanın sevinciyle köyüne geri döner.
Memo’nun bu haline gören köydeki Hüso -ki onun da kamburu var- heyecanlanır, sorar, “ne bu hal?” diye. Memo durumu anlatır. Hüso da o heyecanla hemen at arabası ile yola koyulur. Ancak Memo ona tembihatta bulunur; “Halayda söylenen türkünün “Çarşamba ha Çarşamba” nakaratına uy!” Bu tembihatla yola çıkar. Memo’nun dediği yerde konaklar. O da aynı rüyayı görür ve gider halaya iştirak eder. Memo’nun tembihatına uyarak nakarat sırası geldiği zaman “Çarşamba ha Çarşamba” der. Ancak ne yazık ki, o gün Çarşamba değil Perşembe idi. Onlar da güne uygun nakaratı seslendiriyorlarmış. Yani, o gün “Çarşamba ha Çarşamba” yerine “Perşembe ha Perşembe” diyorlarmış. Dolayısıyla nakarata eşlik etmeyen Hüso’ya halaycı başı kızar ve bütün hiddetiyle adamlarına seslenir; “Getirin Memo’nun kamburunu, onu da yükleyin Hüso’ya.” Ondan sonra da otururlar sofraya ziyafetlerini yerler. Bu üzüntü ile uyanan Hüso, bakar ki, yemek için elini uzattığı parmaklarında “b…k” kalmış. O üzüntü ile döner köyüne. Halk toplanır; “ne bu hal diye sorarlar?” O da yaşadığını onlara anlatır.
Şimdi bu masaldan bugünümüze düşen hisse nedir?
Eğer güç, iktidar ve servet sahiplerinin düşünce ve fikirlerine akletmeden, düşünmeden eşlik edersiniz; onların ezberlerini seslendirirseniz, onlar ‘dişi deve’ dediklerinde; sizler ‘hayır, bu erkek devedir’ demezseniz, “ak dediklerine ak; kara dediklerine kara” derseniz, sırtınızdaki kambur alınıp mutlu insanlar sınıfına katılırsanız! Yok, aksini yaparsanız, ‘Çarşamba ha Çarşamba” diye inat eder; nakarata eşlik etmeyip, ahengi bozarsanız biliniz ki, “binlerce Memo’nun kamburlarını da getirip sırtınıza yüklerler! Bugün yolların, köprülerin, şehir hastanelerinin v.s. kamburlarını yükledikleri gibi. Milletin anasına söz söyleyen Cengiz Memo’nun kamburunu getirip bize yükledikleri gibi…
Yöneticilerimiz “mutlu olun!” diyorlarsa zor da olsa mutlu olduğunuzu göstereceksiniz; itiraz etmeyeceksiniz! O gün karnınız duyuyorsa “şükredip” kaderinize razı olacaksınız; koyun uysallığıyla! Emi! Bunu kulağınıza küpe yapın; en azından “Barlasgiller” ve benzeri binlercenin eriştiği dünya mutluluğuna kavuşursunuz!
Bu vesileyle Anneme rahmet dileyip, bir Fatiha bağışlar mısınız lütfen…

Bunları Okudunuz Mu?

Yorum Bırak

This website uses cookies to improve your experience. Accept