CHP SOPASIYLA SAĞ SİYASETİ TERBİYE ETMEK

by Fahrettin Dağlı
Herkesin malumu olduğu üzere siyaset arenası seküler bir alan. Eğer bir siyasi parti olarak varsanız, Türkiye toplumuna yönelik bir siyaset programınız var ve dolayısıyla bu ülkenin vatandaşlarının hepsinin idaresine talipsiniz demektir. Sadece bir dini veya etnik unsuru öne çıkarıp siyaset yapmak mevzunun doğasına uygun değildir. “Biz iktidar olursak Müslümanlar veya Türkler rahat edecek; huzur bulacak” diye sınırlarsanız bu siyaset anlayışının ne ilmi ve ne de ahlaki bir izahı olur. Dolayısıyla siyaset bir yönetme, sevk ve idare sanatıdır. En azından toplumun topyekun huzur ve selametini sağlamayı ve garanti altına almayı taahhüt etmesi beklenir.
Topluma bu anlamda kim güven veriyorsa ve ikna edebiliyorsa; bu eminliği verebiliyorsa o iktidar namzedidir. Parti aktörlerinin kişisel ideolojik tercihleri sadece kendilerini bağlar, ilgilendirir. Biz vatandaşları ilgilendiren ciheti ise siyasetleridir.
Dediğim gibi, hak ve hürriyetlerimizi garanti altına alabiliyorlarsa;
Hakça ve adilce yönetebiliyorlarsa;
Toplumsal hasılayı eşit ve adil bir şekilde bölüştürebiliyorlarsa;
Haksızlıkların, hukuksuzlukların önüne geçebiliyorlarsa;
Kamu yönetiminde ehliyet ve liyakati gözetebiliyorlarsa;
Kamu malları ile ilgili her türlü yolsuzluğun ve usulsüzlüğün üzerine gidebiliyorlarsa;
Tüyü bitmemiş yetimlerin, zayıfların hak ve hukuklarını koruyabiliyorlarsa;
İnsanların ister bireysel ve isterlerse toplu bir şekilde inançlarını yaşama ve yayma hürriyetlerini önündeki engel ve bariyerleri kaldırabiliyorlarsa;
Ülkeyi şeffaf yönetebiliyorlarsa, yönetim kadrolarındaki insanların ideolojik tercihlerinin neler olduğu o kadar önemli değildir.
Bu girizgahtan sonra güncel konuşulan meseleyi getireyim sözü;
Malum, azınlıkta olsa dindar muhafazakar camiadan Ak Parti iktidarının politikalarına, uygulamalarına muhalif olan ve bu anlamda eleştiri ve tenkitlerini dillendiren insanlara Ak Partili bazı taraftarlarca şiddetli tenkitler, suçlamalar yapılmaktadır. Eğer iktidar partisini desteklemiyorsanız bu şu demektir; “Ondan sonraki iktidar adayı/namzedi ana muhalefet partisi CHP’dir. Ve zımnen onu destekliyorsunuz ve iktidara gelmesi için zemin hazırlıyorsunuz demektir.”
Daha ağır ve çirkin ifade ve ithamlar var ama ortamın nezahetini kaçırmamak için burada zikretmiyorum. Bu doğru mu ve dolayısıyla Müslümanca bir yaklaşım mı? Hayır! Yukarıda ifade ettim. Maddeler halinde sıraladığım hususlar aslında yeke yek İslam’ında umdeleridir. Batı’da her yıl yapılan “Ülkelere göre İslamilik endeksi” diye bir istatistik yayınlanır. Bunu ölçümlemenin temel verileri de muhtemelen yukarıda sıraladığım değerlerdir. Ve bir Müslüman birey ve toplum için de önemli olan böyle bir siyasal iklimde yaşamaktır. Bunu kim sağlayabiliyorsa onu destekleriz.
Yönetici kişi, Müslümanlık iddiasını kimseye bırakmayıp da sözkonusu değerlere muhalif politika üretiyorsa tabii olarak karşısında dururuz. İslami hayatin neşvünema bulması ancak adil bir yönetim ve hürriyetçi bir siyasal iklimde mümkün olabilir.
