Annem

by Fahrettin Dağlı

Her insanın hayatında onun yönünü tayin eden, istikametlendiren aktörler vardır. Benim de hayatımın belirleyicisi ve besleyicisi, ümmi (okuma yazma bilmeyen) ve Türkçe konuşamayan annem oldu.

Otuz iki yaşında kocasını kaybettikten sonra geride kalan dört yetim çocuğuyla hayatın zorluklarıyla mücadele ederek yavrularına hem babalık ve hem de annelik yapan elleri nasırlı annem…

Yoksulluğun / yoksunluğun belini bükemediği, mücadele azmini kıramadığı dürüstlük ve namus abidesi annem…

Babam öldüğünde en büyüğümüz on beş ve en küçüğümüz (ben) de henüz bir yaşındaydık.

Babamın taşralı bir siyasetçi olduğunu (bir bakıma CHP belde başkanı), beldedeki arkadaşlarıyla bizim evde toplanıp politik tartışmalar yaptığını, gazete okuyup, güncel meseleleri takip ettiğini annem bize anlatırdı.

Babam ölmeden önce anneme, “Diğer çocuklar için bir şey diyemem ama Fahrettin’i okutmanı vasiyet ediyorum.” demiş.

Evet, o mücadeleci kadın bu vasiyeti üzerine almıştı. Her vesileyle buna bana hatırlatırdı; Babanın vasiyeti var, sen okumalısın!

İlkokul bitti. Beldemizde de artık ortaokul vardı. Annem üzerine aldığı bu söz nedeniyle beni ortaokula kaydettirdi. Ancak ne ki, o yıl ilkokulda arkadaş olduklarımdan hiçbirisi orta okula yazılmamıştı. Özellikle de çok daha fazla sevgi ve muhabbet duyduğum bir arkadaşımın okula devam etmemesi beni çok demoralize etmişti, okula isteksiz gidiyordum.

Daha fazla sürdüremedim, bir gün anneme ‘Artık okula gitmek istemiyorum. Ben de kendi akranlarım gibi koyun kuzu güderim.’ demiştim.

Bunu duyan annemin o gün yaşadığı hayal kırıklığını, üzüntüsünü unutamam, adeta yıkıldı, perişan oldu. Gece yarısına kadar ikna etmeye çalıştı. Ne yapacağını şaşırdı, babamın vasiyetini yerine getiremeyeceği endişesiyle kıvrandı durdu. İkna olabilmem için her türlü vesileyi kullandı. En son bir ikna yolu kalmıştı. Yaylamızda en yakın arkadaşımın babasına gidip oğlunu okula kaydettirmesi için ikna etmeyi denedi ve başarılı oldu. Arkadaşımın babası annemi kıramadı ve bir ay gecikmeyle de olsa ortaokula kaydını yaptırdı. O gün benim için adeta bir karar günüydü, hikayem ya o kırsalda yaşanacak ya da bambaşka mekanlarda farklı toplumsal ilişkilerle devam edecekti. Kader ikinci yolu gösterdi, devam…

Ve o müthiş iradenin ve mücadelenin sahibi kadın, yüklendiği vasiyetin gereğini yerine getirmiş olmanın mutluluğunu ve gururunu yaşıyordu. Artık oğlunun istikametini sağlamlaştırmıştı. Geriye dönüş yoktu.

Bundan dolayı babama ve daha çok da anneme çok şey borçluyum.

Eğitim hayatı bana ne mi kazandırdı?

Klasik anlatımla, o sayede “devlet umuru gördüm, mevki, makam sahibi oldum” asla değildir. Evet, bunların hepsi oldu ama onlardan daha önemli bir servete kavuştum.

O ümmi kadının umutlarının ve hayallerinin çok ötesinde bir şey kazandırdı.

Hiçbir makamın ve hiçbir dünyalığın karşılayamayacağı bir servet…

Hayata ve kainata dair bir bilince, anlama erişme… Hikmetin kapılarında dolanma, damlayanlardan gıdalanma…

Bu zenginliğe erişmemde vasiyeti olan babaya ve o vasiyeti yerine getirmek için umutlarıyla, hayalleriyle besleyen anneye teşekkürler…

Elbette anneler, babalar sadece birer vesiledir, teşekküre en layık olan ise, tüm bunların planlayıcı ve yönlendiricisi olan Allah’tır. Hamdım ve şükrüm O’nadır.

İşte acılarıyla birlikte mutlu sonla biten bir hikâye!..

Bu vesileyle anneme, babama ve aramızdan ayrılan çocuklarımın annesine rahmet diliyorum.

Ya baki entel baki…
El baki hüvel baki…

Bunları Okudunuz Mu?

Yorum Bırak

This website uses cookies to improve your experience. Accept