KAMU İMKANLARIYLA SİVİL VAKIF VE DERNEKLERE YAPILAN YARDIM VE BAĞIŞLAR MEŞRU VE HELAL MI?

by Fahrettin Dağlı
Kamu bütçesi halkın ortak malıdır. İdarelere düşen, bu ortak malı halkın hizmetinde adil kullanmaktır. Özel şahıs veya kurumlara iltimas geçerek, onların tasarrufuna sunmak asla meşru ve helal değildir. 85 milyon insanın rızasını gerektirir. Ki bu da imkansızdır.
Ne yazık ki, bu ülkede siyasiler, siyasetlerine destek ve hizmet veren sivil kurumlara kamu imkanlarını seferber etmişlerdir. Muhtemeldir ki, hiçbir sivil kuruluş temsilci ve yöneticisi de bunun helal veya haram olduğu konusunda bir tereddüt yaşamamışlardır. Kamu imkanlarını kendilerine hak olarak görmüşlerdir. Aslında İslami kesimin bu anlamda ilk çözülmesi ANAP iktidarı ile başladı ve AKP iktidarlarıyla da zirve buldu.
Sözü buraya getirmişken, yıllar önce bir vakıf yöneticisi arkadaşın bana anlattığını onun ağzından mealen burada nakletmiş olayım;
“Melih Gökçek Hacıbayram çevresindeki düzenlemeleri yaparken oradaki metruk evleri restore edecek olan vakıf ve derneklere düşük bir kira karşılığında otuz küsür yıl tahsis ediyordu. Biz de müracaat ettik ve bize de bir tahsis yapıldı. Mütevellimizde Büyük Şehir Belediyesinde görevli bir arkadaşımız vardı. Ona dedik ki, ‘Sağolsun Melih Bey burayı bize tahsis etti. Ona selamlarımızı iletin; lütfen himmet buyursunlar restorasyonu da belediye imkanlarıyla yapsın.’ Arkadaşımız da durumu Melih Beye arz edince, o da arkadaşımıza ‘bulunduğun birimle ilgili bir ihaleyi tanıdık bir müteahhit arkadaşa ver ve o da onun karşılığında oranın restorasyonunu yapsın.’ demiş. Arkadaşımız da denildiği gibi bir müteahhit arkadaşımıza ihaleyi vermiş. O da ihaleyle ilgili taahhüdü yerine getirdikten sonra ihaleden zarar ettiğini beyan ederek baştan verdiği sözden caydı. Yani sözünü yerine getirmedi. Bu da vakıf içinde bir takım huzursuzluklara sebep oldu.”
Hikayenin tafsilatını yazmadım. Sadece konumuzu ilgilendiren kısmını mealen özetledim.
Muhtemelen buna benzer binlercesi yaşanmıştır. Ve ne yazık ki, o vakfın mütevellisinde bulunan namazında, niyazında olan onlarca kişinin, “bu yaptığımız/yaptırdığımız helal mı, haram mı?” diye bir tereddüt akıllarına bile gelmemiştir. Bu hikayeyi bana nakleden arkadaşa, ‘bu yapılan helal mı’ diye sual edince afaladı ve kendisine nezaket içerisinde mevzunun hukukunu izah etmeye çalıştım ve hak verdi. Halbuki dini ilimlerde benden daha çok bilgiye sahipti. Ne yazık ki sahip olunan bilgi her zaman sizi aydınlatmıyor olabilir. Bugün bunun dehşet sonuçlarıyla yüzleşiyoruz. Büyük tahribatları yaşayarak durumun vahameti ile ilgili bazı neticeler çıkarabiliyoruz.
Netice-i kelam; Muhafazakar İslami kesimin ANAP iktidarlarıyla başlayan kamu imkanlarıyla yüzleşmesi, AKP iktidarlarıyla adeta kamuya ortak bir pozisyona evrilmiştir.
Ve bugün yaşadığımız ahlaki yozlaşmanın, dinden uzaklaşmanın en önemli sebeplerinden birisi ve belki de birinci sıradaki temel sebep de budur.

Bunları Okudunuz Mu?

Yorum Bırak

This website uses cookies to improve your experience. Accept