KENDİNE DÖN EY MÜSLÜMAN!

by Fahrettin Dağlı

“Başınıza gelen musibetler, felaketler kendi ellerinizle işlediğiniz ameller, yüklendiğiniz günahlar yüzündendir. Allah müstahak olduğunuz, başınıza gelecek felâketlerin çoğunu da bertaraf ediyor.” (Şura-30)

Müslüman muhafazakar camia yaşadıkları toplumsal musibetleri genellikle komplo teorileriyle izah etmeye meyyaldirler. Çok azı ‘başımıza her ne geliyorsa kendi ellerimizle işlediğimiz günahlar ve haramlardır’ deme cesaretini kendilerinde buluyorlar.

Şura-30 ve benzeri onlarca ayette bu hususa direk veya endirek vurgu vardır.

Hz. Peygamber, “Hakiki mücahit nefsine karşı cihat açan kimsedir.” diye ifade buyuruyor.

Ayetle ve hadisle mevzu bu kadar muhkemken her ne hikmetse Müslümanların çoğu nefsi yargılamalardan kaçıp başlarına gelen her sıkıntıyı dışarıda aramaktadırlar. Diyelim ki, gerçekten dış güçler veya üst akıl dedikleri doğru olsun. Ancak bunların size musallat olmaları da yine sizin kendi niyet, tutum, davranış ve eylemlerinizden kaynaklanmaktadır.

Allah size akledin diyor, siz akletmiyorsunuz; Allah size düşünmeyi, tefekkür etmeyi, ibret almayı öğütlüyor, siz kulak ardı ediyorsunuz.

Siz Allah’ın bu ayetlerinin gereğini yapmadan Allah’ın yardımını mı umuyorsunuz? Allah’ın mutlak adil olduğunu unutuyor musunuz? “Aklını kullanmayan toplumların üzerine pislik yağdıracağı’ haberini okumadınız mı?

Evet, yine bu mevzuya açıklık getiren meşhur hadis;

Hz. Peygamber gelecekte kendisine inananların içine düşeceği muhataralı bir durumdan haber veriyor:

“Diğer milletler, tıpkı sofraya yemek için üşüşen insanlar gibi sizin üzerinize üşüşecekler.”

Birisi: “Bu o gün bizim azlığımızdan dolayı mı olacak?” diye sordu.

Rasûlullah , “Hayır, aksine siz o gün kalabalık, fakat selin önündeki çerçöp gibi zayıf olacaksınız. Allah düşmanlarınızın gönlünden sizden korkma hissini soyup alacak, sizin gönlünüze de vehn atacak.” buyurdu.

Yine bir adam: “Vehn nedir ya Rasûlullah?” diye sorunca:

“Vehn, dünyayı fazlaca sevmek ve ölümü kötü görmektir.” buyurdu.

Dünyayı fazla sevmek beraberinde ölüm korkusunu getirir. Ne kadar çok dünyaya bağlılık, o nispette ölümden korkma demektir. Çünkü insan sevdiğinden kopmak/ırak düşmek istemez. Onun için de dünya iktidarından/servetlerinden olmak istemezler. Hakkın ve adaletin savunucusu olmak bedel ödemeyi gerektirir. Ölümle kol kola yürümektir. Hakkın rızasını dünyanın tüm nimetlerinin üstünde tutmaktır. İşte hadiste bu hususa dikkat çekilmektedir. Toplumların yok oluşunun serencamı gösterilmektedir. Çoğunluk olmalarına rağmen düşmanlarının karşısında akan suyun önündeki çerçöp olarak tasvir edilmektedirler. Yani, çoğunluklarınıza güvenmeyin, çoğunluklarınızın ne kadar nitelikli, adil, ahlaklı ve erdemli olduğuna bakın. Eğer bu niteliklerle mücehhezseniz az da olsanız büyük kalabalıkları galebe çalarsınız. Üstünlük nicelikte değil, niteliktedir.

Ne yazık ki, bugün Müslümanlık iddiasında olan muhafazakâr Müslümanların pek çoğu bu hakikatlerden habersizmiş gibi hayat sürüyorlar. Birbirlerine bin bir gece masalları anlatır gibi komplo teorileriyle diş güçlerin ülkemiz üzerinde nasıl oyun oynadıklarını paylaşıyorlar.

Bir Allah’ın kulu da demiyor ki, mademki, Müslümanlık iddiasındasınız o halde iman ettiğiniz Allah’ın bu konudaki haberi, muradı nedir?

Allah Resulünün uyarı ve ikazları nelerdir?

Kendinizi bu mihenge vurdunuz mu?

Nefsime düşenler nelerdir veya Resulullah’ın ifadesiyle; ‘nefse karşı cihat’ denilen şey nedir? Bunu hangi ölçüde başarabiliyoruz? Bunu başaramayanın düşmanlara karşı fiili cihadı başarmasının mümkün olmadığını idrak edebiliyor muyuz?

Veya nefsimizde besleyip büyüttüğümüz düşmanın farkında mıyız?

Sabahtan akşama nasıl bir hayat yaşadığımızı; Allah’ın muradına uygun olmayan onca hadise karşısında nasıl tepki verdiğimizi veya hiç vermediğimizi hesaba katabiliyor muyuz? Yaptıklarımız veya ifade ettiklerimiz hususunda kendimizi muaheze edebiliyor muyuz?

Farzı muhal şu an Hz. Peygamber aramızda yaşamış olsaydı bizim yaptığımızı yapar mıydı? Söylediğimizi söyler miydi? Hoşnut kalır mıydı? Yoksa yüzünü çevirip gider miydi?

Bu anlamda nefsimizi sığaya çekebiliyor muyuz?

Herkes bir başkasını/başkalarını yargılamadan önce bireysel olarak yükümlülüklerini ne ölçüde yerine getirip getirmediğine baksın. Ölçsün, biçsin!..

Bu değerler üzerinden kendimizi muhasebeye tabi tutmadan toplumsal anlamda olup biten her şeyi ‘dış güçlerin Türkiye üzerinde oyunları’ veya ‘üst aklın operasyonları’ gibi komplo teorileri ile birbirimizi aldatır dururuz. Toplumsal anlamda değer skalasındaki aşınmalar kötü niyetli düşmanların üzerinizdeki niyet ve planlarını teşvik eder. İçinde bulunduğunuz zaaf nedeniyle çerçöp olur onların sofrasına meze olursunuz. İşte Hz. Peygamber böyle bir tehlikeye karşı müminleri uyarmaktadır.

Bunları Okudunuz Mu?

Yorum Bırak

This website uses cookies to improve your experience. Accept