ADALETSİZLİK / HUKUKSUZLUK, GÜVENSİZLİK SEBEP; ENFLASYON, MUTSUZLUK, HUZURSUZLUK, TERÖR, AHLAKİ EROZYON VS. SONUÇ…

by Fahrettin Dağlı

Paranoya mı; yoksa başka bir şey mi dersiniz, son zamanlarda ciddi ciddi şunu düşünmeye başladım; bu ülkeyi yoksulluğa mahkum etmek isteyenler var. Ya bunu bilinçli olarak yapıyorlar veyahut da çok büyük bir oyunun parçası haline gelmişler.

Türkiye’nin şu an yaşadığı ekonomik bunalımın sebeplerini bilmek için ekonomist olmaya gerek yok. Çok büyük bir muhakeme gücüne sahip olmayı da gerektirmiyor. Az çok toplumla ilişkili bulunan; iktisadi faaliyetleri izleyen herkesin rahatlıkla çözebileceği problemleri yaşıyoruz.

Hızlı süreç, MB’nin politika faizini 1-2 puan düşürülmesi ile başladı. Ve ondan sonra bütün iktisadi değerler tepetaklak oldu. Bir daha istikrar bulamadı.

Kendi itiraflarıyla, “artık TL daha fazla değer kaybetmeyecek. Çünkü gelebileceği en düşük seviyeye geldi” demişlerdi. Ancak bu son 2-3 gün gördük ki, dedikleri gibi de olmadı. Dövizin ateşi yine yükselmeye devam etti. Bu ateş bir türlü söndürülemiyor. Nasıl geçen yıl Akdeniz ormanlarının ateşinin önüne geçilmediyse ve o kadar ormanlık alan yanıp kül olmuşsa bugün aynı şekilde ekonominin de ateşi söndürülemiyor. Korkarım halkın elindeki 3-5 kuruşu da kül olup gidecek. Bütün değerler bıçak sırtı. İyiye gideceğine dair hiçbir emare yok. Halkın umutlarını gelecek tarihlere (2023-2053-2071) ötelemenin dışında halkla paylaşılan hiçbir eylem planı ve projeleri de yok.

“Faizin Nassa aykırı” olduğu söylemi / mazereti de artık para etmiyor. Az çok muhakeme kabiliyetine sahip olan herkes şunu idrak etmiştir; MB politika faizi oranının %16 dan, %14’e düşürülmesinin Nass açısından nasıl bir izahı olabilir? Faiz, faizdir. %16’sı da faizdir; %14’ü de… Zaten daha sonra icat ettikleri “döviz endeksli mevduat hesabıyla” da söylemlerinin tam aksine faizin alasını uygulamaya başladılar. Evet, bu söylem de koskoca bir aldatmacadan başka bir şey değildi. Halen bunu fark etmeyen insanların sadece aklına acırım.

Dış güçler, faiz lobisi gibi söylemler de yine koca bir aldatmacadır. Dış güçler hep var oldular ve var olmaya da devam edecekler. İç piyasada olduğu gibi dış piyasalarda da rekabet olacaktır. Bu da bütün ülkeler için geçerlidir. Bugün eğer o dış güçler veya faiz lobileri dediğiniz mihraklar sizin ekonomik değerleriniz üzerinde oynuyorlarsa o zaman yine kendinize dönün ve şu soruyu kendinize sorun; “Bizim zayıf tarafımız ne ki, bu insanlar oradan girip bizim iç piyasamıza müdahale edebiliyorlar ve değerlerimizle oynayabiliyorlar?”

Sözü buraya getirmişken mevzuyla alakalı meşhur “vehn” hadisini nakletmiş olayım;

Hazreti Peygamber bir gün arkadaşlarıyla otururken onlara şöyle bir haber veriyor:

Öyle bir gün gelecek ki, kuşların sofralara üşüştüğü gibi ecnebiler de üzerinize öyle üşüşecekler ve o gün suyun önündeki çerçöp gibi dağılıp gideceksiniz.”

Bunu duyan sahabe hemen Hz. Peygambere sorar; Ya Rasulallah o gün sayıca az mı olacağız?

Cevabı: Hayır, tam aksi çok olacaksınız. Ama kalplerinizi “vehn” kaplayacak.

