Bakınız Sn. Cumhurbaşkanı ne demiş?
Dün Rusya ile İdlib’de ateşkes konusunda anlaştıklarını hatırlatarak, “Temennimiz odur ki bu sürer. Böylece Müslüman’ın Müslüman ile böyle bir savaşı yapması da bitmiş olur.” dedi.
Diyecek bir söz bulamıyorum. Bugüne kadar dediğimizi dedik. Bundan sonra söylenecekler israf hükmündedir.
Allah aşkına sormazlar mı; ‘Karşımızdakilerin Müslüman olduğunu yeni mi anladık?
Bu kadar fetih tamtamları boşuna mı çalındı? Bu kadar Fetih Suresi okumalarını niçin yapıldı?
Aslında o ifadeye bile tam olarak iştirak etmiyorum. Bir insan ve Müslüman olarak derim ki, temel tercihimiz, sadece Müslümanlarla değil, asıl olan herkesle barış içerisinde yaşamaktır; savaşmamaktır. Savaşın kazanan tarafı olmaz. Toprak fethi ham hayaldir. Bu nedenle asıl olan, gerçekten ‘Yurtta sulh, cihanda sulhtur.’ Sadece bir şey için savaşılır, o da sulhu temin ve adalete ikame etmek için yapılır.
Ne diyor Bilge Devlet Adamı Aliya; ‘Belirtmeliyim ki, bu adil bir barış olmayabilir (Bosna-Hersek için); ama savaşın sürdürülmesinden daha adil!..’
Hiçbir savaş temenni edilemez. Dolayısıyla muhatabınız ister Müslüman, ister başka birisi olsun, asıl olan savaşmak değil, barışı zorlamaktır.
İnşaallah bu anlayış bu düzlemde devam eder de, bir daha bu toplumu teyakkuze ederek fetih naraları attırıp maceralara sürüklemeyiz.
Şu an bu ülkede mücadele edilmesi gerekenler; adalete ve iç barışımıza kastedenler; toplumun arasına nifak tohumları ekenler; siyasi ikballeri için ülkeyi ve toplumu kaosa sürükleyenler…
Lütfen hızla iç meselelerimize yönelelim; Bizi bekleyen devasa problemlere yoğunlaşalım. İç siyasetteki kamplaşmaları, nizalaşmaları bitirelim. Siyasi ikballeriniz için bu ülkenin bekasını tehlikeye atmayın. Kanaatim o ki, şu an yaşamakta olduğumuz toplumsal problemlerimiz, dış politikadan kaynaklanan diğerlerinin hepsinden daha önemlidir. Dağın arkasında bizi bekleyen ciddi tehlikeler var. Akli düşünen herkes bu tehlikelerin farkında!..
İç barışı ve dolayısıyla adaleti ikame etmeden hiçbir problemimizi çözemeyiz.