MÜNAFIKLARI TANIMAK, BİLMEK MÜMKÜN MÜ?

by Fahrettin Dağlı

Soracaksınız hemen, nereden çıktı bu münafıklık bahsi? Bugün yaşadığımız belli başlı sorunların temellerine indiğiniz zaman, derinlerin dehlizlerinde hep izlerini görürseniz; tabii ki görmek için aklını ve sensörlerini istenilen düzeyde kullanmayı gerektiriyor.

Haydi şimdi elimizde şamdan, derine doğru inmeye başlayalım; tarla farelerinin delik deşik ettikleri temelleri görmeye başlayalım.

Herhalde münafık kelimesinin neye karşılık geldiğini bilmeyen yoktur. Biz yinede TDV İslam Ansiklopedisinden kısa tanımını nakledelim;

[Sözlükte “(tarla faresi) yuvasına girmek; (bir kimse) olduğundan başka türlü görünmek” anlamındaki nifâk mastarından türemiş bir sıfat olan münâfık kelimesi “inanmadığı halde kendisini mümin gösteren” kimse demektir. Kelimenin, “tarla faresinin bir tehlike anında kaçmasını sağlamak üzere yuvası için hazırladığı birden fazla çıkış noktasının birinden girip diğerinden çıkması” biçimindeki kök manasından hareketle münafık, “dinin bir kapısından girip diğerinden kaçan çifte şahsiyetli kimse” olarak da tanımlanmıştır.]

Kanaatim o ki, Ak Parti iktidarlarına kadar insanların ‘Müslüman görünme’ gibi bir korku ve endişeleri yoktu. Hatta tam aksi İslami yaşamı olanlar gizleme gereği duyuyorlardı. Dolayısıyla muhtemeldir ki, münafık sıfatına haiz insan sayısı azdı. Ancak ne zaman ki, Ak Parti ezici bir çoğunlukla iktidar olunca güç dengesi değişti. En azından söylemde ve görüntüde de olsa, ‘İslami öncelikleri olan bir iktidar’ vardı. Gerek bürokraside, gerek siyasette ve gerekse ticarette ‘İslami’ kimliğin para etmeye başladığı bir süreç başladı. Bir yerlerde yer edinmenin; pastadan pay almanın; çoluğunu, çocuğunu işe yerleştirmenin; ihalelerden pay kapmanın yolu iktidara yakın olmaktan geçmeye başladı. Onun için de iktidar mensuplarına şirin görünmek, onlardan olduğunu ihsas etmek gerekirdi. Bunun yolu da, herkesin görebileceği mekanlarda beş vakit namaz kılmak; umreye, hacca gitmek; İslami vakıf ve derneklere üye olmak, bağışta bulunmak; icabında sakal bırakmak; kadın ise başörtüsü takmak v.s.

Tarihsel olarak münafıkların yaşam biçimi hep böyle süregelmiştir. Düşünün, Peygamberimiz henüz Medine’ye hicret etmeden önce orada reisliğe soyunan bir adam var; Abdullah B. Übey B. Selûl. Bu adam Allah Resulüne o kadar yakın durmuş, O’na iltifatlarda bulunmuş; mescidinde cemaat olup arkasında namaz kılmış ve öldüğünde de, Hz. Peygamberin namazını kıldırmasını ve hırkasının üzerine örtülmesini vasiyet etmiş. Bu kadar yakın durmaya çalışan bir insan… Peki, Hz. Peygamber onun ve benzerlerinin münafık olduğunu bilmiyor muydu? Elbette biliyordu. Ancak ona rağmen isimlerini açıklamıyordu ki, toplumsal bir hoşnutsuzluk oluşmasın ve kendisinden sonra insanlar birbirlerini münafıklıkla suçlayıp katletmesinler. Hatta Hz. Ömer, ‘Ya Rasulullah isimlerini ver de hepsini kılıçtan geçirelim’ diye talepte bulununca, ona cevaben; ‘Ben Medine çevresindekilere, “Muhammed adamlarını öldürtüyor dedirtmem” demiştir.

Peki, şimdi sorumuza dönelim; ‘Münafıkları tanımak, bilmek mümkün mü?

