İktidar yanlısı dindarlık iddiasındaki insanlara hayret ediyorum; bu nasıl bir din anlayışı?
Allah aşkına “siz bu dini anlayışı, kültürü, ahlakı kimin rahle-i tedrisatından aldınız?”
İnanın, bu anlayış, bu yaklaşım “Muhammed’i bir ahlaka” istinat etmiyor. Siyaset bulaşığıyla iyice kirlenmiş bir dil, ahlak yerine zehir saçıyor.
Soruyorum bu arkadaşlara;
Allah aşkına söyler misiniz bana, Müslümanlık iddiasında bulunan senin yeryüzündeki varlık sebebin ne?
Görevlerin; sorumlulukların ne?
Sadece bir siyasi görüşün “ak dediğine ak; kara dediğine kara” demek mi?
Hain diye işaret ettiklerine hain; dost diye tarif ettikleri ciğeri beş para etmeyecek insan müsveddelerine vatansever, din sever diye takdim etmek mi?
Partinize oy vermeyenleri dışlamak mı? Düşman bellemek mi? Falanların feşmekanların ajanı diye iftira etmek mi?
O partilerde de Müslüman kardeşlerinin olabileceğini düşünmemek mi?
Parti sizin için din mesabesinde mi?
Allah aşkına yine bana söyler misiniz; dine hizmet adına ne yapıyorsunuz, partiye hizmet etmek dışında?
Allah’ın size yüklediği mükellefiyet bu mu?
Diğer partilerdeki kardeşlerinizden; dine girmeye namzet insanlardan da sorumlu değil misiniz? Onlara karşı kardeşçe bir yaklaşımda bulunmakla mükellef değil misiniz?
Yeryüzündeki varlık sebebiniz, Allah’ı tanımak ve tanıtmak değil mi? Söyler misiniz bana nasıl tanıyor ve tanıtıyorsun?
Hal ve hareketlerinizle; söz ve davranışlarınızla insanların çoğunu dinden soğuttuğunuzun; dine yakınlaşmışken uzaklaştırdığınızın, dinle buluşmuşken, siyasi tarafgirliğinizi görüp farklı inançlara kaymış binlerce gençten sorumlu olduğunuzun farkında mısınız? Hiç mi düşünmüyorsunuz?
Partisi ne olursa olsun insanları partinize değil dine yakınlaştırmak ve ısındırmak gibi bir göreviniz yok mu? Varsa bunu hangi yöntemlerle yapıyorsunuz? Bugüne kadar ölçüp biçtiniz mi hiç? Kaç kişi bize imrenerek Müslüman oldu veya bizden nefret ederek dinden uzaklaştı? Hesabını yaptınız mı?
Allah size dinini temsil ve tanıtma görevi vermemiş mi? Herhangi bir parti, gurup, topluluk ayırımı yapmadan herkese Allah’ın dinini hal üzere yaşayarak tanıtmak, bildirmek değil mi?
Bunu yapmak yerine partizanlık yaparak adeta onları dinin dışında bırakmak gibi bir hoyratlığın, zorbalığın içine girmiyor musunuz?
Bir Müslüman siyasi gözlemci olarak gördüğüm manzara korkunç. Bırakınız Cumhuriyet tarihini, neredeyse İslam tarihinin en trajik hali yaşanıyor bu ülkede… Siyasi taassubun, cehaletin ektiği kin ve nefret tohumları meyveye durdu. O meyveler şimdi caddelerde, sokaklarda, youtube kanallarında zehir saçıyorlar. Kılık, kıyafetleri; dillerindeki Allah, Peygamber sözcükleri dini değerlerin itibarını yerle yeksan ediyor. Allah aşkına söyler misiniz? Sizin şahıslarınızın, iktidarlarınızın itibarı mı sizin için daha kıymetli; yoksa dini değerlerin itibarı mı? Söyler misiniz?
Kullanılan din dili sevdirmek yerine nefret ettiriyor. Halbuki Hz. Peygamber uyarıyor; “Kolaylaştırın zorlaştırmayın; müjdeleyin, nefret ettirmeyin!”
Son olarak şunu ifade edeyim; bir gün gelecek bu gerçekle yüzleşeceksiniz. Yine de bir Müslüman olarak bu dünyada yüzleşmenizi diliyorum. Öte tarafa kalırsa sizi gerçekten zor bir mahkeme bekliyor.