Adalet (Hukuk) İnşa Edilmeden Gelişme mi Bekliyorsunuz?

by Fahrettin Dağlı

Son günlerde dikkat CB Erdoğan’ın kuracağı yeni kabineye odaklandı. Ve en fazla da “ekonomiden sorumlu bakan kim olacak?” sorusu tartışılıyor. Bu meyanda ismi en çok telaffuz edilen de eski bakanlardan Mehmet Şimşek.

Bu anlamda medyada çok yoğun tartışmalar, derin analizler ve yorumlar yapılmakta. Dinlerken ağlayayım mı, güleyim mi bilemiyorum. Bu nasıl bir akıl ve muhakeme? Tabii ki bunun da derin izahları var. Ben sadece sathi olarak şu kadarını ifade edeyim: İnsanın, toplumun, varlık aleminin tabi olduğu yasalardan habersiz olanlar, bilemeyenler, subjektif akıl yürütmelerle bir takım sonuçlara varmaktadırlar. Halbuki gelişmiş toplumlar bu kanunları keşfederek neyin neye tekabül ettiğini, neyin neye sebep olduğunu; hangi gelişmelerin neleri doğurabileceğini biliyorlar ve sistemlerini de bu hakikatin üzerinde inşa ediyorlar.

Zaman zaman ve belki de bıktırırcasına kendimce birtakım hakikatleri tekrarlıyorum. Haliyle bazı dostlar buna sitem etmekteler. “Niye her şeyi götürüp dine dayandırıyorsunuz?” Dinin siyasette bu derece de propaganda malzemesi olarak kullanıldığı bir zamanda insanların böyle düşünmelerini de çok yadırgamıyorum. Bir müslüman olarak elbette Allah’tan geldiğine inandığım / iman ettiğim Kitabı (Kur’an’ı) okuyorum ve okuduklarımın üzerinde tefekkür ederek zamanımıza dair mesajlarının ne olduğu üzerinde imal-i fikr etmeye çalışıyorum. Allah, Kitabında varlık aleminin tabi olduğu yasaları bize açıkça bildiriyor. İnanıyorum ki, yeryüzünde karşılaştığımız her hadisenin mikro seviyede de olsa kutsal kitabımızda bir karşılığı bulunmaktadır. Buna da ancak ilim, hikmet sahipleri nüfuz ederler, anlarlar.

Kitapta öyle bir ayet var ki, yaşadığımız çok şeyi izah ediyor. Yaşanılanların hiçbirisinin tesadüf olmadığını, bir sebep-sonuç ilişkisinin bulunduğunu bize haber veriyor.

“…Bir toplum kendi durumlarını değiştirmedikçe Allah onların durumlarını değiştirip bozmayacaktır…” (Rad:11)

İşte çok önemli bir yasa. Cevdet Said gibi bir alim bu ayetin mahiyeti ile ilgili kitaplar yazmış. Birçok mütefekkir de bu ayet üzerine makaleler / risaleler kaleme almış, sosyal ve ekonomik yasaların nasıl işlediğini tafsilatlı bir şekilde anlatmışlar.

Evet, Allah Kitabında toplumları özgür bıraktığını; herkesin tutum ve davranışlarına göre karşılık bulacağını bize bildiriyor. Adeta “ne ekerseniz günün sonunda onu biçersiniz” diye ifade buyuruyor. Kozaliteye (sebep-sonuç ilişkisine) işaret buyuruyor. Bütün toplumlar tercihlerinin, yönelimlerinin karşılığını bulacaklar. Aynı sebepler, aynı sonuçları doğurur. Sünnetullahın böyle gerçekleştiğini bile bile mucize beklemenin anlamı yok. “Niye böyle oldu?” sorusu yerine “ne yaptık ki, sonucu böyle oldu?” diye sorarak doğru bir çıkarım yapılabilir ancak.

