GENİŞİ DAR; KOLAYI ZOR KILANLAR

by Fahrettin Dağlı
Dindarlık iddiasındaki tahakkümcü azgın bir azınlık var ki, onlara kalsa kimseyi cennete göndermek istemiyorlar. Ellerinden gelse kendileri dışındakilerin hepsini cehenneme sevk edecekler. Bu dünyayı zaten cehenneme döndürdüler; öteki tarafın tasarrufunu da ellerinde tutuyorlar!
[Onlara “Yeryüzünde düzeni bozmayın” denildiğinde, “Hayır, biz yalnızca ıslah edenleriz” derler. Biline ki, gerçekten bozanlar onların ta kendileridir, ama farkında olmuyorlar.] (Bakara:11-12)
Ülkemizi rahmet ikliminden uzaklaştırmak için var güçleriyle çalışıyorlar. Bunlar bugünün nevzuhur fırkaları değil. Dün de varlardı, bugün de…
Bunlar yol kesici bir topluluk / şebeke. Bütün misyonları cennete yönelen insanların yolunu kesip cehenneme yönlendirmek. Onlara, “Ne yapıyorsunuz? Amacınız ne?” diye sual edecek olursanız, cevapları üç aşağı, beş yukarı ayetin dediğidir; “Hayır, biz yalnızca ıslah edicileriz” veya bugünkü yaygın kullanımı ile “dinimiz, devletimiz için yapıyoruz.” derler. Ama gerçekte ise tam da ayetin dediği gibidir; “Yer yüzünün düzenini bozuyorlar.
Halbuki samimi bir dindarın tutum, davranış ve ahlakının ne/nasıl olması gerekir? Daha doğru soru; Hz. Peygamber ahlakı ile ahlaklanmış bir mümin insanın tutum, davranış ve şahitliği ne olmalı? İşte ayet onun da cevabını veriyor;
“İşte böylece, siz insanlara şahit olasınız, peygamber de size şahit olsun diye sizi aşırılıklardan uzak bir ümmet yaptık…” (Bakara: 143)
Yani, adeta hal diliyle bize şunu ifade ediyor; size gökyüzünde, yeryüzünde o kadar ayet vahyettim; onunla iktifa etmedim size bu ayetleri açıklayan kitabı gönderdim; onunla da iktifa etmedim sizden birini Peygamber olarak seçtim ki, size “Numune-i imtisal (örnek) olsun; ayetlerimi açıklayarak, yaşayarak öğretsin. Kendi Varlığımın delili olan bu onca ikram ve kolaylıktan sonra daha ne yapayım?”
Evet, Peygamber bizim için bir örneklik ve kendini bu dine mensup görenler de hal, hareket ve ahlaklarıyla diğer insanlara örneklik edecekler. Yani ahlaklarına bakıldığında onlarda İslam’ın numunelerini; aksiyona dönüşen halini görecekler. İşte bu hikmetten dolayıdır ki, İslam ulaması genellikle tebliğ aracı olarak sözel tebliğden ziyade hal ile tebliği öncelemişlerdir. Mesela derler ki, Çin de İslam’ın neşvünema bulmasının en önemli faktörlerinden birisinin, oraya ticaret etmek gayesi ile gidip orada kalan bir Müslüman tacirin örnek hal, hareket ve ahlakının bir sonucu olduğudur…
Onun için mümin insanın yaşamındaki en önemli amacı, hedefi, “İnsanlara öyle dürüst, öyle ahlaki davranayım ki, onları yanlışlardan veya cehenneme giden yollardan döndürüp cennete giden istikamete yönlendireyim” olmalıdır. Mümince anlayış bu değil mi? Hedef, yeryüzüne düşmanlığı, kargaşayı, adaveti yaymak değil; tam aksi, adaleti, barışı ve kardeşlik iklimini hâkim kılmak olmalı değil mi?
Bir gün Hz. Peygamber bir mevtanın defin işlemini yaparken kenarda duran bir bedevi, “Allah’ım benimle Muhammed’i cennetine koy ver; diğerlerini boş ver” diye dua ettiğini işitince yanına varıyor; mütebessim bir edayla “Niye genişi dar kılıyorsun?” diye soruyor.
Evet, bugün bu bahsini ettiğimiz azgın azınlık genişi dar; kolayı zor kılıyor. Allah bu azgınların şerrinden kurtarsın ve bizleri de güvenli/selametli bir limana çıkarsın.

Bunları Okudunuz Mu?

Yorum Bırak

This website uses cookies to improve your experience. Accept