SEBEP – SONUÇ İLİŞKİSİNİ (KOZALİTE) ISKALAYANLAR SOSYAL HADİSELERİN KÜNHÜNE VASIL OLAMAZLAR

by Fahrettin Dağlı

Her sosyal hadisede asıl olan sebeplerden hareketle sonuçları sorgulamaya tabi tutmaktır. Tarihsel olayları bu pencerenin ışığında görebilmek ve okumaktır.

Son darbe teşebbüsü sonrasında sosyal medyada bir cinnet hali yaşanıyor. Paylaşılan mesajlar, yazılar, yorumlar, fotoğraflar ve videolar insanın aklını, hafızasını alt üst ediyor. Zaman zaman “Tüm sosyal medya hesaplarımı iptal edeyim. Zamanımı tamamen okumaya ve yazmaya vereyim.” diye düşünüyorum. Çünkü paylaşılanlar insanın ruh sağlığını sıkıntıya sokacak derecede ilimden, hikmetten, ahlaktan, izan ve vicdandan mahrum. Hiç yakıştıramayacağım arkadaşlarımın asparagas haberlere, yorumlara bu kadar itibar edeceklerini aklımdan, hayalimden geçiremezdim. İnsanı insanlığından, Müslümanlığından utandıracak gayri insani, gayri İslami, vahşi muamelelerin içerik olarak bulunduğu resim ve videoları paylaşmakta bir beis görmemeleri gerçekten hayal kırıklığı yaşatıyor.

Bir daha Rabbime hamd ediyorum. Üç senedir ısrarla hak ve adalet müdafiliği yaptığıma… Evet, bugün hava, ekmek ve su kadar adalete muhtacız. Allah’ı hoşnutsuz kılacak her şey adaletsizliktir, Allah’ın hukukunu çiğnemektir. “Allah adildir, adil olanları sever.” Allah’a yakın olmak isteyenler imandan sonra aklını, fikrini, düşüncesini adaletin dosdoğru çizgisine bıraksınlar. Gözleri bağlı olarak failleri görmeden fiile odaklanıp haklı ile haksızı ayırmak için ceht göstersinler. Çünkü bilmeden birine/birilerine yapacağımız haksızlığın ceremesini bu dünyada çekemesek bile öte dünyada çekeceğimiz muhakkak.

Onun için de milyonlarca insanın, göreceği, seyredeceği, okuyacağı ve ona göre bir karara/hükme varacağı bir hususu/konuyu paylaşmadan önce kılı kırk yarmak gerekiyor. Allah’a saygı bunu gerektiriyor.

Çünkü ahrete, hesap gününe, gerçek adaletin tecelli edeceği mahkemede yargılanacağımıza ve neticede ya cennet veya cehennem ile karşılık bulacağımıza iman ediyoruz.

“Ey iman edenler, adil şahitler olarak, Allah için, hakkı ayakta tutun. Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletten alıkoymasın. Adalet yapın. O, takvaya daha yakındır. Allah’tan korkup-sakının. Şüphesiz Allah, yapmakta olduklarınızdan haberi olandır.” (Maide-8)

Adil şahitlik evvelemirde sevdikleri, yakınları, taraftarları, cemaatleri için değil yalnız inandıkları Allah için hakkı ayakta tutacaklar, sevmediklerine, nefret ettiklerine, düşman bellediklerine, kinlendiklerine karşı yine Allah için adil olacaklar. Mümini cennete götürecek en büyük amellerden birisi, her daim ve her yerde Allah’ın denetimi altında olduğumuzu unutmadan bu şuur içerisinde davranabilmek. Yapabilenlere, başarabilenlere selam olsun…

Allah, Nisa 105-115 arası on ayetini bir Yahudinin hukukunu korumak için göndermiştir. Bu ayetlerle Hz. Peygamberin adaleti tayindeki müşkülatına dair sert bir uyarı var:

ALLAH’ın sana gösterdiği şekilde insanlar arasında hükmedesin diye sana Kitab’ı hak ile indirdik. Hainlerin savunucusu olma. (Nisa :107)

Peki, burada Hz. Peygamberi yanıltmaya çalışanlar kim: Bir gurup Müslüman…

Aleyhine kumpas kurdukları kim: Medineli bir Yahudi…

Yanıltılma sonucunda Müslüman tarafın lehine oluşan kanaate karşılık uyarılan kim: Allah’ın Resulü,

Uyarının sertlik derecesi: “Hainlerin savunucusu olma”

Yani demek istediğim şu: Çok emin olduğumuz bir konuda bile “Acaba, acaba şu ihtimal de olabilir mi?” diye kılı kırk yarmaktır.

Bunun içinde bütün sosyal hadiselerde büyük pencereden bakıp bütüncül bir bakışla, vuku bulan olayın sebep-sonuç (kozalite) ilişkisine bakmak gerekiyor. Hangi sebepler, hangi sonuçları hâsıl etti? Sonucu hasıl eden temel sebepler nelerdir? Sonuç üzerinde ne kadar etki hâsıl etmiştir? Allah’a tam bir teslimiyetle, bütün ön yargılardan, hissiyattan, duygusallıktan sıyrılarak Allah’ın huzurunda namaza duruyormuşçasına tam bir şuur ve endişe (yanlış mı doğru mu yapıyorum/söylüyorum endişesi) ile sonucu bağlamından koparmadan ve muhtevasından bağımsız bir şekilde değerlendirmeden “Efradını cami, ağyarını mani bir sonuca/hükme varmaktır. Bu niyet ve şuur içerisinde olursak Allah’ın, Resulüne vahiyle işaret ettiği hakikati bize de Kur’an’ın nuruyla ihsas edecektir.

Bunları Okudunuz Mu?

Yorum Bırak

This website uses cookies to improve your experience. Accept