VERDİĞİNİZ SÖZLER NEDENİYLE SİZİ BEKLEYEN AKIBETİN FARKINDA MISINIZ?

by Fahrettin Dağlı

Daha önce yazdım; ‘Böyle bir siyaset anlayışından Allah’a sığınırım.’ İşte demek istemeye çalıştığım mevzu; Siyasette, yerine getiremeyeceğin onca söz ver, taahhütte bulun; yalan söyle, kandır ve ondan sonra iktidar olunca da bunların hiçbirisini söylememiş gibi davran!..

Bakınız, yazımın altına iki link koyuyorum. Belki çoğunuz da seyretmişsinizdir. Dün ile bugün arasındaki çelişkileri görünce elbette bu dinin müminleri olarak ‘böyle bir siyasetten Allah’a sığınırım’ diyorsunuz. (İsterseniz ilk önce o iki linkteki videoları seyredin ve daha sonra kaldığınız yerden okumaya devam edin)

Hangi kitapta yazıyor?

Siyaset alanı din dışı bir alan mı?

Hadi diyelim ki, sizden öncekilerde siyasetlerini, kitleri kandırmak, avutmak, hileyle iradelerini çözmek suretiyle iktidar kotardılar. Ya, size ne oldu?

Müslümanlık gibi bir iddianız vardı, ne oldu?

İktidar alanı seküler bir alan mı?

Bu alanları, sınırları kim belirliyor?

Allah mı, -Hâşâ- sizler mi?

İşte onun için o meşhur Harzemşah Sultanın dediğini size diyorum; ‘Sizler zafere değil, sefere mükelleftiniz.’ Ne çabuk unutup sanal/sahte bir zaferin peşine düştünüz? Ne çabuk kuru cihangirlik derdine düştünüz?

Yeni bir din anlayışı mı inşa edildi?

Sizler iktidar olmak mecburiyetinde değildiniz. Ancak inandığınız din adına dürüst, ahlaklı ve erdemli olmak zorundasınız. Eğer müslümanlık iddianızda samimiyseniz gereği budur. Hiç sağa sola çekmeye gerek yok. Allah’ın kitabı terütaze elimizde ve Allah Resulünün hayatı tertemiz olarak önümüzde. Alın götürün siyasetinizi o mihenk ölçülerine vurun; bakalım ne karşılık alacaksınız.

Malum, Allah söze çok önem veriyor. Sözün gücünü, gücün sözünden üstün tutuyor. Bakınız, İman etme iddiasında bulunduğumuz Rabbimiz bize verilen sözler/ahitler konusunda neleri ifade buyuruyor?

“Yine o müminler emanetlerine ve ahidlerine sadakat gösterirler” (Mü’münin: 8)

“Hayır; kim ahdine vefa eder ve sakınırsa şüphesiz Allah da sakınanları sever.” (Ali İmran-76)

“Allah’ın ahdini ve yeminlerini az bir değere karşılık satanlar… İşte onlar; onlar için ahirette hiçbir pay yoktur, kıyamet gününde Allah onlarla konuşmaz, onları gözetmez ve onları arındırmaz. Ve onlar için acı bir azap vardır.” (Ali İmran-77)

“Ey iman edenler, akitleri yerine getirin…” (Maide: 1)

“Onların çoğunda ‘verdikleri söze bağlılık’ görmedik, ama onların çoğunu fasıklar (yoldan çıkanlar) olarak gördük.” (Araf:102)

“Onlar Allah’ın ahdini yerine getirirler ve verdikleri kesin sözü (misakı) bozmazlar.” (Rad:20)

“Ahidleştiğiniz zaman, Allah’ın ahdini yerine getirin, pekiştirdikten sonra yeminleri bozmayın; çünkü Allah’ı üzerinize kefil kılmışsınızdır. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızı bilir. (Nahl:91)

“(Bir de) Onlar, kendilerine verilen emanete ve verdikleri ahde (harfiyyen) riayet edenlerdir.” (Mearic:32)

Şimdi gelelim bütün bu ayetlerin sonrasında gelen ağır ültimatom;

“Ey iman edenler! Niçin yapmayacağınız şeyleri söylüyorsunuz? Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz Allah katında çok çirkin bir davranıştı (Saf: 2-3)

Evet, sırf iktidar uğruna yerine getiremeyeceğiniz sözler verdiniz. Ve bu sözler kayda geçti. Yerine getiremeyeceğiniz sözleri vermekle girdiğiniz veballerin hesabını yapabiliyor musunuz?

İnanın, bütün samimiyetimle ifade ediyorum; sizin yerinize olmaktansa dağ başında koyun çobanı olmayı yeğlerdim.

Bunları Okudunuz Mu?

Yorum Bırak

This website uses cookies to improve your experience. Accept