Günlük siyaset dili üzerinden polemik oluşturacak tartışmalara girmeyeyim diye kendimi zorluyorum. Fakat akla ziyan o kadar değerlendirme ve yorum var ki bir şeyler söylememek mümkün değil.
Bir defa, bu seçimin sonuçlarını ‘İslam’ın veya Müslümanların varlık ve bekası’ olarak görenleri veya görmek isteyenleri, parti taassubu ile parti=İslam olarak göstermeye çalışanları hayretle ve üzüntü ile izliyorum.
AKP de diğer partiler gibi seküler hukuk sistemi içerisinde siyaset yapan, parti kadrosunda İslamcısından tutun da, emlakçısına, müteahhidine, din bezirgânına, günlük menfaat kollayıcısına, cemaat ve topluluk ihyacısına, laikine, gayrimüslimine kadar her çeşit insanın bulunduğu bir siyasi organizasyon.
Kendi başarısızlıklarımızı, Rabbimizin hoşuna gitmeyecek onca tutum ve davranışımızı es geçerek, görmezden gelerek seçim sonuçlarını bazı Müslümanların ihaneti olarak görmek, inanıyorum ki bir gaflet tezahürü değilse, dine ve dindarlara ihanettir. Din, hâşâ sizin partiniz ile var olmadığı gibi, partiniz olmadan varlığını idame edemeyecek de değildir. Bir defa bu kafa yapısını tashih edelim. Bu çok tehlikeli bir sapmadır.
Efendim bu sonuçlardan kim daha memnun olur? Sıralıyor: ABD, İsrail, Yahudiler, Neo-Con’lar vb,vb,vb…
Eee be kardeşim, bir zamanlar ABD ile stratejik müttefikken, Büyük Ortadoğu Projesinin (BOP) Eş Başkanlığını yürütürken ABD cici müttefik idi.
ABD’deki Yahudi lobileri ile dostane ilişkiler içerisindeyken, karşılıklı flört edilirken, onların ödüllerine, alkışlarına ve taltiflerine mazhar olurken aklınız neredeydi? O zaman; “Yahudilerle iyi ilişkiler içerisinde olunmazsa Türkiye’de rahat siyaset yürütülemez” dediğiniz günleri ne çabuk unuttunuz. O zaman Yahudilerle ilişkileri iyi tutmak siyasetinizin en önemli stratejilerinden birisiydi…
AB ile ilişkiler, AKP hükümetinin vazgeçilmez rotası idi. Karşılıklı övgülerin gırla gittiği dönemler ve meşhur tapınağın önünde akdedilen anlaşma günlerinde AB vazgeçilmezdi. Rotamız Avrupa idi.
İsrail ile hükümetin ekonomik ilişki düzeylerine girmeye bile gerek duymuyorum.
ABD ve Avrupa basınının övgü dolu yazı, makale ve yorumlarının söz konusu olduğu günlerde “her yerden taktir görüyoruz” sevinci ve mutluluğunu yaşıyordunuz.
Şimdi bunların hepsini unutup bugün şu veya bu şekilde Ak Parti’ye oy vermeyen Müslüman kitleyi bu sıraladıklarım üzerinden hain ve düşman ilan ediyorsunuz.
Efendim Müslümanlık adına güzel şeyler yapılmadı mı? Elbette yapacaklar kardeşim. Bunun büyütülecek neyi var? Bu milletin yarım asırlık bir mücadelesi var. Cemaatleriyle, cemiyetleriyle, topluluklarıyla, teşkilatlarıyla yürüttükleri yarım asırlık bir mücadele. Uğrunda o kadar insanın gençliklerini feda ettikleri, darağaçlarında ve kodeslerde hayatlarını yitirdikleri, her türlü zulme ve yoksunluğa katlandıkları bir siyasi mücadelenin semeresidir bu gün bu hükümet. Bu millet onun için bu harekete %50’nin üzerinde destek verdi. Yaptığınız hayırlı işleri alkışladı, destekledi. Ve bu destek oya tahvil edildi.
