RAHMET, HELALLEŞMEK VE BARIŞMAKLA MÜMKÜN

by Fahrettin Dağlı
Kuraklık ve onun muhtemel sonuçlarından biri olan orman yangınları nedeniyle ülkenin çeşitli yerlerinde yağmur dualarına çıkılıyor.
Kimsenin ibadet şekline, icrasına karışacak değiliz; saygı gösteririz. Ancak bilinmesi gereken önemli bir hususu da Allah’ın hakkı için hatırlatmak isteriz.
Allah, hikmet mucibince, yeryüzünde meydana gelen tüm olayları belli sebeplere (yasalara) bağlamıştır. Dünyadaki ve evrendeki her şey Allah’ın koyduğu kanun ve kurallara göre işler.
Yani Allah’tan istediğimiz şeyin gerçekleşmesi için Allah’ın bizlere öğrettiği şartları elimizden geldiği ve gücümüzün yetti yere kadar yerine getirip, sonucunu yine O’ndan bekleriz. Allahın yaratma kudreti de, bir sebep-sonuç ilişkisi içerisinde cereyan eder.
“İnsan için ancak çalışmasının karşılığı vardır.” (Necm, 53/39)
Ve meşhur hadis; Bir sahabi, “Ey Allah’ın Resulü! Ben devemi salıverir ve Allah’a tevekkül ederim.” deyince, cevaben; “Hayır, onu önce bağla sonra tevekkül et.” buyurdu. Yani öncelikle o mevzu ile ilgili gereklilikleri yerine getir ondan sonra da sonucu Allah’a bırak.
İnsanın, toplumun sosyal halinin (düşünce, fikir ve eylemleri) görünür ve görünmez tezahürleri vardır; “Nefsinizde olanı değiştirmedikçe Allah üzerinizdeki nimeti değiştirici değil” (Rad:11). Gerek maddi ve gerekse manevi rahmete mazhar olmamız, iç ve dış dünyamızı o rahmeti hak edecek bir kıvama getirmemizle mümkündür. “Ne ekerseniz, onu biçiyorsunuz. Sonsuz nimetin sahibi mutlak adildir. Herkese hak ettiğini verir. Şartlarını yerine getirmeden duanın kabul edilmesini beklemek beyhudeliktir.
Fiili dua dediğimiz husus tam da buna karşılık gelir.
Eski geleneği hatırlayanlar bilirler; yağmur duasına çıkıldığında, duayı yapan kişi ilk önce şu çağrıda bulunur; “Aranızda birbirlerine hakkı geçenler varsa helalleşsinler ve barışsınlar.” Orada hazır bulunanlar da, dargın olduklarını bildikleri insanları bir araya getirip barıştırırlardı.
Evet, toplumsal olarak her türlü rahmete mazhar olabilmek, iç ve dış dünyamızı (enfüs ve afak) tashih ve ıslah etmekle mümkün.
Bugün birileri/bazıları kabul etmese de kişisel ve toplumsal hakların birbirine geçmekte olduğu gayri adil bir dünyada yaşadığımız bir gerçek. Son dönemde malum zatın açıklamaları, ifşaları da gösteriyor ki, bu ülkede haklar aktif bir şekilde birbirine geçiyor. Yani, insanlar birbirlerinin haklarına giriyorlar (kul hakkı). Bu hakların birbirine geçmemesini sağlayacak olan adalet mekanizmasının ne halde olduğu da herkesin malumu. Bir ülkede adalet kurumlarına olan güven %25’ler de dolaşıyorsa rahmet duası yerine oturup cenaze duası yapalım. Bu kadar kötü bir hal…
Evet, bugün rahmeti talep ediyor musunuz? Bu talebinizde samimi misiniz? Bu rahmeti talep etmeye hak sahibi olmak için yapacaklarımız;
Devlet olarak hukuku tüm kurum ve kurallarıyla çalıştırın;
Vatandaştan gasp ettiğiniz hak ve hukukları iade edin;
İnsanların birbirlerine hak ve hukuklarının geçmemesi için bütün yasal tedbirleri alıp sıkı bir şekilde denetleyin. Gayri adil karar veren hakimleri tespit ederseniz onları görevden men edin.
İnsanlar arasına fitne tohumları ekmek yerine, onların topraklarına barış tohumlarını ekin.
İslam’ın kelime anlamı olan “Barış”ı sağlayın ve koruyun.
Bir helalleşme ve barış süreci başlatın.
Toplumu ayrıştıran, cepheleştiren her türlü söz, ifade ve eylemden sakının. Toplumsal barışa kastedenlere fırsat vermeyin.
Öyle bir ekonomi düzeni oluşturun ki, hâsıl olan gelirler toplumun tüm bireyleri arasında adil bir şekilde dağılsın.
v.b…
Umulur ki, o zaman beklediğimiz rahmete kavuşuruz…

Bunları Okudunuz Mu?

Yorum Bırak

This website uses cookies to improve your experience. Accept