AKP’nin Değişen Gömleği

by Fahrettin Dağlı

Kur’an’da bir surenin tamamı insanlara hakikat bilgisini öğreten hikmetlerle dolu Hz. Yusuf kıssasına tahsis edilmiştir. Bu kıssanın metaforlarından biri de üç ayrı yerde sözü edilen “gömlek” metaforudur.

Birincisi, kardeşleri Yusuf’un kurt tarafından kapıldığı yalanına kanıt olarak babalarına kanla boyayıp getirdikleri gömlek. İkincisi, Züleyha’nın Yusuf’la birlikte olmak için yaptığı hamle sonucu yırtılan gömlek, üçüncüsü de oğlunun özlemiyle gözlerini kaybeden babası Yakub’a gönderilip şifaya vesile olan gömlek.

Yusuf’un gömlek metaforunun muhtemel hikmetleri şunlar olabilir diye düşünürüm:

İlk olaydaki gömlek, zulmün karşısında mazlumiyetin ve çaresizliğin simgesidir. Bu, Mısır saltanatına vezir olmaya kadar varan yolda Yusuf’un kardeşlerinden gelen zulüm sebebiyle uğradığı mağduriyet ve çaresizliktir…

İkinci gömlek metaforu ise, Hz. Yusuf’un iffetinin sembolüdür. Hz. Yusuf, peygamberliğe ve vezirliğe giden yolda ağır bir iffet sınavından geçmiştir.

Üçüncü gömlek ise, çileli bir mücadelenin sonunda Allah’ın manevi ve maddi yardım ve inayetinin kerametle taçlanmasıdır.

Rivayet edildiğine göre, Yakup aleyhiselam Mısır’dan dönen bir yolcuya, ‘Yusuf nasıldır?’ diye sordu.

Yolcu bir müjdeyi haber verir gibi ‘O, Mısır’a vezir oldu.’ dedi.

Bu cevaptan hoşlanmayan Hz. Yakub biraz hiddetlenerek: ‘Ben vezirliği ne yapayım. Sen bana, Yusuf’un hangi din üzere olduğunu söyle?’ dedi.

Yolcu: ‘İslam dini üzere.’ deyince Hz. Yakub sevinçle, ‘İşte şimdi nimet tamam oldu.’ dedi. Çünkü hiçbir peygamberin dünya nimetlerine ve iktidarına dair bir beklentileri olamaz. Onların derdi sadece Allah’ın dinidir.

Bu kıssayı her okuduğumda, AKP aktörlerinin iktidarlarının ilk başlarında seslendirdikleri, “Biz milli görüş gömleğini çıkardık” cümlesini hatırlarım.

Bunu o dönemin liberalleri ve demokratları Erdoğan ve arkadaşlarının artık o klasik milli görüş islamcı siyasetinden vazgeçtikleri ve ANAP’ın çizgisinde bir muhafazakar demokrasi izleyecekleri şeklinde yorumlamışlardı.

Halbuki az çok mahalleyi tanıyan birisi olarak benim için gömlek değişimi ideolojik mahiyetli bir sosyal transformasyonu işaret ediyordu.

Millî görüş siyaseti uzun yıllar iktidardan uzak tutuldu, siyasetlerinin önü kesildi, partileri kapatıldı, mağdur edildiler, kuyuya atıldılar. 1980 darbesinden sonra belediyelerde iktidar olmanın yolları açılmıştı. Yani, kuyudan çıkmayı başardılar. Kabul etmek lazım ki, kendilerinden önceki belediyecilik deneyimlerinden daha üst bir seviyede hizmet sundular; rüşvete, iltimasa yol vermediler. Özal’ın ANAP iktidarıyla birlikte Türkiye’nin siyasi iklimi de kısmen yumuşamıştı ve merkezi idarenin belediyeler üzerindeki baskısı da azalmıştı. İşte bu rahatlık onları da bir rehavete, gevşemeye ve mevcut siyasi ahlaka teslim olmaya itti. Erdoğan için gömlek değişimi İBB başkanı seçildikten bir süre sonra sözkonusu oldu. Kadrolar ilk defa iktidar nimetleriyle buluştular. Bu onlar için önemli bir ara sınavdı.

