Devleti yönetenler, halkın karşı karşıya kaldığı ağır ekonomik problemlerle ilgili fedakarlığı kendilerinden başlatmadıkça hiçbir kalıcı çözüme ulaşamazlar. Öncelikle kendileri, ellerini taşın altına koyacaklar. Bugüne biriktirdiklerini halkla paylaşacaklar.
İdareciler halkın vasatını yaşamadıkça onların neler yaşadıklarını anlama imkanları olamaz.
Birbirlerine Hz. Ömer güzellemeleri anlatanlara ibretlik bir kıssa; Hz. Ömer, tebdili kıyafetle fakr-u zaruret içinde yaşayan bir kadının yanına varır. Problemini sorar. O da, çocuklarıyla birlikte yaşadığı sefaleti anlatır. Bunun üzerine Ömer sorar;
“Sizin bu durumunuzdan Halife Ömer’in haberi var mı?”
Kadın, ‘Hayır’ deyince Ömer, “Sıkıntınızı Ömer’e iletmeyince onun nereden haberi olacak?” diye sorar.
Bunun üzerine kadın, o çok hikmetli cevabı verir: “Madem ki, halkın bütün bireylerinin ihtiyacını bilmeyecekse neden insanların başına halife olarak geçer?”
Evet, halkın idaresi ile ilgili sorumluluğu yüklenmek öyle kolay değil. Büyük vebal gerektirir. Adaletle muamelede bulunmak ne kadar büyük mükafata karşılık geliyorsa; zulmetmek, haklara girmek de o ölçüde ceza gerektirir.
Her nerede bir ihtiyaç sahibi veya zulme/gadre uğrayan birileri varsa bundan yöneticiler silsile halinde sorumludurlar. Yöneticilerin imanlarının dereceleri de burada belirir.
Halkına adil davranabiliyorsa; Halkın vasatının yaşadığını yaşıyorsa; Onların ihtiyaçlarını belirleyip zamanında karşılıyorsa; Hakların birbirine geçmemesi için bütün tedbirleri seferber ediyorsa; Onların sevinç ve neşeleriyle mutlu olup, sıkıntılarına üzülüyorsa, bir iman kalitesi yakalamış demektir. Aksi varit ise, dilim varmıyor bir şey söylemeye… Kendilerine de, yönettikleri halka da yazık etmiş olurlar.
Müslümanlık iddiasındaki halkı yönetenler, sözüm sizedir;
Halkın iki temel ihtiyacı var; bunlardan biri gıda ve diğeri de barınma ihtiyacıdır.Bu ikisi ile ilgili ciddi sıkıntılar var.Eğer tedbir alınmazsa bizi bekleyen sosyal travmalarla boğuşup nefes alamaz hale geleceğiz…
Eğer acil tedbirler alınmazsa yükselecek feryadı, figanlar bizim kıyametimiz olacak.
Öyle görünüyor ki, dünya hayatının en büyük emanetlerinden birini taşımakta ciddi güçlük çekmektesiniz. “Zararın neresinden dönülürse kardır” hesabından gelin, üzerinizdeki ağır emaneti iade edin; Eğer bu halk daha iyisine layıksa emanet daha iyilerine; değilse – Allah muhafaza- daha kötülerine gidecek. Allah’ın kanunu böyle işliyor.
Ne diyelim; “Bulanlar arayanlardır.” Bizler daha adil, daha dürüst, daha ahlaklı ve daha erdemlileri arıyorsak onunla mukabele göreceğiz. İnşaallah da öyle olsun.