Beni takip edenler bilirler ki Ak Parti için “İslamcı siyaset” nitelemesi yapmıyorum. Çünkü bu tanımlama Ak Parti pratiğine hiç uymuyor. Zaten “İslamcılık”, literatürümüze İngilizce’deki “İslamist” veya “İslamizm” kelimelerinden girmiş bir kavramdır. Genel manada, referanslarını İslam’dan alan bir ideoloji olarak anlaşılıyor. Bunun anlamı, gerçek ve tüzel kişilerin siyasetlerini tamamen İslam’i esas ve usullere göre inşa etmeleri ve buna uygun bir pratik ortaya koymalarıdır. Ak Parti siyasetini bu şablona oturtmak mümkün müdür? Elbette mümkün değildir. Bilindiği üzere dünya üzerinde bu anlamda iki önemli ekol var; Biri Müslüman Kardeşler Örgütü (İhvan) ve diğeri de Hizb-ut Tahrir’dir. Bunlar kendi içlerinde tutarlı bir siyaset pratiği ortaya koymaya çalışıyorlar.
Müslümanların dinlerinden kaynaklanan birtakım taleplerde bulunmalarını ve bunu bir siyasi organizasyonla dile getirmelerini “Siyasal İslamcı” olarak nitelersek, haklı olarak şu soruyu da sormak gerekebilir; “Siyasal olmayan İslam” nasıl bir şey? Elbette dinin siyasal bir boyutu var. Eğer bu dinin muamelat hukuku (insanlar arasındaki hukuki ilişkiler) ile ilgili hükümleri varsa (medeni, ticari v.s.) elbette bunlar da siyasetin konuları arasında yer alır. Dolayısıyla “Siyasal İslam” ve “Siyasal olmayan İslam” gibi bir ayırım doğru olabilir mi?
Bu anlamda Türkiye’de Milli Nizam Partisi ile başlayan ve bugün Saadet Partisiyle temsil edilen siyaset pratiğini “İslamcı siyaset” olarak niteleyebilir miyiz? Dindarlar çevrelerin siyaset kurumundan talep ettikleri haklarını seslendiren partileri “İslamcı Partiler” olarak mı göreceğiz?
Ak Parti pratiği bu anlamda bu tartışmanın mevzuu bile olamaz. Zaten ortaya çıktıklarında “Millî görüş gömleğini çıkardık” demelerindeki temel espri de budur. Yani, biz artık İslami talepler üzerinden siyaset üretmeyeceğiz.
Peki, bugün neden tekrar dini kavramları daha sık kullanma ve dini ritüelleri kamusal alanda daha sıklıkla görünür kılma ihtiyacı hissettiler? Bu durumun ideolojik bir izahı yok. Sadece her gün kan kaybetmekte olan Ak Parti’nin son çare olarak din ve milliyetçilik üzerinden acaba tekrar eski günlerinde olduğu gibi bu kesimlerin Ak Parti’ye sempatilerini konsolide edebilir miyim?” hesabı, gayreti ve çabasından başka bir şey değil.
Aslında “Siyasal İslam” kavramının Türkiye’deki kullanımı, daha çok siyasi partilerin dünyevi/siyasi çıkarları için bir takım dini terimleri / değerleri eğerek, bükerek seçim meydanlarında kullanmalarından ibarettir.
Bazı müellifler bu süreci Emevi’lerle başlatırlar. Zira Emevi yöneticileri, dünyevi birtakım çıkarlar vaat ederek veya korkutarak baskı altına aldıkları ulemayı/fetva makamını siyasetlerine ve icraatlarına referans etmişlerdir. Belki mübalağa olarak göreceksiniz ama Ak Parti siyasi pratiği bu anlamda Emevi siyasetini bile aşmıştır. “Bu anlamda ideolojik olarak Ak Parti siyaseti ile ilgili uygun bir şablon var mı?” diye sual olunsa, itimat edin uygun bir kalıp bulamıyorum. Uygun gördüklerimi ise ifade etmeye terbiyem müsaade etmiyor. Çıkar odaklı bir siyasal organizasyonun ötesinde bir şey yüklemek doğru değil.