Bir zamanlar bu hastalığa yakalanmış birisi olarak bu satırları yazıyorum. Geçmişiyle, geçmiş başarılarıyla; atalarıyla ve atalarının başarılarıyla övünmek kadim bir sosyal hastalıktır.
Kur’an’da kıssaları anlatılan toplumların / ümmetlerin ortak söylemi; “Biz atalarımızdan böyle gördük, böyle öğrendik, böyle bildik…”
Muhatabı Peygamberler onlara zamanlarına uygun yeni yasalar ve anlayışlar getirdiklerinde, onlar ısrarla eskilerini /atalarını sayıklayarak; kabilelerinin başarı hikayelerini anlatarak bu yeni mesaja kulaklarını tıkıyorlardı. Eski alışkanlıklarını, eski kültlerini terk etmeye bir türlü yanaşmıyorlardı. Eskiye öykünme; oradan kendine bir pay çıkarma, teselli ve övünç bulma onların gıdası olmuştu. Onun için de insanlığın kitabı bu hastalığa sık sık vurgu yapmış ve muhataplarını uyarmıştır.
Bugün özellikle milliyetçi ve muhafazakâr kesim gerek geçmişleri gerek ırkları ve gerekse dinleri üzerinden kendilerine üstünlük payesi ve başarı hikayeleri / destanları çıkararak onunla övünüyorlar; gururla anıyorlar ve geleceğe dair başarı hikayeleri çıkarıyorlar. Afaki, soyut birtakım senaryolar uydurarak; kendilerinden geçerek geleceğe dair zafer sloganları haykırıyorlar.
Bir defa ne ırkınız ve ne de inandığınızı iddia ettiğiniz dininiz size otomatikman bir üstünlük sağlamıyor. İnandık demekle de kurtuluşa erilemiyor. Damarlarınızdaki kırmızı kan diğer milletlerin kanından da farklı değil.
Hangi millet daha çok aklını kullanırsa; gayret, çaba gösterirse; ilme, bilime / fenne itibar ederse; eşyanın tabi olduğu yasaları keşfederse, daha iyiyi, daha güzeli, daha hayırlı olanı arama gayreti içerisinde olursa; yapacağı işleri nesnel ölçütler içerisinde tasarlarsa; bu süreçlerde ehliyet ve liyakati gözetirse; istişariyi ihmal etmezse onlar başarılı olacaklardır. Bunların hiçbirisini yerine getirmeyip, kendi ırkı veya dini üzerinden slogan üretenler ise yarına elleri boş olarak intikal edeceklerdir. Bu işin yasası böyle çalışıyor. Bu yasalarda bir değişiklik göremezsiniz.
Adamlar sosyal medya üzerinde bolca hamaset üretiyorlar. Objektif, nesnel bir veri ortaya koyamadıkları için de aksini söylemek; iddia etmek de mümkün olmuyor. Mamafih küçümsenmeyecek derecede bir müşteri kitlesi de var. Onun için her gün büyük bir iştahla; bilge adam çalımlarıyla geleceğe dair sloganlar atarak kehanetlerde bulunmaktadırlar. Hatırı sayılır bir övgüye mazhar oldukları için de bu tür mevzuları yazıp çizmek onlar için rahatlatıcı, keyif verici, tatmin edici ve konfor sağlayıcı oluyor. Bilge adam, abi cakası da işin cabası…
Bugün bu hamaseti ağırlıklı olarak iktidar taraftarları yapıyor. Çünkü övünebilecekleri; Pay çıkarabilecekleri bir başarı hikayesi kalmadı. Dün hararetle savundukları her şey çökmüştür; yerle yeksan olmuştur. Yalan yanlış yazdıkları bir hikayeleri vardı onu da kendi elleriyle yaktılar, yok ettiler. Geleceğe dair ellerinde dişe dokunur bir şey kalmadığı için tekrar ökçeleri üzerinden geriye dönerek soğuk savaş döneminin sloganlarını sarılarak, sayıklayarak teselli buluyorlar.
21. asrın Türk veya Müslüman asrı olacağını iddia eden arkadaşlara acizane şu hususu hatırlatıp ardından sorumu soracağım;
Bırakınız o büyük tumturaklı lafları; bugün bu toplum ciddi bir şekilde açlık ve sefaletle karşı karşıya. Bunu inkar edebilir misiniz? Öyle olmadığını iddia ediyorsanız buyurun nesnel, somut veriler üzerinden meseleyi konuşalım.
Bugünkü ekonomik şartların ne olduğunu herhalde siz de en az benim kadar biliyorsunuzdur. Asgari ücret 5.500 TL; En düşük emekli aylığı 3.500 TL. Şimdi bana söyleyin ey tuzu kuru olup bol hamaset üretenler; eğer bu kişi kirada oturuyorsa en düşük kira şu an 2500 TL.
Şimdi söyleyin; bu ekonomik şartlarda bu kişi beş kişilik bir aileyi nasıl geçindirebilir?
Evlilik yaşına gelen çocuklarını nasıl evlendirebilir?
Veya asgari ücretle çalışan gençler bu ücretle nasıl evlenebilirler; yuva kurabilirler?
Geçimlerini nasıl sürdürebilirler?
Konut ve araba sahibi olmayı geçiyorum; onları unuttular bile…
Hamaset yapanlar, eğer zerre miskal vicdanları kalmışsa buyursun bu hesabı yapsınlar; bu hesabın içinden çıksınlar? Kendilerini onların yerine koyarak bu hayatın içinden nasıl çıkacaklarının hesabını, izahını yapsınlar.
Öyle ortaya büyük laflar etmek kolay; eğer varsa dağarcığınızda bir çözüm buyurun bu insanların problemini çözün. Yarınını aç mı veya tok mu geçireceğinin endişesini taşıyan bir toplumun bu üzücü tablosu ortadayken bunları yok sayıp, onlarla alay edercesine geleceğe dair hiçbir somut veri taşımayan sloganlarla; boş vaatlerle kitleleri efsunlamaya çalışmak bu toplumla alay etmektir.
Evet basit sorularımı sordum; buyurun yüreğiniz yetiyorsa bu basit sorulara bilimsel açıklamalar getirin; bu insanları “yarını aç mı tok mu geçireceğiz” gibi bir endişeden de kurtarın.
Bilmiyorum anlatabildim mi?
1 yorum
Çok güzel izah etmişsiniz kaleminize sağlık… Diğer taraftan toplumda güven kalmadı