Büyük Çözülüşün Farkında mıyız?

by Fahrettin Dağlı

Toplumsal çözülüşlerin seyri hızlı olmaz, bireylerin tek tek çözülmeleriyle başlar. Fare dadanmış ekinlerin başakları nasıl bütün ekinler yerle yeksan oluncaya kadar tek tek yere düşüyorsa insanın çözülüşünün toplumsal boyuttaki sonucu da böyledir.

Bunun en önemli örneklerinden birisi Endülüs Emevi toplumu / devletidir. O gün için dünyanın en parlak, en gelişmiş medeniyetine sahip Endülüs toplumunun çözülüş sürecinin bitim noktasına gelmesi üç yüz yıl sürmüştür. Bu çözülmenin nasıl bir yok oluşa götürdüğünü görenler ise mahdut sayıda ilim ve ahlak sahipleriydi. Dış kabuktaki parlak, alımlı, görkemli ihtişam içerideki çürümeyi örtüyordu. Vaziyet görünür hale gelmeye başladığı zaman iş işten çoktan geçmişti. Öz çürümüş, kaybedilmişti. Artık o kabuğu, o kubbeyi ayakta tutacak kolon da kalmamıştı ortada. Ve neticede şu an koca İspanya’da o sekiz yüz yıl yaşamış medeniyetten geriye sadece birkaç tarihi binanın ötesinde bir şey kalmamıştır. Sanki hiç o görkemli medeniyet / uygarlık var olmamış gibi…

Bir toplumu / devleti ayakta diri, dinamik tutan veya çürüten, yere düşüren, cansız bırakan temel saik, o toplumun sahip olduğu adalet ve ahlak düzeyidir. Zaten her vesileyle tekrarladığımız gibi hukuk=ahlaktır. Birisi varsa diğeri de vardır.

Bir toplum yabancılaşmaya, ahlaki erdemlerini kaybetmeye başlamışsa o toplumu, o medeniyeti / uygarlığı ayakta tutma imkanı olamaz.

Ne kadar güçlü bir askeri donanıma sahip olursanız olun; o sosyal dinamikler / direkler yıkılmışsa kubbe ayakta durmaz.

Seçim hengamesinin hasıl ettiği bilgi kaosu, kirliliği, dezenformasyonu bizleri bu devasa meselenin üzerinde düşünme / tefekkür etme ve imal-i fikretme çabasından uzaklaştırdı. İktidarın adaletten, ahlaktan, incelikten uzak siyaseti bizleri derin düşünceden / tefekkürden ırak kıldı. Düşünsel ve fikri anlamda tam bir çoraklaşma, çölleşme, yozlaşma yaşıyoruz. En kötüsü de bu durumu fark eden mahdut sayıda insanın olması.

14 Mayıs’ın neticesi ne olursa olsun 15 Mayıs’tan itibaren bu devasa insani ve toplumsal problemi gündemimizin birinci sırasına koymazsak korkarım ki hem kendimize ve hem de insanlık ailesine büyük zarar vermiş oluruz. Allah muhafaza…

Bunları Okudunuz Mu?

Yorum Bırak

This website uses cookies to improve your experience. Accept