Az çok İslami öğrenimleri olan insanların, İslam inancındaki sebep-sonuç ilişkisini doğru ve isabetli okumaları ve yorumlamaları beklenir. Yani, bir hadisenin sadece sonuçlarını dile getirerek ve belli, belirsiz birtakım suçlamalarda bulunarak vicdanı rahatlatmış olma kolaycılığına düşmemeleri beklenir.
Ancak öyle değil; bir şeyi taşlıyorlar ama taşladıkları şey fail değil fiilin neticeleri oluyor. Taşlar tamamen karavanaya gidiyor. Dolayısıyla hiçbir taş hedefe varmıyor. Tıpkı Hac görevi sırasında yapılan şeytan taşlaması gibi. Sanki karşısında gerçekten bir şeytan figürü varmış gibi bütün gücüyle taşlıyor. Bazen hızını alamıyor, ayağındaki terliği fırlatıyor. Halbuki buradaki temel mantık, insanı Allah’tan, gerçeklikten uzaklaştıran enfusteki şeytani duyguların taşlanmasıdır. Aslında nefsimizdekileri taşlıyoruz. Evet, sebeplere istinat etmeyen sonuçlar muallaktadır; ayakları yere değmemektedir.
Bu ülkede nevzuhur bir İslam anlayışı gelişiyor. Akıldan, tefekkürden, düşünceden, fikirden mahrum ve sadece karşıtlık üzerine kurulu reaksiyoner bir din anlayışı gittikçe yaygınlaşıyor. “Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan milyonlar yetişiyor.”
Bu nevzuhur prototipte, Güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderilen Peygamber ahlakından bir numune / bir eser göremiyorsunuz.
Bırakınız onların hallerine bakıp, imrenip Müslüman olmayı; tam aksi onların hallerine bakıp “eğer din bunların yaşadıklarıysa biz bu dinden değiliz” deyip dinden fersah fersah kaçıyorlar.
Az çok dindar olma gayreti içerisinde olan birisi olarak ben bile bazı hallerine tanıklık ettikçe gerçekten iğreniyorum. Hani sonradan Müslüman olan bazı insanların itiraflarında ifade ettikleri gibi…
Ne demişlerdi? “Eğer İslam’ı kitaptan veya sair başka kaynaklardan öğrenmeden, tanımadan önce Müslümanların hallerini görmüş olsaydım herhalde Müslüman olmazdım.”
Bu inançsal savrulmanın; erozyonun sebepleri çok aşikarken sadece sonuçları taşlamanın temel iki saikı olabilir; ya gerçekten akletme yetilerini tamamen kaybettiler, ya da sebeplerin faillerine kıyamadıkları için tevillerde bulunuyorlar.
Bu bahis konusu ettiğimiz nevzuhur prototip sadece bugünler için değil; gelecekte de bu toplumun sosyal, siyasal ve dini hayatı için ciddi potansiyel bir tehlike…”