Bakınız Kitap’tan bir karşılık…

“Yetim, rüştüne erinceye kadar, onun malına en güzel yolun dışında yaklaşmayın. Ölçüyü ve tartıyı, tam ve doğru yapın (Yani, hakkın, hukukun gereğini yapın). Biz, herkese ancak gücünün yettiği kadarını yükleriz. Hakkında konuştuğunuz kimse, akrabanız bile olsa, yine doğruyu söyleyin. Ve Allah’a verdiğiniz sözü tutun. İşte bunlar Allah’ın size emrettikleridir. Umulur ki düşünüp, anlarsınız. (En’am:152)

Hz. Peygamber bu ayette sözü edilen günahların, dünyada verilen acil cezaları hakkında şunları söylüyor: “Bir toplumda, beytü’l maldan (kamu malından) hırsızlık ortaya çıkarsa, Allah onların kalplerini korkuyla doldurur (yani dilediği şekilde sebeplerini yaratır ve o ülkede güvenlik duygusunu ortadan kaldırır). Bir toplumda zina yayıldı mı, orada ölümler çoğalır. Bir toplum, ölçü ve tartıyı eksik yapmaya başladı mı (yani hukuktan/adaletten uzaklaşırlarsa), rızıkları kesilir (fakirleşirler, yoksullaşırlar). Bir toplum haktan, hukuktan başkasıyla yönetildi mi aralarında kan dökme yaygınlaşır. Bir toplum (Allah’a verdiği) sözü bozdu mu, ALLAH da üzerlerine düşmanı musallat eder. (İnsanlara Allah adı anılarak verilen söz da aynı hükümdedir.)”

Bir başka ayet ve buna munzam hadisler:

Onlar, yaptıkları kötülüklerden birbirlerini engellemiyorlardı. Andolsun bu ne kötü bir şeydi! (Maide:79)

Bu konuyla ilgili birkaç hadis:

“Canım kudret elinde olan ALLAH’a yemin olsun ki, ya iyiliği öğütleyip kötülüğe engel olur, zalimi yaptığından vazgeçirir ve onu hakka boyun eğdirirsiniz ya da ALLAH sizin kalplerinizi birbirinden nefret ettirir de birbirinize düşersiniz ve İsrailoğulları’na lanet ettiği gibi sizi de lanetine uğratır. Ve diğer bir rivayetle ‘ya da ALLAH çok yakında katından size bir azap gönderir de o azabı kaldırması için ALLAH’a yalvarırsınız, fakat duanız kabul edilmez.”,

“İçinizden kim bir kötülük görürse, ona eliyle engel olsun. Eğer buna gücü yetmiyorsa diliyle engel olmaya çalışsın. Eğer buna da gücü yetmiyorsa, kalbiyle ondan nefret etsin, uzak dursun. Bu da imanın en zayıf halidir.”

“Şüphesiz ki ALLAH, bazı kişilerin işledikleri günahlar yüzünden bütün insanları cezalandırmaz. Ancak bütün insanlar aralarında kötülüğün yayıldığını görür de ona mani olmaya güçleri yettiği halde, bunu yapmazlarsa o zaman bir kısmınızın işlediği günahlar yüzünden hepinizi cezalandırır.”,

“Dikkat edin, insanlardan çekinmeniz, sakın bir kişinin hak bildiği şeyi söylemesine engel olmasın.”,

“Cihadın en üstünü, zalim yöneticinin karşısında hakkı söylemektir.”

İşte özgür tercihimizle ya bu ayetlerin gereği yapacağız ya da yapmamakla hak ettiğimiz karşılığı bulacağız. Hiç kaçamağı yok.

Allah’ın sözü üzerine söz söylemek yakışık almaz. Haddimi aşmadan bugünümüze dair şu sonuca vararak sözümü sonlandıracağım:

Her türlü sosyal ve ekonomik sıkıntılardan, yoksulluklardan / yoksunluklardan düze mi çıkmak istiyoruz; her türlü ihtilaftan barışa mı inkılap etmek istiyoruz; sağlık, sıhhat ve afiyet mi bulmak istiyoruz? O zaman bunu hak edecek bir toplumsal dönüşüme acil ihtiyacımız var. Haktan, hukuktan yana eşit, adil, amasız, fakatsız bir hukuk devleti anlayışı inşa etmeliyiz. Yöneticilerimizin inancı, ideolojileri ne olursa olsun onların hakka ve adalete muhalif olan söz ve eylemlerine karşı duracağız. Onlara hakkı ve adaleti hatırlatacağız. Bunu yaptık mı, hemen sonuçlarını görmeye başlayacağız, dualarımız, dileklerimiz karşılıksız kalmayacak. Var mısınız bu kararlı ve inançlı duruşa?

Bunları Okudunuz Mu?

Yorum Bırak

This website uses cookies to improve your experience. Accept