Bu sorunun cevabını Kur’an veriyor;

Yoksa kalplerinde hastalık olanlar (münafıklar), ALLAH’ın, kinlerini asla açığa çıkarmayacağını mı sandılar? (Muhammed:29)

Biz dileseydik onları Sana gösterirdik de, Sen onları yüzlerinden tanırdın. (Fakat) Andolsun ki, Sen onları konuşma tarzlarından tanırsın. ALLAH bütün işlerinizi bilir. (Muhammed:30)

Evet, Cenabı Allah Peygamberine hitaben; “Eğer biz dileseydik simalarını aşına kılardık; ama dilemedik. Yani kimseye insanın kalbini okuma yetkisi vermedik. Fakat Sen onları konuşma tarzlarından tanırsın” diye buyuruyor.

Bundan neyi anlıyoruz? Yüzlerinde ‘Münafık’ damgası veya maskesi olmayacak ama ‘kafirden daha tehlikeli olan münafığın vereceği zararlar konusunda uyanık davranmanız gerektiğine dikkat çektiriliyor.

Alın size bir kolaylık; onları simalarından tanımayacaksınız ama konuşmalarından tanıyabilme imkanınız olacak. Ayet, bize münafığın en belirgin evrensel özelliğinin ipuçlarını veriyor. Yani münafığın konuşma tarzı, üslubu ve yaklaşımı kendini ele verecek. Basiretli her insanın rahat bir şekilde tanıyabileceği bir kimlik ve kişilik… Dikkatli ve basiretli bakan herkes o tumturaklı, itici, abartılı övücü sözlerinden ve riyakâr davranışlarından münafığı teşhis edebilecek.

Buradan şuna dikkat lütfen; Bu özelliklerin %100’ünü keşfetsek bile yine de o kişiyi ‘münafık’ ilan etme hakkına haiz değiliz. Sadece bilelim ve ona göre tedbirli davranalım. Yukarıda naklettiğimiz tanımında olduğu gibi ‘Münafıklar, tıpkı tarla faresinin bir tehlike anında kaçmasını sağlamak üzere yuvası için birden fazla çıkış noktasının birinden girip diğerinden çıkacağı’ gibi bir karaktere sahiptirler. Ne zaman ve nereden zarar verecekleri belli olmaz. Tatlı riyakar dilleriyle sizi aldatıp yoldan saptırabilirler. Bunlar dinin bir kapısından girip diğerinden kaçan çifte şahsiyetli kimselerdir.

Muhammed Suresinin 29. Ayetinden de anlıyoruz ki, Allah münafıkların yüreklerinde gizledikleri o kini ve husumeti mutlaka açığa çıkaracaktır. Bugüne kadar açığa çıkardığı gibi…

Evet, Kur’an’ın bu ölçüleriyle baktığım zaman nice adamlar görüyorum ki, kendilerini elbiselerin içerisinde gizlemişler. Hele bürokratik hayatımda o kadar çok tanıklık ettim ki, o insanların bulunduğu mekanlarda, konuşmalarına, davranışlarına tanıklık ettikçe, insanlığımdan utanıyordum.

Sonuç olarak gördüğüm muhtemel tehlikeyi görmek ve duymak istemeyen gözlere ve kulaklara bir daha hatırlatıyorum; yaşadığım hayat kesiti içerisinde bu nispette yalancı, riyakar, iki yüzlü insanlara rastlamadım. Ve bu insanlar bugün siyasi iradeyi kuşatmış durumdalar. Suret-i haktan gözüküp, birilerinin ayağının altından halıyı çekiyorlar. Eğer bu basireti gösteremeyecek olurlarsa -ki göstereceklerine dair hiçbir işaret yok- korkarım ki, bugünlerimizi bile arar hale geliriz.

Yöneticiler/iktidar sahipleri/ melikler, yüzlerine doğruyu, hakkı ve adaleti ifade edenlerden, eleştirenlerden hoşlanmazlar. Halbuki onlar dostturlar. Çünkü münafık sıfatlı birisi olsa bunu yapmaz. Tam aksi ondan alacağı bir menfaati kotarmak için ‘Padişahım çok yaşa; en iyisini siz bilirsiniz; yolunuz, yolumuzdur v.s’ deyip onun hoşuna gidecek, gönlünü çelecek tumturaklı cümleler kurarlar.

Bugün mebzul miktarda örneğine tanıklık ettiğimiz gibi…

Bizden söylemesi…

Bunları Okudunuz Mu?

Yorum Bırak

This website uses cookies to improve your experience. Accept