MÜSLÜMANIN DEVLET YÖNETME ŞUURU: HZ.YUSUF ÖRNEĞİ!..

by Fahrettin Dağlı

“Ey Rabbim! Bana nüfuz ve iktidar bahşettin; olayların altında yatan gerçekleri kavrayıp açıklama bilgisi verdin. (Ey) göklerin ve yerin yaratıcısı! Dünyada ve ahirette benim yanımda yakınımda olan/beni koruyup destekleyen Sensin: canımı, bütün varlığıyla kendini Sana adamış biri olarak al ve beni dürüst ve erdemli insanların arasına kat!” (Yusuf:101)

Yusuf suresinde kıssası anlatılan Hz. Yusuf, surenin son ayetinde Rabbine böyle yalvarıyor. Erişmiş olduğu onca nimeti kendi nefsinden bilmeyen ve her nimeti Allah’tan bilen bir şuur ile Rabbine yöneliyor;

“Ey Rabb’im; bu hükümranlığı, bu iktidarı, bu nüfuziyeti  Sen bahşettin. Meseleleri, olayları, rüyaları yorumlamayı, tahlil etmeyi, künhüne varmayı, nüfuz etmeyi; doğacak sonuçları hesap edebilmeyi; akıl yürütmeyi bana Sen öğrettin. Ey gökleri ve yeri yaratan yüce Rabb’im; bu dünyada da, ahirette de benim yegâne dostum, yardımcım sensin! Senden ne makam istiyorum, ne şöhret, ne de servet! Bunlardan daha kalıcı ve hayırlı bir şey istiyorum: Beni son nefesime kadar, buyruklarına yürekten boyun eğen bir Müslüman olarak yaşat, bir Müslüman olarak canımı al ve mahşerde beni, salih kullarının arasına kat ya Rab!”

Her şeyden soyutlanarak Rabbine dua ediyor; “Rabbim doğrusu bana iktidarı sen bahşettin” derken, Rabbine itirafta bulunuyor. Bir an için çevresinden soyutlanarak; asıl döneceği yere dönüyor. Asıl teşekkürünü göndereceği yere gönderiyor ve aslında herkesin de nereye teşekkür etmesi gerektiğini böylece fiili olarak gösteriyor ve öğretiyor.

Hz. Yakup henüz Hz. Yusuf’a kavuşmamıştı. Onun yangınıyla kavruluyordu. Bir gün Mısır tarafından gelen bir yolcuya sordu;

Mısır’da Yusuf’tan haber var mı?

Yolcu: Evet, Yusuf Mısır’a vezir oldu.

Buna karşılık Hz. Yakub’un ibretamiz cevabı: Ben sana onu sormadım. Yusuf’un üzerinde bulunduğu dini sordum.

Gelen yolcunun cevabı; ‘İslam’ olunca; ‘ha işte ben de bu cevabı bekliyordum’ deyip Rabbine hamd etti.

Onun derdi, oğlunun bu dünyada kavuştuğu mevki, makam ve iktidar değildi. İslam üzere bir hayat sürüp, sürmediğiydi. Aldığı cevap onun için bir müjdeydi.

Hz. Yusuf’un iktidarının üç temel ayağı vardı; İman, bilgi ve hikmet. Başarının temel direkleri ve enstrümanlar!.. Bu temeller üzerine inşa edilen ve yükselen bir mülk insan için; yaşanabilir bir hayat bağışlar, bolluk, bereket ve rahmet yağdırır, hem dünyayı ve hem de ahireti mamur eder.

İlimden, hikmetten, haktan ve adaletten nasiplenmemiş güç/iktidar, dünyanın en büyük zalimi, örgütlü canavarı olmaya adaydır.

Hz. Yusuf Rabbine tazarru, niyaza ve şükre devam ediyor; “Ey gökleri ve yeri yoktan var eden, hem bu dünyada, hem öte dünyada yarim ve yardımcım sensin sen”;

İktidarı elinde tutan yöneticinin şuuru bu ise, sahip olduğu iktidar imkanları onu şımartmaz. Tam aksi Ömer B. Abdülaziz gibi iki büklüm yapar; ölümünü yakınlaştırmayı dilettirir.

Ve son niyaz cümlesi;

“Canımı sana adanmış biri olarak al ve beni Salih insanlar arasına kat.”

İktidar, taht, saltanat umurunda değil. Rabbine adanmış bir fani olarak göç etmeyi murat edinen kutlu bir şahsiyet!..

Bugün yaşanmış bir hikaye olmuş olsaydı, herhalde dünyanın nimetlerine yenik düşmüş zihinlerin söyleyeceği şu olurdu; ‘Yusuf istikbalini/ikbalini kurtardı; Bir köleyken Mısır’a sultan oldu; Hazineden sorumlu bakan oldu. Mısır’ın tüm hazineleri eline geçti. Hatta bölgenin ekonomisini domine etmeye başladı; namı, şöhreti coğrafyaya yayıldı.’

Ama o asla böyle bir düşünceye kapılmadı; kendisine bu nimetleri bağışlayan Rabbine asla nankörlük etmedi; kendine verilenlerin emanet olduğu bilincini hiç yitirmedi.

Veren O; alacak olan O. Dolayısıyla verdiği zaman şımarmamak; kaybettiği zaman üzülmemek. Onun istikbali bu dünyaya müteveccih değil; ahirete aitti. Bu dünyada sahip olduklarının hepsi ahretine hizmet ediyorsa /edecekse bir kıymeti harbiyesi var; aksi takdirde hiçbir kıymete haiz değildir.

Evet, mülkü; hikmet, bilgi ve imanın eline verirseniz, güç ve iktidar bir zulme değil, cennete ulaştıran bir araca dönüşür. Aksi varit olursa o iktidar zulme dönüşür; sahibinin ve destek verenlerinin ahiretini berbat eder.

Dünya iktidarına bir de bu cihetiyle bakalım; bugünkü iktidar sahiplerinin iktidar etme anlayış ve biçimlerini bir de bu zaviyeden değerlendirelim. Bakalım hakikat hangi yakada; Müslümanlar nerede?

İşte böyle!..

 

Bunları Okudunuz Mu?

1 yorum

faruk 5 Ekim 2020 - 10:20

teşekkür ederim, birazda yönetme örnekleri verirmisiniz yani nasıl bu gün olsa Hz Yusuf nasıl yönetirdi

Cevapla

Yorum Bırak

This website uses cookies to improve your experience. Accept