Herkesin dini, siyasi, sosyal ve ekonomik tercihlerine saygı duymak insan olmanın ve dahi İslam üzere olmanın bir gereğidir.
Dolayısıyla Ak Partili arkadaşların tercihine de saygı duymak esastır. Şunu da ilave edeyim ki; bu platformda tanıyan yüzlerce arkadaş bilirler ki, şu an hiçbir siyasal parti ile ne organik ve ne de inorganik bir bağım bulunmamaktadır. Türkiye’de kurulu farklı ideolojik yargılara sahip partilere mensup arkadaşlarım var. Hepsinin siyasi tercihi muteberdir, saygıya layıktır.
Uzun yıllardır Ak Parti iktidarının icraatlarını sorgulamaya tabi tutup, tenkitlerimi, uyarı ve ikazlarımı yapıyorum.
Neden diğer muhalefet partileri değil de, her vesileyle iktidar partisi?
İşin doğası gereği, mühür kimin elindeyse irade sahibi odur ve dolayısıyla mercekler onun üzerindedir. Eskiden eksiği ile yanlışı ile bir TBMM vardı. Bir takım yasalar orada görüşülüp karara bağlanırdı. Ancak şimdi hepimizin malumu ki, TBMM hükümsüz bırakılmıştır. Belki yasalar yine orada görüşülüyor ama karar merciinin TBMM olmadığı kör göze parmak misali. Dolayısıyla bu şartlarda muhalefet partilerini tenkit etmenin bir anlamı ve gereği de yok. Buna rağmen onların da siyasi söylemlerini burada zaman zaman tenkit ettiğimiz de vakidir.
Neyse, burada mevzu edeceğim husus şu; Malum, iktidar partisi bugüne kadar farklı kesimlerle ittifaklar yapıp iktidarını sürdürdü. Ne yazık ki, geçmiş ittifaklar nedeniyle bu ülke çok ağır bedeller ödedi. Bugün ise içerisinde girdiği ittifak şöyle böyle değil, son derece tehlikeli ve riskli.
Evet, işte bu noktada iktidar taraftarlarına tarihi uyarılarıma devam ediyorum; yarın hesap gününe şahadet bırakmak adına…
Sizi bilmiyorum ama benim çoktandır güçlü bir tahminle müşahede ettiğim bir risk bu toplumu bekliyor. Dağın arkasında bizi bekleyen çok büyük tehlike duruyor;
“Sanki bilinçli bir üst akıl iktidar eliyle verimli, iyi, güzel, hayırlı ne varsa ortadan kaldırıyor; yok ediyor; güzel ve hayırlı adına bir şey bırakmıyor.
Muhtemelen aynı el her şeyi bitirdikten sonra iktidara dönecek ve siz artık müflis tüccarsınız deyip emaneti ellerinden alacaklar. O gün de gerisine dönüp baktığında bugün kendisini alkışlayan, pohpohlayan hiç kimseyi de bulamayacaktır.”
Bunu tahmin etmemek için ahmak olmak lazım. Gerçekten ahmak…
Ve hele hele bir Müslüman için şöyle düşünmek ahmaklığın ötesinde bir şey; “Şimdi iktidarı uyarsak, ikaz etsek; iktidar gücü zayıflayacak, muhalefet karşısında gücü azalacak ve biz de iktidarı kaybedeceğiz; belki bu fırsatı bir daha yakalayamayacağız.”
Bir Müslüman için bu inanç, mahiyeti itibarıyla batıldır. Çünkü müslümana düşen hakkı ve adaleti ayakta tutmaktır. Ve hiçbir mülahazaya düşmeden kötü, zararlı ve yanlış olanı ikaz etmek; hayırlı, güzel, faydalı olanı tavsiye etmek ve teşvik etmektir. İktidar, Allah’a aittir. Ve Allah’da layık olana verir. Eğer bizler Allah’ın emri olan hayırlı, adil, faydalı olanı tavsiye eder; yanlıştan vazgeçiren bir toplum olursak hiç endişe etmeyin Allah emaneti daha iyilerine, daha hayırlılarına verecek; eğer bu görevi ifa etmeyecek olursak -Allah Muhafaza- çok büyük musibetlere duçar kalabileceğimizi unutmamak lazım.
Allah’a iman ediyorsak fani varlıkların kurtarıcı olmadığını da iman etmemiz lazım. Yukarıda ifade ettiğim tehlikenin varit olduğunu unutmayın lütfen. Yine desteklemeye devam edecekseniz edin; ancak yanlış, hatalı, gayri adil gördüklerinizi hiçbir kınayıcının kınamasından çekinmeyerek haykırın yüzlerine…
Unutmayın, veren Allah; alacak olan da Allah’tır.