“SULTANIM BENİM SİZDEN TEK BİR RİCAM VAR: LÜTFEN BİR DAHA TEKKEMİZE GELMEYİNİZ.”

by Fahrettin Dağlı

“SULTANIM BENİM SİZDEN TEK BİR RİCAM VAR: LÜTFEN BİR DAHA TEKKEMİZE GELMEYİNİZ.”

Evet, bugün bir kıssa paylaşacağım. Bu kıssayı daha anlamlı kılan da kaynağının eski Diyanet İşleri Başkanı Prof. Mehmet Görmez olmasıdır. Sn. Görmez uzun süre kamu görevi nedeniyle siyaset kurumu ile çok içli dışlı oldu. Ve emekliliğinden önce de meşhur ‘lüks makam arabası’ tartışması ile gündeme gelmişti.

Şimdi kıssaya gelelim;

Rivayet odur ki, Osmanlı sultanlarından birisinin yolu bir tekkeye düşer. Sultan, cerrahi şeyhinin sohbetinin etkisinde kalır ve dervişlerin zikir halkalarında adeta mest olur. Birkaç ay tekkeye devam ettikten sonra Sultan, Şeyh Efendiye; “Buraya yaptığım ziyaretten, sizden ve dervişlerden çok etkilendim ve memnun kaldım. Tüm imkanlarımla size destek olmak istiyorum. Lütfen benden bir şey isteyiniz.” demiş. Şeyh cevaben demiş ki; “Sultanım benim sizden tek bir ricam var: Lütfen bir daha tekkemize gelmeyiniz.” Sultan hayretler içinde; “Bir kusur mu işledim? Tasavvufun inceliklerini bilmiyorum. Sizi herhangi bir şekilde rahatsız ettiysem üzgünüm, af buyurunuz.” demiş. Şeyh Efendi de “Hayır, hayır Sultanım,” demiş ve devam etmiş: “Bizi hiçbir şekilde kırmadınız. Fakat sorun sizden değil benim dervişlerimden kaynaklanıyor. Siz gelmeden önce dervişlerim Allah’ın Esma-i Hüsna’sını sadece onun rızası için zikredip tefekkür ediyorlardı. Fakat siz geldikten sonra zikir ve meşklerde sizi düşünmeye başladılar. Hayır sultanım, sorun siz değilsiniz, biziz. Korkarım ki sizin buradaki varlığınızı kaldıracak manevi olgunluğa sahip değiliz. İşte bu yüzden bir daha tekkemize gelmemenizi rica ediyorum.”

İşte bugün dini alanda yaşadığımız en büyük tahribat da bu mevzunun çerçevesinde yaşanıyor. Yani, siyaset ile din ilişkisinin bu disiplinden uzak durmasının getirdiği ağır problemlerle karşı karşıyayız.

En çok da AKP iktidarını bu ilişki biçimi üzerinden tenkit ediyorum. Bu tenkitlerimi mübalağalı gören arkadaşlar var. Ve zaman zaman ‘iktidarı şikayet etmenin dışında bir mevzunuz yok mu’ diye tenkit alıyorum.

Bu vesile bu mevzuu tekrar açıklık getirmiş olayım; Ben sade bir Müslüman’ım. Âcizane ‘Mü’min’ sıfatında sabitkadem durmak için mücadele ediyorum. Benim için en önemli nimet, iman ettiğim dinimdir. Eğer bir insan sevdiğini, aşık olduğunu iddia ettiği birilerine bunun doğal tezahürü olarak ona sevgi, muhabbet beslemiyorsa; onu dışarıdan gelen tehlikelerden, saldırılardan korumak için gayret göstermiyorsa; nazende bir sevgili olarak üzerinde titremiyorsa, o aşk ve sevgi sözcükleri aldatmacadır. Dünyevi emellerine ulaşmak için sahtekarca söylediği yalanlardır. İşte bu sıfatları hak etmemek için kendimi mecbur görüyorum. Eğer AKP iktidarı da kendisinden önceki iktidarlar gibi ‘laik-seküler’ bir siyasal örgüt olmanın dışında kendilerine başka bir sıfat yakıştırmamış olsalardı ve İslam’ın geleceğini AKP iktidarının geleceği ile irtibatlandırmamış olsalardı bugün iktidarı bu mevzular üzerinden değil de daha başka siyasal, ekonomik ve sosyal konular üzerinden değerlendirecektik. Buna müsaade etmediler. Adeta -hâşa- Din=AKP iktidarı gibi bir algıyı beslediler. AKP iktidarı devam ederse dindarlık gelişecek, neşvünema bulacak, aksi taktirde dini değerler büyük tahribat görecek! Peki, bütün bu söylemlere rağmen bugün sonuç ne? Dindarlık alanında büyük bir çürüme, dinden inhiraf etmeler ve özellikle gençler arasında dinden uzaklaşıp başka arayışların içerisine girme…

