Neden Siyaset ve Niçin Bugün?

by Fahrettin Dağlı

Bu soru ve cevabı önemli. İnsanlar haklı olarak soruyor; Neden / Niçin? Nasıl? Bazı inisiyatifler vardır ki, sizin iradenizi icbar eder. Aklınızda yokken şartlar iradenizi zorlar.
Türkiye 10 senedir olağanüstü haller yaşıyor. Bu on yıllık süreçte “sivil siyaset” adına çok teşebbüslerde bulundum. Az çok inisiyatif alma kabiliyeti gördüğüm çok sayıda politik aktöre teklifler götürdüm; davetlerde bulundum. Bu çalışmalardan bir sonuç alınamayınca bireysel inisiyatifimi harekete geçirdim.
Akıl sahibi herkes için önümüzdeki seçimlerin ne kadar önemli olduğu izahtan varestedir. İnsanlığımızın sınandığı bir dönemi yaşıyoruz. İşte bu sınavda bize düşen rol ne olabilir diye oturup düşünüyorsunuz. 2023 Haziran’ı sonrasını düşündüğünüzde afakanlar basıyor. Öyle çetin bir süreç ki, akıl devreye girmezse arzuların, iştahaların insanlığımızı nerelere sürükleyebileceğini hayal dahi etmek istemiyorum.
Dolayısıyla bugün inisiyatif alamayacaksak ne gün alacağız?
İnisiyatif derken lütfen kimse basit bir siyasal parti organizasyonu ve girişimi olarak düşünmesin. Daha üst seviyede bir inisiyatifi kastediyorum. Tarihi bir rolü üstlenmeyi kastediyorum.
2023 yılı bu ülkenin siyasal tarihinin miladı olacak. Ya hep beraber yepyeni bir sayfa açıp, deyim yerindeyse yeni bir Cumhuriyetin temelini atacağız; ya da!!!
İşte bu haleti ruhiye içerisinde yeni bir siyaset felsefesi oluşturmaya koşullandık. Peki, nasıl bir felsefe?
İşte cevabımız:
Bizler, düşünen, soran, sorgulayan bir siyasal topluluğuz / hareketiz (AHAD). Düşünmelerimiz, sorularımız ve sorgulamalarımızın sonucunda, Türkiye’deki siyaset anlayışının, pratiğinin, kültürünün ve ahlakının artık sürdürülemez olduğunu düşünen ve bu süreci tersine çevirecek bir siyasal organizasyonun zaruretine inananlarız.
Her alanda yaşanan olumsuzluklara karşı var olan çözümlerimizi uygulayarak bu yapıyı değiştiren, dönüştüren ve geliştirerek yaşatan bir hareket olma arzusundayız.
Herhangi bir dönüşümden, sistemin tamir edilmesinden veya aksaklıkların geçici olarak giderilmesinden bahsetmiyoruz. Siyasete dair büyük dönüşümden; gelecek nesillere, hak ve adalet ikliminin yaşandığı bir dünya bırakmayı hedefliyoruz.
Ulaşılması ‘genel-geçer’ tüm iyinin, güzelin ve doğrunun yakalanması adına, siyaset teorilerinin ve uygulamalarının tekrar sorgulanıp yeniden inşasından oluşan, zorunlu ve zorlu bir süreç olduğuna inanıyoruz.
Peşinden koşan kişilerin tüm yaşamlarını kapsayan bu ideal, sürekli bir ahlaki, estetik sorgulamayı, hayatın değişmez kuralı olan değişimi ve gelişimi zorunlu kılmaktadır. Hiçbir aksiyonu; ahlak, erdem, adalet ve estetik açıdan sorgulamanın dışında bırakmayacağız.
Bu düşünceden hareketle hak, adalet ve demokrasi temelli “yaşayan bir model” oluşturma zorunluluğuna inanıyoruz. Esaslı, kuşatıcı, çığır açıcı, ufuk ve umut vaat edici bir siyasal hayat, bir medeniyet tasavvuru üzerinde kafa yormaktayız.
Hiçbir komplekse iltifat etmeden pergelin bir ucunu ilmin, bilginin, tecrübenin merkezine yerleştirip, diğer ucunu geçmişte uygulanmış veya halen uygulanmakta olan tüm siyasal teori ve uygulamaların üzerinde bir bal arısı gibi dolaştırıp ortak aklın kabul edeceği polenleri toplayarak yeni bir siyaset peteğinin tasarlanmasının gerektiğini düşünüyoruz.
Bu anlamda yeni siyasetin kozasını örmek; hem dahili hem de harici teması eşzamanlı bir şekilde gerçekleştirerek inşa ve imar süreçlerini geliştirmek hedefimizdir.
Karanlığın, kargaşanın, haksızlık ve hukuksuzlukların hüküm sürdüğü dünyamızda, insanlık, hakikatle buluşamama problemi ile karşı karşıya kalmıştır. Gerek Türkiye’de ve gerekse dünya ülkelerinde siyaset, büyük bir krizi yaşamaktadır. Pragmatist ve popülist siyaset anlayış ve uygulamalarının, siyasal düzenleri sürüklediği bu yönsüz, hedefsiz, gayri adil gidişata “bir ışık, bir projeksiyon olunabilir mi” sorusuna cevap aramak niyetiyle yola koyuluyoruz.
Öncelikle, toplumda yaşanan en büyük felaket olan güven yoksunluğunu onarmayı, hak ve adalet anlayışını diri ve canlı tutmayı ve bu anlamda bir cazibe merkezi oluşturmayı hedefledik.