Söz konusu kişiler CHP sopasıyla kendilerine muhalif olan insanları tenkit veya yer yer tekfir ederken de temel argümanları CHP’nin şeflik döneminde İslami kesime yönelik siyasetidir. Belki de 60 yıllık bir birikimin kuşaklar arası anlatımla düşmanlığa dönüşmesidir. Bunun haklı veya haksız sebepleri olabilir. Tartışma konumuz bu değil. Ama temel argüman, CHP iktidarlarının Müslümanlara zulmettiğidir. Dolayısıyla da bir müslümanın CHP’yi desteklemesi haramdır! Bu doğru mu? Hayır! Ak Parti eski MSP veya Refah Partisi; MHP, eski MHP olmadığı gibi CHP’de eski CHP değil. Bu anlamda çok şeyler ifade edilebilir.
Şimdilik herhangi bir parti tercihi olmayan birisi olarak böyle bir polemiğin içine girmek istemem. Ancak bu suçlamayı yapan kesimi samimiyet testine davet ediyorum;
CHP’yi sırf geçmişte İslami kesime yönelik siyasetinden dolayı eleştiriyorsunuz. Haklı ve haksız bir takım argümanlarınız var. Ancak bugünü konuşuyorsak bugünün tablosuna odaklanmamız lazım. Herhalde İslami cenaha yönelik en büyük sindirme siyaseti 28 Şubat sürecinde yaşandı. Ve yaşanılanlar halen hafızamızda canlı. Meclis içi ve dışı bir azınlık dışında siyasi partilerin önemli bir çoğunluğu 28 Şubat politikalarına karşı net tavır alamadılar. CHP içindeki ulusalcı kemalistler de dahil olmak üzere o günün siyasi partilerinden ANAP, DYP, MHP, Perinçek’in İşçi Partisi ve diğer derin devlet aklı işlenen zulme açık veya zımni destek verdiler.
Şimdi CHP’yi geçmişteki uygulamalar üzerinden şeytanlaştıran siyasi akıl, bugün o dönemin başörtü karşıtlarına destek veren MHP, Perinçek ve diğer derin güçlerle ittifak halindeler. Şimdi ben çıkıp onların hesabıyla desem, “yakın tarihimizin en büyük zulmüne destek veren partilerle ve siyasi guruplarla beraberseniz, ittifak halindesiniz ve bunun bir sonucu olarak samimi dindar kesimin size destek vermemesi gerekir. Eğer desteklerlerse dolaylı olarak zulme destek vermiş veya eğilim göstermiş olurlar.” Öyle ya, zulümleri tescillenmiş siyasi guruplarla ittifakı kendine hak görüp, diğerlerini tukaka edip şeytanlaştırmanın ilmi ve ahlaki bir izahı var mı?
Buradan yine başa dönüyorum; AKP taraftarlarının iktidar muhaliflerine karşı suçlama vesilesi olarak kullandıkları, “Ak Parti iktidarına yaptığınız muhalefet CHP’nin işine yarıyor ve dolayısıyla tercihiniz gayri islamidir” gibi bir savın ne ilmi ve ne de ahlaki bir izahı var. İfade ettiğim gibi hangi parti yukarıda sıraladığım değerlere hizmet sözü veriyorsa ve bunu pratik siyaseti ile ispatlıyorsa ona destek veririm. Kişilerin inanç iddiaları sadece kendilerini bağlar. Onların ne kadar inançlı olup olmadıklarını ölçme imkanım yok. Ancak vatandaş olarak yaptıkları hizmetleri ölçümleyebilirim ve onun üzerinden de not veririm. Kimse inanç bezirgânlığı yapmasın; inancımızı emellerinin; politik hırslarının vasıtası kılmasın! Biraz samimiyet ve dürüstlük lütfen!

Bunları Okudunuz Mu?

Yorum Bırak

This website uses cookies to improve your experience. Accept