Ben bir dış politika uzmanı değilim. Ancak son birkaç senedir bölgemizde olup bitenler bizlere birçok şeyi öğretti. Suriye meselesi tam bir laboratuar bizim için. Bugüne kadar çok yazdım. Bu sefer başka bir cihetiyle birkaç satır yazacağım. İdlib’den gelen haberler bu satırların sebebidir.
İktidar mensupları bu dünyada anlamasalar da, anlamak istemeseler de herhalde ahrette gerçekle yüzleşecekler.
AKP iktidarları Suriye politikası konusunda çok fahiş yanlışlar yaptılar; çok fena yanıldılar. Belki de komşunun hak ve hukukunu gözetemediklerinden dolayı cezalandırıldılar.
Suriye ile tarihinde görülmemiş kadar bir yakınlaşmanın, dostluğun temin edildiği bir zamanda, AKP iktidarları, komşusunun kötü gününde, müstevlilerin seslendirdiği ‘Arap baharı’ şarkısına eşlik ederek iç nizalaşmalarına taraf oldular. Neymiş efendim; Emevi Camii’nde namaz kılmak!.. Şu garabete bakın ki, sizin gidemediğiniz camiye Putin gitti. Bunlar tesadüf değil; hikmet ve basiret sahipleri için birer ibret levhası!.. Sanki kendi ülkemizde birliği, dirliği sükuneti ve adaleti tesis etmişiz de kalkıp komşu ülkeye nizam vermeye çalışıyoruz. Öncelikle bu durum, Allah’ın hoşuna gitmeyecek bir niyet ve eylem!..İrfanınızdan bir parça kalmışsa bir de bu pencereden bakarak nasıl bir tutum takınacağınızı hesap edersiniz.
Bugün devirmeye çalıştığınız diktatör, Rusya ve İran’ın yardım ve desteğiyle güçlenerek yoluna devam ediyor. Siz ise savaştan kaçıp size sığınan milyonlarca mülteciyle baş başa kaldınız. Kanka olduğunuz Rusya, Suriye rejimi ile birlikte İdlib’de bir insanlık faciasına daha imza atıyor. Allah aşkına söyler misiniz? Şu anda neden Suriye’desiniz? Suriye’de olmanızda ülkenin ülkemizini âli menfaati nedir? Şaşalı gösterilerle yaptığınız askeri sevkiyatların bugün ne anlamı kaldı? Hangi olmazsa olmaza çare üretiyor?
Suriye’de taraf olmak yerine Suriye rejimi ile diplomatik ilişkileri sürdürüp bu süreçte adil çözümler üreten bir ‘adil şahitlik’ makamına oturabilirdiniz.
Kulak verin Allah’ın ayetine;
“Müminler ancak kardeştir, öyleyse iki kardeşinizin arasını düzeltin…” (Hud:10)
Ne yazık ki, niyetiniz hayır olmayınca Allah size bu kutlu görevi nasip etmedi. Kuru cihangirlik davasının peşine düştünüz. Ve bugün gerinizde milyonlarca insanın ölümünü, yaralanmasını, vatanlarından göç etmesini bıraktınız. Bu çok büyük bir vebal!..
Evet, sonuç olarak, ne yazık ki, bugün ABD ile Rusya arasında beynamaz konumundasınız. Kendi aklınızca dünyanın bu iki zalim yönetiminin arasında dans ederek bir şeyler kotarmayı hedefliyordunuz. Bu iki zalimin arasında kalıp preslenebileceğinizi; o dostluk görünümlü zoraki birlikteliklerden namuslu kalkılamayacağını hesaplayamadınız. Bugün artık tablo açıklık kazanmıştır. Kaybeden Suriye ile birlikte Türkiye’dir. Rusya’nın dostluğuna itimat eden, onların şefaatine sığınan bedbahtlar bugün İdlib’deki binlerce insanın kanından sorumludurlar.
Başka ülkelerin iç işlerine müdahale etmek yerine, oturun ülkenizin bekleyen devasa problemlerine odaklanın. Bu ülkenin adaleti kaybolmuş; birlik ve beraberliği yara almış; Gerçek anlamda bir beka problemi ile karşı karşıya kalınmıştır. Kendi ülkenizin çözüm bekleyen bu hayati problemlerine doğru ve adil çözümler getirmedikçe dışınızdaki toplumlara iyilik ve güzellik adına sunacağınız bir hayır yoktur.