SIĞINDIĞIMIZ DIŞ GÜÇLER VE ÜST AKIL MAZERETİ

by Fahrettin Dağlı
Çocukluğumdan bu yana içinde büyüdüğüm muhafazakâr camianın, her olayın altında mutlaka “dış güçler veya üst akıl” araması hepimizin ruhuna işlemiş. Sivil veya siyasal çalışmalarımızda karşılaştığımız başarısızlıklarımızı izah ettiğimiz veya içine sığındığımız en kolay mazeret… “Aslında biz kendi uhdemize düşeni yaptık ama o görünmez dış öcüler devreye girdi. Her şeyi bozdu!”
Yanlış anlaşılmasın dış güçler dediğimiz entelijansiya ve istihbarat örgütlerinin faaliyetlerini inkar ediyor değilim. Küçümsüyor de değilim. Elbette önemlidir ve mutlaka dikkate alınmalıdır.
Zaten siyaset üst aklı gerektiriyor. Yani siyasi faaliyetiniz ilme, tecrübeye isnat etmeli, ehil ve yetkin kadroların rehberliğinde hedefe koşullanmalıdır. O bizi öcü gibi korkuttuğunuz üst akıldan daha üstte bir akılla siyasetinizi dizayn etmemişseniz her an müdahaleye açıksınız demektir. Aklınızı, fikrinizi dışarıdan gelebilecek bu yabancı menşeli virüslere karşı koruyamamışsanız tabii olarak her zaman tehlikeye maruz kalabilirsiniz. Üstünlük akılda, hikmette, tecrübede, kuvvet ve cesarettedir. Bunların tahkim ettiği bir siyaset kolay kolay dış müdahalelere pabuç bırakmaz. Refleksini anında geliştirerek müdahalelerin önüne geçer.
Aslında işin bam teli şu: Biz kendi uhdemize düşeni, işin gereği olan disiplinler muvacehesinde yerine getiremediğimizden dolayı bu kolaycı mazeretlere sığınıyoruz. Malum Allah kitabında “…Bir toplum kendi durumlarını değiştirmedikçe, ALLAH onların durumlarını değiştirmez…” Rad:11) Yani, siz nefsinizde olan iyi hallerinizi çoğaltırsanız üzerinizdeki nimet artar. Tersinden eğer azaltırsanız da üzerinizdeki nimet azılır. Bu nimet sosyal, siyasal ve iktisadi boyutları olan nimetlerdir.
Yine malum Rasûlullah da bir hadisinde bu durumu haber veriyor:
“Yakında milletler yemek yiyenlerin (başkalarını) çanaklarına (sofralarına) davet ettikleri gibi size karşı (savaşmak için) biri birlerini davet edecekler.”
Birisi: “Bu o gün bizim azlığımızdan dolayı mı olacak?” dedi.
Rasûlullah, “Hayır, aksine siz o gün kalabalık fakat selin önündeki çerçöp gibi zayıf olacaksınız. Allah düşmanlarınızın gönlünden sizden korkma hissini çekip alacak ve sizin gönlünüze de vehn atacak” buyurdu.
Yine bir adam: Vehn nedir? ya Rasûlullah diye sorunca:
“Vehn, dünyayı (fazlaca) sevmek ve ölümü kötü görmektir” buyurdu.
Yani dünyevileşme hastalığına yakalanacak olursanız bunlar başınıza gelecek.
Ne dersiniz bugün yaşadığımız bundan farklı mı? Kim bilir belki de Rasûlullah bizi işaret ediyordu.

Bunları Okudunuz Mu?

Yorum Bırak

This website uses cookies to improve your experience. Accept