Toplum olarak bugün en çok ekonomik kayıplarımızı konuşuyor ve kahırlanıyoruz. Elbette bu kayıplar önemsiz değil. Halbuki telafi imkanı çok zor olacak ve belki yarım veya bir asrı alacak olan insani değer kaybını, yozlaşmasını tam olarak fotoğraflama imkanı olmuş olsaydı, o trajik görüntü karşısında feryadı figan edip kendimizden geçerdik.
Hz. Peygamberden rivayet edilen bir hadiste; “Benim bildiklerimi bilmiş olsaydınız az güler çok ağlardınız.” diye ifade buyuruyor. Hz. Peygamberin neyi bildiğini bilmiyoruz. Bize çok düşkün olan Hz. Resul, ağzımızın tadı daha fazla kaçmasın diye de, sadece kendisi ile sınırlı olan bu gaybi bilgiyi de sinesinde gizli tutmuştur; paylaşmamıştır. Belki de Allah’ın muradı öyleydi. Allahüalem…
“Size kendi aranızdan öyle bir peygamber geldi ki sıkıntıya düşmeniz O’na çok ağır gelir. Kalbi sizin için titrer, müminlere karşı pek şefkatli ve merhametlidir.” (Tevbe, 9/128)
Bugün bizim için gaybi olmayan ve ayniyle vaki olan bu toplumsal dönüşümü, yozlaşmayı, ahlakı dejenerasyonu görmek için sosyolog, psikolog, ilahiyatçı v.b. uzmanlık gerektiren mesleklere mensup olmaya gerek yok. Dinli, dinsiz vasat her insanın görebileceği netlikle bir sosyal dönüşümle karşı karşıyayız. Bunu görmeyen göz; işitmeyen kulak; yorumlamayan akıl görüntüde varsa da hakikatte yok hükmündedirler.