Bazı insanlar diyebilirler; bunun tek sebebi AKP iktidarı mı? Tabii ki hayır? Rad: 11’de Cenab-ı Allah; ‘Siz nefislerinizde olanı değiştirmedikçe Allah üzerinizdeki nimeti değiştirici değildir’ diye ifade buyuruyor. Elbette toplumun genel bir çözülüşü ve savruluşu var. Fakat bilinmeli ki, bizim gibi toplumlarda (özellikle İslam coğrafyasında) siyasal iktidarların/liderlerin toplumlar üzerinde çok ciddi etkileri var. Hele hele o siyasal örgütler ve liderler dini kavramlar üzerinden siyasi pratik geliştiriyorlarsa etkileme katsayısı daha yüksek olacaktır. Tıpkı bugün AKP iktidarının yaptığı gibi.

Cumhuriyet tarihinde bu dönem kadar dini alanla siyaset alanının bu derece iç içe girdiği bir dönemi hatırlamıyorum. Şu algı, dini yaşama yapılabilecek en büyük ihanettir; ‘İslam’ın geleceği bizimle kaimdir.’ Böyle bir söylemin ve kabulün sonucu şudur; ‘Eğer siyasal iktidar başarısız olursa bu başarısızlık İslam’ın hanesine yazılacaktır.’ Bugün yazıldığı gibi… Çarşıda, sokakta, alış-verişte, muhataplarımızın; ‘Sizin Müslümanları da gördük. Nasıl haktan ve adaletten uzaklaştıklarını, nasıl yolsuzluk yaptıklarını, rüşvet aldıklarını, birbirlerine madik attıklarını, zulmettiklerini de gördük.’

Sizce ne diyebiliriz bu insanlara?

‘Yok, yalan söylüyorsunuz, iftira atıyorsunuz’ diyebilir miyiz?

Diyebilmeye yüzümüz var mı?

Laik-sekülerler ve hatta bazı Müslümanlar bile sakallı, başörtülü insanlarla muhatap olduklarında ‘acaba bunlar da AKP’li mi?’ diye içlerinden geçirip size karşı mesafeli duruyorlar. ‘Acaba bunlardan bize bir zarar gelir mi?’ diye!..

Elbette İslam, ‘ben Müslüman’ım’ diyen insanın hayatının tümünü kuşatması beklenir. Gerek bireysel ahlakı inşada ve gerekse muamelat ahlakı ve hukukunda azami dikkat göstermesi beklenir. Siyasete taşıyacağınız en büyük değer, hizmet; ‘İslam ahlakı’ olması gerekir. ‘Adil olacaksınız, yalan söylemeyeceksiniz, aldatmayacaksınız, kul haklarını gözeteceksiniz, kamu mallarını gözünüzün nuru gibi muhafaza edeceksiniz; halk arasında barış ve güvenliğin sağlanması için her türlü tedbiri alacaksınız.’ Bu kadar!.. Müslüman siyasetçiler olarak dininize yapabileceğiniz en büyük hizmet budur. Ve toplumda dindarlık çıtasını yükseltecek siyaset de budur. Acizane böyle biliyorum. Farklı bir şey bilen varsa buyursun söylesin!

Not. 1. Eski Diyanet işleri Başkanı Prof. Mehmet Görmez’in ‘Gerçek Hayat Dergisine’ verdiği mülakatla ilgili birkaç yazı daha yazmayı düşünüyorum.

Not 2- Dün Bilge Kral Aliya İzzet Begoviç’in ölüm yıl dönümü idi. Bu vesile kendisine rahmet diliyorum. Ruhu şad olsun.

 

Bunları Okudunuz Mu?

Yorum Bırak

This website uses cookies to improve your experience. Accept