O gün milli irade tecelli etti diyordunuz, bu gün ne oldu da şer’i irade tecelli etti gibi bir kanaate varıyorsunuz?
Efendim, niçin diğerlerini değil de daha ziyade Ak Parti’yi eleştiriyorsunuz?
Cevabım: Benim bugüne kadar mecliste temsil edilen diğer partilerin siyasetlerine, değerlerine bir katkım olmadı ki onların siyaset süreçleri ile ilgili bir şeyler söylemeye hakkım olsun. Eğer onlar iktidar mührünü taşıyacak olurlarsa merak etmeyin yine onların da karşısında hakkı ve adaleti savunurum. Dediğim gibi Ak Parti’nin dayandığı siyasi taban, bu milletin elli yıllık birikimidir. Elbette bu birikime sahip çıkmak, yoldan çıkma emareleri söz konusu ise herkesten önce onu ikaz etmek, tedip etmek hakkımızdır herhalde.
Efendim, okullarda ve kamu da başörtüsü serbestisi, eğitimde 4+4+4 sisteminin getirilmesi, okullarda Kur’an, siyer derslerinin konulması, imam hatip okullarının önlerindeki bariyerlerin kaldırılması, sayılarının çoğaltılması, Câmi ve Kur’an kursları inşası, İslami cemaat ve topluluklara sosyal ve iktisadi imkânların sunulması vb. Bunların hepsi doğru. Bunların mahiyetleri, sunuş usulleri ve verimleri ayrı bir müzakere konusu. Ancak, eksiği, kusuru ve yanlışı ile bu millet bu eğilimi görmemiş olsaydı zaten ilk seçimde sizleri alaşağı ederdi. Bunun yarım yamalığına %50, sahicisine inanmış olsaydı % 60-70 destek verirdi.
Peki, bu millet bugün bu inancını yitirdi mi de bu kadar desteğini aşağıya çekti? Ha bu arada bir şey daha söyleyeyim; eğer algı operasyonları ile aldatılmamış olsaydı, kamu imkânları ile güçlendirilmiş propaganda imkânları olmamış olsaydı, yani işin doğrusu adil ve dürüst bir seçim kampanyası söz konusu olsaydı bugün bu sonucu da göremeyebilirdi AKP. Evet, bu millet bu kadar dezenformasyona rağmen önemli bir uyarı yaptı.
Eğer bu uyarı, bu mesaj da bir takım algı oyunları ile ters yüz edilirse –ki eğilim öyle gözüküyor- ancak kendinizi kandırmış olursunuz.
Bugüne kadar bazı mülahazalarla yanlışları, hataları çok fazla dillendirmedik, sustuk. Ancak, bu gün artık mızrak çuvala sığmaz oldu. Ak Parti’nin geleceğini, İslam’ın geleceği gibi görenler kusura bakmasınlar çok net ifade edeceğim; aslında büyük bir ekseriyet için Ak Parti’nin geleceğinde kendi geleceğini gördükleri için, yani hani o meşhur “biz varsak siz varsınız” ifadesi var ya tam da o. Bu dönemde birçok insan iri veya ufak, haklı veya haksız sosyal ve iktisadi edinimler elde ettiler. Bunların ellerinden uçup gidebileceği ihtimali bu arkadaşları acı acı düşündürmektedir. İşlerini, güçlerini kaybederlerse, ekmekleri ufalanırsa aç kalacakları korkusuna kapılmışlardır. Yani önemli bir kesim için mesele tamamen duygusaldır(!).
Ee be kardeşim hükümet haktan, adaletten uzaklaştığında Allah için sesini çıkartmazsınız.
Tüyü bitmemiş yetimin hakkına kastedildiği zaman, susarsınız.
Beytülmalden haksız ve hukuksuz bir şekilde bir şeyler tırtıklandığı zaman, diliniz lal olur susarsınız.