Şeytanın sağdan yaklaşımı misali, o gün Erdoğan’ın etrafındaki bazıları ona şunu empoze ettiler: “Sizden önce bu belediyede insanlar %10’larla işlerini görüyorlardı. Yani, rüşvet adettendi, %10’u vermezsen işin görülmüyordu. Bu elbette haramdır. Ancak siz bu yüzdeyi kişisel menfaat için değil daha kutsal bir hizmet için bir havuzda toplayabilirsiniz.” gibi bir telkinde bulunuldu.

İşte namus, ahlak gömleğinin değişim süreci ve gömleğin önden yırtılmaya başlaması böyle oldu. Bir kere kamu bütçesine / beytülmale dadanıp, tacizde bulunulmuştu. İşte o kutsal(!) havuzda toplanan paralar bir süre sonra kötü niyet sahiplerinin iştahını üzerine çekti. Yol açılmıştı, fetvası alınmıştı. İlk zamanlar kendilerince faydalı birtakım hizmetleri fonlamak niyetiyle kurulan gayri meşru havuz bir süre sonra kötü niyet sahiplerinin şahsi haksız zenginleşmelerinin kaynağı olmuştu.

Yaşanan hikayeyi bana nakleden arkadaş diyordu ki, “Bu sürecin sonuçlarıyla kısa sürede karşılaştık. Zenginleşen arkadaşlar dünyanın nimetlerine öyle tamah ettiler, öyle daldılar ki, bir süre sonra tanınamaz hale geldiler. Büyük bir ideolojik dönüşüm yaşadılar. Dün haram, günah olarak gördükleri çoğu şeyi artık yol edindiler.

Bir kısmı eşlerinden boşanıp yeni evlilikler yaptılar, bir kısmı da birbirinden habersiz imam nikahlı yeni eşler edindiler. Onlara imkanlar sundular.

‘Niye bunlara tevessül ediyorsunuz?’ diye sorduğumuzda, ‘eski eşlerimiz protokol kurallarını bilmiyorlar, belediye bürokratları olarak protokol görüşmelerine, törenlerine bu eşlerimizle gidiyoruz’ diye cevap veriyorlardı.

İşte bu durum Yusuf’un direnç gösterdiği hadisenin zıddıyla karşılık buldu, genel yönetime geldiklerinde o önden yırtılan gömleği çıkarıp yerine yerleşik siyaset ahlakının modası olan gömleği giydiler. Bu gömlek değişimi bir ideolojik evirilmeyle birlikte büyük bir ahlaki erozyonun da başlangıcıydı.

Gömlek metaforu iktidara giden yolun sınav konusunu temsil etmekteydi. Yusuf bu sınavı başarıyla verdi ve Mısıra vezir olup, o coğrafyayı rahmete, berekete boğdu.

AKP ise gömlek değiştirerek kendisine iktidar alanı açılmasını sağlayarak, kötüye inkılap ederek, rüşvete, yolsuzluğa tamah ederek dünya iktidarını bu bedel karşılığında aldı ama yönettikleri ülkeyi Yusuf’unkinin aksine adaletsizliğe, bereketsizliğe, yoksulluğa mahkum etti.

Korkarım dünyayı imar etmek için ahireti berbat etmeyi göze alarak tutulan bu yolun memleketi içine soktuğu tarihî krizin etkisi maalesef nesiller boyu sürecek. Geri dönüşü olmayan dar bir tünelin ucunda henüz bir ışık görmesek de ümidimizi taze tutarak elimizden, dilimizden ne gelirse ortaya koymak niyetindeyiz.

Muradımız Allah’ın bizi umduğumuza nail, korktuğumuzdan emin kılmasıdır.

Bunları Okudunuz Mu?

Yorum Bırak

This website uses cookies to improve your experience. Accept