Bazı kavramlar bizzat Allah tarafından inşa edildiği için oradaki hazirun, “vehn”in ne anlama geldiğini bilmediler ve sordular; “Ya Resullullah vehn nedir?

Cevap: Dünya sevgisi ve ölüm korkusu.

Tam da bugünümüzün problemine işaret ediyor. Dünya sevgisi denilen şey, bugün kullandığımız haliyle, “dünyevileşmedir”. Ölüm korkusu ise, bu dünyanın nimetlerinden mahrum kalma endişesidir.

Evet, yine mevzu ile ilgili bir kıssa daha nakledeyim; Emevilerin zalim halifelerinden birisi, dönemin âlimlerinden birisine sorar; “ben ölümden çok korkuyorum acep nedendir?”

Aldığı cevap: “Sen dünyanı mâmur; ahretini berbat ettin. Dolayısıyla, mamur bir diyardan berbat / harap bir diyara göç etmek istemiyorsun. Bu kadar basit.”

İktidar aktörleri de, kendileri, yakınları ve çevreleri için iktidarı o kadar konforlu hale getirdiler ki, vazgeçmek, ondan kopmak adeta imkansız. İktidarlarını korumak / kaybetmemek için ne yazık ki her türlü gayri adil uygulamaya başvurabiliyorlar.

Halbuki eğer bulundukları makamlara pamuk ipliğiyle bağlı olmuş olsalardı; “iyisiyle, kötüsüyle; doğrusuyla, eğrisiyle bir şeyler yapmaya çalıştık; ötesi milletin takdiridir. Tekrar seçer veya seçmez, onun bileceği şeydir.” diyerek her an iktidar emanetini teslim etmeye hazır halde olurlardı. “Benden buraya kadar; daha iyisini yapma iddiasında olan varsa buyursunlar yapsınlar.” diyerek emaneti iade ederlerdi.

İktidarı, sadece adaletle idare etme anlamında bir nimet ama adaleti yerine getirememe korku ve endişesiyle de onu külfet olarak görürlerdi.

İşte bunu yapamadılar. Yapamayınca da ne yaptılar?

Geçmiş yanlışlarını, günahlarını, işledikleri haramları görünmez kılmak, unutturmak için veya yanlışı yanlışla kapatmak için ellerinden geleni yaptılar. Ve naklettiğim kıssada olduğu gibi işledikleri yanlışlarla, kötülüklerle dünyalarını mamur ama muhtemeldir ki, ahiretlerini de berbat ettiler.

Bağlandığınız şey -o her neyse- mutlaka bir gün elinizden çıkıp gidecek; ama burada asıl olan zillete düşmeden izzetle ayrılmaktır; emaneti teslim etmektir.

Sonuç olarak tekrar başlığa dönüyorum;

Vallahi de, billahi de, ekonomik ve sosyal bunalımlarımızın başat sebebi hukuksuzluktur, zulümdür. Düzeltilebilmesinin, tashih edilebilmesinin tek çaresi de hukuka geri dönmektir. Hukuku tüm kurum ve kurallarıyla işletmektir. Evrensel dünyanın kurumsallaştırdığı hukuk düzenini bu topraklarda cari hale getirmektir. Bir helalleşme süreci başlatıp, toplumun topyekûnun helalleşmesinin önünü açmak ve startını vermektir.

Bunu yaptığınız günün sonunda göreceksiniz, bütün olumsuz değerler bir gün içerisinde olumluya tebdil edecektir.

Elbette her disiplinin gerektirdiği teknik unsurlar vardır. Bunları inkâr etmiyorum; görmemezlikten de gelmiyorum. Ancak yapılacak ilk iş hukuk devletine geri dönmektir.

Hani Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ısrarla “faiz sebep, enflasyon sonuçtur” dediği motto cümleyi şöyle tashih edeyim; adaletsizlik, hukuksuzluk, güvensizlik sebep; enflasyon, yoksulluk, huzursuzluk, terör, ahlaki erozyon sonuçtur. Bunun dışındaki laf-ı güzaftır.

Bunları Okudunuz Mu?

Yorum Bırak

This website uses cookies to improve your experience. Accept