Birileri dinin mübarek değerleri ile alay eder (bakara, makara) onu sırtınızda taşır, balkonlarınızda aynı fotoğraf karesinde yer verirsiniz.
Bu memleketin bakanı çıkar Hz. Peygambere dil uzatır, susarsınız.
Ak Parti ve liderine kutsiyet atfeden o kadar ifade ve beyan söz konusu olur, susarsınız.
Gayretullaha dokunacak o kadar hadise söz konusu olur, parti için Rabbinizi gücendirirsiniz.
Bu fecaatler işlenirken ‘İslam, Kur’an, Peygamber’ aklınıza gelmez de Ak Parti seçimi kaybedince mi bunları akledersiniz?
Gelin kardeşim bir defa da olsun yiğitlik gösterin. Aslında “Çoğumuzun derdi ‘İslam’ değil, onun üzerinden yitirme endişesi duyduğumuz dünyalıklarımız, mevki ve makamlarımız” deyiverin.
Ne kadar zamandır ısrarla bir soru soruyorum. Ya es geçiliyor, ya da dolambaçlı cevaplar veriliyor. Kardeşim soru açık; 2003 yılından bu güne nicelik olarak değil nitelik olarak ‘İslami hayat’ daha iyiye mi evirildi, yoksa tersi mi oldu? Kendi üzerinizde, eşiniz, çocuklarınız, yakınlarınız, bağlılarınız, okullarınızdaki öğrenciler, gençlik, kadın üzerinden bakın bakalım ne görüyorsunuz. Çarşıda, pazarda hangi manzaralarla karşılaşıyorsunuz? Gelin yiğitçe, dürüstçe bu soruya cevap verin. İlminiz el vermiyorsa başta Diyanet İşleri Başkanı Sayın Mehmet GÖRMEZ dâhil olmak üzere yüzlerce otoritenin kanaatlerine, yorumlarına müracaat edin. Google arama motorundan girdiğinizde rahatlıkla bu yorumları göreceksiniz. Peki, o zaman adama sorarlar: Eğer bu gidişat bu zeminde devam edecek olursa beş veya on sene sonra dini yaşamın hali ne olacak?
Her şeyden önce, insana hizmet için araç olmanın ötesinde anlamı olmayan bir partiyi, din üzerinden kutsamaya hangi değer ve kıstaslar üzerinden varıyorsunuz?
Sonuç olarak ‘Din ve dinin mübarek saydığı değerler’ üzerinden siyasi başarı devşirmeye kalkışmayalım. Toplumu ne kadar adil yönettiğiniz, toplumsal kesimler arasındaki gelir dağılımını ne kadar adil hale getirdiğiniz, toplumsal katmanlar arasında nefret değil ne kadar barışa katkıda bulunduğunuz, özgürlük, hürriyet ikliminin oluşmasına ne kadar zemin hazırladığınız benim için geçer akçedir.
Merak etmeyin, İslam hiçbir partinin, hiçbir etnik unsurun tekeline girmeyecek kadar ekmel bir dindir. Bu dinin sizden beklediği şey; ümmete, insanlığa adaletle hükmetmektir. Dinin gelişmesi de bu iklimde neşvü neva bulur. Sadece insanlığın iyiyi, güzeli, hayrı arama mücadelesinin önündeki bariyerleri kaldırın. İnsana güvenin ve inanın. Onun hürriyetini mübarek bilin.
Bak bahçenizde beslediğiniz mahallenin yaramaz çocukları bağırmaya, günah çıkarmaya başladılar bile. Bu güne kadar susanlar veya yarım ağız konuşanlara cesaret geldi. İtiraflarda bulunmaya başladılar. Hâlbuki bu iklimin oluşmasında hepinizin vebali söz konusu. İşte bir örnek:
http://www.yenisafak.com.tr/yazarlar/ismailkilicarslan/nicin-oldu-bu-2012320