İSLAM HAL DİNİDİR! YAŞANMIŞ MİLYONLARCA ÖRNEKTEN BİRİ…

by Fahrettin Dağlı

Aksiyona/eyleme dönüşmeyen bir inanışın, bir imanın kıymeti olur mu?

“İnsanlar, denenip sınavdan geçirilmeden, sadece ‘İman ettik’ demekle bırakılacaklarını mı sanıyorlar?”

“Andolsun ki biz, onlardan öncekileri de sınamıştık. Allah, elbette doğru olanları ortaya çıkaracaktır; kezâ O, yalancıları da mutlaka ortaya çıkaracaktır.” (Ankebut:2-3)

“Bedevîler, ‘İman ettik’ dediler. Şunu söyle: Henüz iman gönüllerinize yerleşmediğine göre, sadece boyun eğdiniz…” (Hucurât:14)

İman, onu tahkiki (modern tabiriyle analitik bir yaklaşımla) bir yöntemle okumayı, öğrenmeyi, müşahede etmeyi; akıl ile kavramayı gerektirir. Yani, İbrahimî bir zihni eforla, parçalardan hareketle bütünü yakalama çabasını gerektiriyor. Bu süreç olmadan ‘iman’ iddiası dayanıksız kalır. En ufuk bir esintinin önünde uçar gider. Veya yalan, yanlış, eksik bilgi ve müşahededen kaynaklanan dönüşümle dinin Rahmet boyutu zulme dönüşebilir. Bugün yaşadıklarımız; her gün internet ortamında tanıklık ettiğimiz din bezirganları / şarlatanları bunun en çarpıcı çıktıları ve örnekleridir.

İman, bilgi ve amel bütünlüğüdür. İlmiyle / bildiğiyle amil olmayı gerektirir. İman hayata taşındıkça, yansıdıkça bir değere dönüşür. Aksi takdirde ‘kitap yüklü merkeplerden’ farkı olmaz.

Malum, İslam’ı yaşamada bütün müminlerin yegâne örnekliği (şahidi) Hz. Muhammed’dir (sav).

“İşte böylece, siz insanlara şahit olasınız, peygamber de size şahit olsun diye sizi vasat (örnek) bir ümmet yaptık…” (Bakara:143)

Peki, diğer insanların örnekliği (şahidi) kimlermiş?

Onlar da halen yeryüzünde yaşamakta olan müminlerdir. Onlar, Hz. Peygamber’i halen aralarında yaşayan bir canlı varlık olarak tasavvur edecekler ve onun örnek hayatını hayatlarına yansıtmak için gayret göstereceklerdir. Ki diğer insanlara Muhammedi ruhu taşıyabilsinler. İnsanlar onları gördükleri zaman hallerine imrenebilsinler. Ve sorsunlar:

“Sizi bu kadar güzelleştiren; bu kadar insani erdemlerle bezeyen, zenginleştiren şey nedir?”

Sizin de göğsünüzü gere gere; ‘İnandığım Din (İSLAM) ve onun Resulü Hz. Muhammed’dir (sav) diyebilmenizdir.

Din, kılıç kalkanla; top tüfekle insanlığa taşınacak bir şey değil; Göstereceğiniz yüksek insani erdemlerle bir cazibe merkezi oluşturmanızdır.

Nasıl mı olur? Buyurun buraya kadar anlattıklarımın canlı şahidi;

Yıllar önce Meksika’da İslam’a yeni giren genç bir kızın itiraflarını dinlemiştim. Şöyle diyordu;

2001 yılında Güney Amerika’daki ekonomik kriz nedeniyle insanlar AVM’lere, marketlere saldırdı. Kıran kırana yağmalamaya başladılar. İşte o zaman herhalde artık ‘insanlık öldü’ diye kendi kendime psikolojik travmalar yaşamaya başladım. Bir çıkış yolu arıyordum. İncil veya onun kilise mümessillerinin vaazları beni tatmin etmiyordu; problemlerimi çözmüyordu. Ciddi ciddi artık yeryüzünde yaşamanın anlamsızlığını kabullenerek intihar etmeyi düşünmeye başladım. Bu psikolojik gel-gitleri yaşarken bir gün bir alış-veriş merkezinde bir gurup Türkiyeli kadınlarla karşılaştım. Bir şeyler vesile oldu, merhabalaştık ve tanıştık. Bana çok yakınlık gösterdiler. Hasbıhalden sonra karşılıklı telefon numaralarımızı kayıt ederek ayrıldık. Sonraları zaman zaman kah onlarda kah bizde buluşmaya başladık. Bana her türlü yakınlığı ve dostluğu gösterdiler; ikramlarda bulundular.

Bu durum üç-dört ay sürdü. Bir gün merak edip sordum;

‘Bana bu kadar yakınlık göstermenizin, ikramda bulunmanızın sebebi nedir?’

Bana verdikleri cevap; Çünkü dinimiz bize bu insanlığı göstermemizi emrediyor. Biz de insanlığımızın, dinimizin gereğini yapıyoruz.”

İlk defa farklı bir dine inandıklarını öğrenmiş oldum. O güne kadar asla dinleri hususunda bana bir ihsasta bulunmamışlardı. Ve hemen sordum;

‘Siz hangi dine inanıyorsunuz?

Cevapları: ‘İSLAM’

Birden heyecanlandım ve ‘Lütfen bana da dininizi öğretir misiniz? Veya bu dini nereden öğrenebilirim?’ diye sordum.

Onlar da hemen bana ‘İspanyolca bir Kur’an Kerim tercümesi hediye ettiler. Ve önce o kadınların bana yakınlıkları, insani yaklaşımları ve sonra da bu dinin Kitabı ile ben hidayet buldum.

Hikayenin özeti bu. Ben size bunu sadeleştirerek anlattım. Halbuki o genç kadının bunları anlatırken gözlerinden akan göz yaşları ve heyecanı görülmeye değerdi. Ona dünyaları bağışlamış olsaydınız bu derece heyecanlanmazdı her halde.

İşte böyle. İnsanların sizin dininize girmesini arzu ediyorsanız; sözden daha çok halinizle onlara insani erdemlerinizi; hayatınızı süsleyen ‘Muhammedi’ kişiliği göstermenizdir.

İnsanlara karşı adil, dürüst, erdemli, vefalı, veren el olmanız ve kendilerini şerrinizden eminlikte hissettikleri zaman fevc fevc İslama gireceklerdir.

-Allah Muhafaza- IŞİD ve benzerlerinin yaptığını yaparsanız da, bu sefer insanlar fevc fevc dinlerinizi terk ederler. Bugün olduğu gibi…

Bilmiyorum meramımı anlatabildim mi?

Bunları Okudunuz Mu?

Yorum Bırak

This website uses cookies to improve your experience. Accept