HAKKI İFADE ETMEK NİYE SİZİ BU KADAR RAHATSIZ EDİYOR?

by Fahrettin Dağlı
İçinde büyüdüğüm mahallenin mukimlerinden küçümsenmeyecek bir gurubun, bugüne kadar yazdıklarımdan rahatsızlık duyduklarının farkındayım. Bunun farklı tezahürlerini müşahede ediyorum. Direk cepheden itiraz etmeseler de bu kızgınlıklarını farklı platformlarda ve vesilelerle ifade ediyorlar;
“Fahrettin Beyin yazdıkları doğru olabilir ama biraz kalemi keskin.”
“Efendim, tabii ki eleştiriye karşı değiliz; herkes yönetimi eleştirebilir ama bu yapıcı bir eleştiri olmalı!”
(Daha ağır ithamlarda bulunanlar da var ama onları mevzubahis bile etmiyorum; cibilliyetlerinin gereğini yapıyorlar.)
Soruyorum muhataplarıma; “Allah aşkına bana tarif edin; cehaletimi giderin lütfen, “Yapıcı eleştiri nasıl olur?”
Öyle bir izahları da yok.
Aslında dillerinin altındaki bakla; “Fahrettin Bey bizi rahatsız etme! Biz de senin gördüklerini görüyoruz ama görmemezlikten geliyoruz; huzurumuzun bozulmasını istemiyoruz. Siz ise ısrarla görmek istemediğimizi bizim gözümüze sokuyorsun; huzurumuzu kaçırıyorsunuz. Halbuki bizler eskiden yaptıklarımızı/yaşadıklarımızı birbirimize anlatıp keyif alıyoruz.
“Ne günlerdi o gençlik günlerimiz? Ne yakışıklı adamlardık? Ne güzel kükrüyorduk? Ama o eski günlere dönemeyiz ki. Hem her şey değişti. Başka bir zaman boyutunu geçtik. Bu şartlarda mevcuttan daha iyisi de olamaz zaten. Onun için de gel inat etme huzurumuzu bozma; bizi rahatsız edecek konuları hatırlatma!”
Üç aşağı beş yukarı böyle bir haleti ruhiye…
Bazı seven dostlar da “Biraz daha üslubunuzu yumuşatsanız nasıl olur?” diye iyi niyetli tavsiyelerde bulunuyorlar; “Yazdıklarınıza iştirak ediyoruz ama isteriz ki, iktidar muhipleri de sizi okusunlar, dinlesinler. Onun için biraz daha yumuşatamaz mıyız?” diye sual ediyorlar. Elbette hepsine muradımı anlatıyordum. Ancak içlerinden birisini isim vermeden özellikle zikretmek istiyorum.
O da benim gibi bürokraside görev yapıyor. Benim gördüklerimi o da görüyordu ama büyük resmi ıskalamadan görmeyi öteliyordu. İstiyor, arzu ediyordu ki, yazdıklarım muhatapları tarafından okunsun ve dikkate alınsın. O da aynı tavsiyeyi yeniliyordu.
Ne zamana kadar? Bürokraside önemli bir makamına gelinceye kadar. Bir süre görev yaptı ve sonra geldi ve bana çok acı itiraflarda bulundu;
“Bugüne kadar size haksızlık etmişiz; ‘biraz daha esnek olun’ diyerek. Bugün çalıştığım kurumda kamunun menfaatlerinin çarçur edilmesine itiraz ettiğim için makamdan resmen kovuldum. Beni bir eşya gibi kapıdan dışarı attılar. Amirim pozisyonundaki vatandaş babasının çiftliği sandığı kurumda, “Sen bulunmaz bir Hint kumaşı değilsin. Senin bulunduğun makam için can atan binler var; defol git!” diye bana çıkıştı. Bu kadar…
Herkes yaşadığı, yüzleştiği kadar bilgi sahibidir. Bu kardeşim yaşayarak öğrendi bazı gerçekleri. Ve onu dedi; “Size haksızlık etmişiz. Bu azgın tayfaya daha ağırı yakışırmış.” Ha şunu da ifade edeyim; bu kardeşimin gördüklerini görüp de görmemezlikten gelen, itirafta bulunmayan binler de var tabi…
Şimdi asıl soruyu soruyorum; “Geldiğimiz yeri görüyorsunuz. O gün yaptığımız eleştiriler de meydanda. Buyurun bütün yazılarım “fahrettindagli.com

” bloğumda duruyor. İnsaflıca, vicdani parametrenizi düşürmeden bakın lütfen, neye itiraz etmişiz ve bugün ne durumdayız? Ona göre tekrar terazinize, mihenginize vurun; bakalım nasıl karşılık verecek?
Üç kuruşluk dünya menfaati için kimseye yüzsuyu sürmeyiz inşallah. Allah onu yaptırtmasın bize. Gönlünüz hoş olacak diye hakikati de ketm edecek /üstünü örtecek de değiliz! Kimseye de yalan yanlış ithamlarda bulunup iftira atmayız. Yanlışlarımız olduğu zaman da dostlarımızın ikaz ve nasihatlerini kulak verir; nefsimizi temize çıkartmak gibi süfli bir yolu denemeyiz.
Siz ister taktir edin ister etmeyin. Amacımız fanilerin teveccühüne mazhar olmak değil. Geleceğe şahitlik bırakmaktır. Hesap gününde tanıklık edecek şahitler bırakmaktır. Hakkın hatırı âlidir hiçbir hatıra değiştirilemez.
Son olarak merhum Şeriati’nin söylediğini söylüyorum; eğer yakışıyorsak, diyeceğimiz son söz şudur;
“Sizi rahatsız etmeye geldik. Rahatsız etmeye de devam edeceğiz.”
Bu da böyle biline…

Bunları Okudunuz Mu?

Yorum Bırak

This website uses cookies to improve your experience. Accept