Bu erdemli yürüyüşte kimse bizden basit siyasal polemikler, lüzumsuz, gereksiz tarafgirlikler beklemesin. Bellediğimiz doğruları hiçbir tenkit edicinin tenkidinden; kınayıcıların kınamasından çekinmeyerek ifade etmeyi, bu erdemli mücadelenin en esaslı parametrelerinden biri olarak görüyoruz. Dolayısıyla bunu basit mülahazalara kurban etmemek için kılı kırk yaracağız.
Hiçbir ideolojik düşüncenin tesir alanında kalmadan ve hiçbir kısır politik tartışmanın içine girmeden hak, adalet ve erdem adına bildiğimiz doğruları kamuoyu ile paylaşmayı, güç ve iktidar sahiplerini uyarmayı, ihtiyaç halinde ihtilaflı alanlarla ilgili olarak hakemlik yapmayı kendimize görev addediyoruz.
Bu mücadelemizde referanslarımız; ilim / bilim, siyasal tarih tecrübesi, insanlık tarihi pratiği, evrensel hukuk, insan hakları teori ve uygulamalarıyla birlikte insanlığın ürettiği temel değerlerden mülhemdir.
Siyasetin otoriterleştiği, demokratik siyaset zemininin tamamıyla ortadan kalktığı ve daha kötüsü, siyasete şiddet, düşmanlık, ayrıştırıcı ve ötekileştirici bir nefret dilinin hâkim olduğu bir iklimde siyasete bir ahlaki ve kültürel seviye kazandırmak için geliyoruz. Diğer siyasi partileri birer hasım olarak değil, hizmette yarış halinde olunan siyasi rakipler olarak görüp siyaset arenasına iş birliği, yardımlaşma ve dayanışma kültürü kazandırmak iddiası ve özlemi ile yola koyuluyoruz.
Kaygımız ülkemiz, insanlarımız ve gençlerimizin geleceğidir. İktidar veya muhalefet veya toplumsal kesimlerden herhangi birine düşmanlığımız ve karşıtlığımız söz konusu değildir.
En azından ülkemiz için öngörülen muhtemel çatışmaları, bölünmeleri, parçalanmaları ve dağılmayı önlemek için yeni bir siyasete, yeni bir siyaset diline ve yeni paradigmalara olan ihtiyacı birlikte oluşturmak için yola koyuluyoruz…
Aydınlarımızın köşelerine çekildiği, siyasilerimizin kendi küçük iktidar alanlarında ikbal peşine düştüğü böyle bir ortamda, halkımızı umutsuz, çaresiz bırakmayacak ve karanlığa mahkûm etmeyecek duyarlı insanların varlığını biliyoruz. Onlarla, büyük bir inanç, samimiyet ve kararlılıkla bir yol bulmak veya yeni yollar açmak için gayret göstermeye karar verdik.
Amacımız, sorunlara duyarlı insanlarımızı, politik ve ideolojik tercihlerine bakmaksızın ortak paydalar ve değerler etrafında buluşturmak, ülkenin problemlerini müzakere için alanlar oluşturmak, dışımızdaki siyasal parti ve siyasal kuruluşlar nezdinde girişimlerde bulunmak ve ortak faaliyet programları geliştirerek tabana yayılan bir demokrasi için süratle yol almaktır.
Türkiye’nin siyasi rejimini, iki asırlık anayasacılık ve bir asırlık cumhuriyet pratiğinden sonra bir kez daha bir çıkmazın eşiğine getiren bu siyasi geleneği ve kültürü ıslah etmeden; tedrici bir değişime, restorasyona, yenilemeye almadan, demokrasinin bir kültür olarak toplumun bütün katmanlarına yayılmasını sağlamadan hiçbir toplumsal ya da siyasi organizasyonun başarıya ulaşması mümkün değildir. Bu, eşyanın tabiatına aykırıdır.
Hareket olarak; herkesin inançlarını ve değerlerini yaşama, düşüncelerini ifade etme, iletme, savunma ve bu bağlamda örgütlenme hakları bulunduğu, kimsenin kimseye üstünlük sağlamak gibi bir amaç gütmediği, değerler etrafında müzakere yoluyla asgari müştereklerde buluşabilen bir siyasal kültür geliştirmeyi amaçlıyoruz. İnanıyoruz ki, bir toplumun ve tek tek her bir bireyin topyekûn mutluluğunu hedeflemeyen hiçbir siyasi anlayış kuşatıcı, yönetim de kâmil anlamda adil olamaz, toplumuna gerçek manada mutluluk ve refah sunamaz.
İşte bu zaruretlerden hareketle siyasal anlamda inisiyatif alma gibi bir zorunluluğumuzun olduğunu düşünerek yola koyuluyoruz.
Bugüne kadar sabırla bekledik. Beklerken yine çağrılarımıza devam ettik. Ama gördük ki, halen cari siyaset kendi yanlışlarını tekrarlamaya devam ediyor. Bir türlü ana meseleye odaklanamıyor. Ülke olarak hep metastazları temizlemekle uğraşıyoruz. Temizleniyor belki ama primer odak yerinde duruyor. Hastayı bir süre daha yaşam kalitesi düşmüş bir vaziyette yaşatıyoruz fakat ülke olarak hastalığı tetikleyen kaynağı bir türlü kurutamıyoruz.
Toplum, bugün gerçek anlamda kendi varlığını güven içerisinde devam ettirememe gibi bir risk altında bulunmaktadır. Hem iktisadi, hem sosyal, hem dini ve hem de siyasi anlamda…
Toplumun bir güven iklimine ihtiyacı var. Öncelikle bu güveni inşa etmek için sahaya iniyoruz.

Bunları Okudunuz Mu?

Yorum Bırak

This website uses cookies to improve your experience. Accept