Allah’a Karşı İtimatsız Müslümanlar!

by Fahrettin Dağlı

Artık kör göze parmak misali her şey ayan olmuşken halen inkara yatmanın akli ve nakli hiçbir izahı yok.

Toplumun bir kesiminin siyasi tavrını fevkalade yanlış bulmakla birlikte onları anlıyorum. Benim anlamam onları masumlaştırmıyor. Onlar Kur’an’ın ifadesiyle az bir menfaat karşılığında hakikatin üstünü örtüyorlar. “Ekmeğimizi, makamımızı, güçlünün yanındaki itibarımızı kaybederiz endişesi…”

Öyle bir azınlık da var ki, onların hali daha çok acınası bir hal. Mevcut iktidardan görünür bir çıkarları yok ama “bu iktidar giderse dinimizi, diyanetimiz kaybederiz” endişesi… Yani, Allah muhafaza “Din=Parti” anlayışında… Aslında zımnen Allah’a yönelik bir itimatsızlığı barındırıyor bu anlayış. Halbuki şunu demeleri gerekmez mi; “Ben apaçık olan gerçeği söylerim; güçlülerin yanlışlarını yüzlerine haykırırım (tıpkı Ebu Zer misali) gerisini Allah’a bırakırım.

Üstelik kimin daha çok Müslüman olup olmadığını karar verecek durumda da değiliz. Hele hele yönetici kesimin sadece bize, yani halka yönelik muamelatına bakarız. Müslümanlığını kişinin namazına, kıraatına, hacca gidip gitmediğine v.s. değil; halkına ne kadar adil davranıp, davranmadığına bakarak bir yargıya varabiliriz.

Bugün bir yoksulluk yaşanıyor mu? Halkın önemli bir çoğunluğu açlık ve yoksulluk sınırında yaşıyor mu? Böyle giderse -ki bütün göstergeler daha kötüyü işaret ediyor- büyük bir açlık ve sefalet halini yaşanacağını söylemek haksızlık mı? Yoksa söylemeyip, ha bire akla ve nakle mugayir gerekçelerle hakikatin üstünü örtmek mi haksızlık?

Bir de Allah aşkına neyi neyle değiştiriyorsunuz? Burada yeri geldikçe onlarca defa hatırlattığımız bir ayet var; “Zulme/zalime meyletmeyin cehennem ateşi dokunur.” (Hud/113).

Eğer biraz dini hassasiyetiniz varsa bu ayetin tefsiri için tefsir kitaplarına bakınız lütfen. Bazı tefsir uleması, zulüm karşısında kayıtsız kalmayı, “ne mi lazım” modunda durmayı “zulme meyletmek” olarak yorumluyorlar.

Yaşadığımız, bir ekonomik zulüm mü? Bunun aksini ifade edecek bir ehli vicdan var mı?

“Efendim dünyanın diğer ülkelerinde de varmış mış; haliyle bizde de olacakmış mış” gibi bir mazeretin akli bir delili var mı? Var diyen varsa buyursun söylesin.

Başka hiçbir kıyasa gerek yok. Ekonomist olmaya da gerek yok. Burada iki önemli ölçek var;

-Birincisi, Türk parası yabancı paralar karşısında büyük bir değer kaybına uğradı mı? Bir anda dip yaptı mı? Herhalde paranın değersizleşmesinin ana sebebi olarak uluslararası ekonomik dengeleri göstermeyeceksiniz. Üç-dört MB Başkanının neden değiştirildiğinde ve ekonomi yönetiminin diğer yanlışlarında arayacaksınız.

-İkincisi, diğer ülkelerle enflasyon kıyaslaması… Avrupa’nın hiçbir ülkesinde enflasyon iki haneli bir rakama ulaşmamışken bu ülkede resmi verilere göre enflasyon %60-70.

Yani öyle sokak ağzı ile gerekçeler sıralamak yerine buyurun bu iki bilimsel veriye bakıp bir hükme varın.

Bunları sıralamama bile gerek yok. Çünkü inkara yatan kesim bu gerçekliği bilmiyor değil; sadece kalın bir örtü ile örtüp, görünemez kılmak derdinde.

Efendim, demokrasiler çare rejimleridir. O halde çareyi yine demokrasiyi işleterek bulacağız. Bu siyasal kadro başarılı olmadıysa, ki 20 yılın sonunda başarısız olduğu tescillenmiş durumda, o halde yine halkın huzuruna çıkıp bir güven tazelemesine ihtiyaç var.

Hangi akıl mevcut iktidar partisini yegane çare olarak görüyorsa, ya gerçekten ekonomik ve sosyal bir takım çıkarları vardır veya daha da kötüsü “Parti=Din” anlayışındalar.

Ne demek, “alternatifsizlik”? Bu iddia çok büyük bir günahtır. Çünkü Allah’a karşı itimatsızlıktır. Yeter ki siz daha iyiyi arama gayretinde, cehdinde olun. Allah, niyet ve eyleminize göre talebinize karşılık verecektir.

Bunları Okudunuz Mu?

Yorum Bırak

This website uses cookies to improve your experience. Accept