BM’nin en son verilerine göre 119 ülke arasında nüfusun en zengin %1’lik kesiminin ülkesindeki toplam gelirin en büyük oranına sahip olduğu 7. ülke Türkiye. Yani Türkiye’de nüfusun %1’lik kısmı toplam gelirin %23.4’üne sahip. Başka bir deyişle, gelir adaletsizliğinde dünya yedincisiyiz.
Elimde yeteri veri yok ama muhtemeldir ki, dünyada gelir dağılımı bölüşümündeki en büyük haksızlıklar Müslüman ülkelerde yaşanıyor.
Ne büyük çelişki, değil mi?
Bir dine inandığınızı iddia ediyorsunuz. Ki, o din kul hakkına girmeyi en ağır ve Cenabı Allah’ın bile affetmediği günahlardan sayıyor. Buna rağmen nasıl oluyor da İslam toplumları böyle bir günahla malul durumdalar?
Malum, mevcut iktidar her ne kadar başta gömleği çıkardığını ifade etmişse de milli görüş geleneğinden geliyor. Milli görüşün siyasi programının en önemli başlığı, “hakça düzen / adil düzendi.” Hep hatırlattığımız bir kanuniyet var; “insanlar iddialarıyla sınanırlar”; “Adil düzen dediniz; hakça bölüşüm dediniz. Buyurunuz, emanet kucağınızda; nasıl yapacaksanız gösterin!.” Kimse bu sınavdan muaf değil. Bu arkadaşlar da sınandılar ve kaybettiler. 19 yıllık iktidarlarının sonunda tablo/karne ortada. Dünyadaki 119 ülke arasında gelir dağılımındaki adaletsizlikte 7. sıradayız. Varın hesabı buna göre yapın!.
Böyle bir toplumda iyi, güzel ve hayırlı hangi gelişmeden bahis edilebilir? Mümkün mü?
Allah’ın adaletine iman ediyorsanız tersini iddia edemezsiniz.
Evet, bu sürecin kanuniyeti bu! Bir toplumda bu nispette haklar birbirine geçiyorsa; %1’lik bir kesim milli hâsılanın yaklaşık %25’ını gasp ediyorse orada huzursuzluk, cedelleşme, kavga, terör olur. İnsanların dünyaları da, ahiretleri de berbat olur.
Böyle bir iktisadi yapıdan ne bekleyebilirsiniz?
MB Başkanlarını değiştirmekle felah bulacağımızı mı zannediyoruz?
Faiz tek başına sebep mi, sonuç mu?
Bu meselelere en çok kafa yormaları ve sorgulamaları gerekenler müslümanlar olmalı değil miydi?
Bu vahim tablodan dolayı en çok da müslümanlık iddiasında bulunanların hesap sormaları gerekmez miydi?