Kötülüklerle Mücadele

by Fahrettin Dağlı

Kur’an’ı Kerimde geçen “Cumartesi yasağı” kıssasını birçok yazımda mevzu ettim. Bu yazımda da sözkonusu kıssa üzerinden bugünkü toplumsal halimizi tasvir etmeye ve yaşadığımız kötücül durumdan çıkarak nasıl felaha erişeceğimizi anlatan ayetlerden bahsetmeye çalışacağım.

Öncelikle ilgili ayetleri paylaşayım.

“Rasûlüm! O yahudilere deniz kenarında bulunan şehir halkının başına gelenleri sor: Onlar cumartesi günü Allah’ın koyduğu balık avlama yasağını alenen çiğniyorlardı. Çünkü balıklar onlara cumartesi günü sürüler hâlinde su yüzünde görülerek geliyorlardı. Cumartesi dışındaki günlerde ise gelmiyorlardı. Kendileri için konan hükümleri açıktan çiğneyip durmaları sebebiyle onları böyle imtihan ediyorduk.” (Araf:163)

İçlerinden bir topluluk, “Allah’ın helâk edeceği yahut şiddetli bir azapla cezalandıracağı kimselere ne diye öğüt veriyorsunuz sanki!” deyince onlar, “Rabbiniz katında bir mazeretimiz olsun diye; bir de sakınıp çekinirler ümidiyle” şeklinde cevap verdiler. (Araf: 164)

“İşte böylece onlar kendilerine yapılan uyarıları göz ardı edince biz de kötülüğü önlemeye çalışanları kurtardık, haksızlığa sapanları da yapmakta oldukları kötülüklerden ötürü dehşetli bir azap ile cezalandırdık.” (Araf: 165)

“Kendilerine yasak edilen şeyler karşısında küstahça diretince onlara, “Aşağılık maymunlar olun!” dedik.” (Araf:166)

Kıssa özetle şöyle:

İsrail oğulları Peygamberlerinden, kendilerine bir ibadet günü tahsis etmesi hususunda Allah’a niyazda bulunmasını talep ettiler. Allah da onlara cumartesi günleri avlanmamalarını emretti ve o günü sırf ibadete tahsis etmelerini uygun gördü.

Allah bu tür talepleri lütfedip yerine getirdiğinde sünnetüllah gereği beraberinde sınavlar da gelir. O bölge en çok cumartesi günleri balıkların sahile hücum ettikleri bir bölge. Bunu farkeden bir grup, tabir caizse hile-i şeriyye yaparak cuma akşamlarından gidip ağlarını denize atıyorlar ve pazar günleri de ağlara takılan balıkları toplayıp getiriyorlar. Yasağı çiğnediklerine şahitlik eden halk bu durum karşısında iki gruba ayrılıyor. Bir grup, kötülük yapanları engellemeye çalışanlara seslenerek, “Allah’ın zaten yeryüzünden silip helâk edeceği, yâhut şiddetli bir şekilde azâba uğratacağı besbelli olan bir topluma hâlâ ne diye boşu boşuna öğüt verip duruyorsunuz? Belli ki, bu adamların sizi dinlemeye niyetleri yok, artık niçin onlara tebliğ edeceğiz diye çırpınıp duruyorsunuz?” diyorlar.

Doğruları anlatmaya kararlılıkla devam eden adil şahitler ise şöyle karşılık veriyorlar: “Biz, üzerimize düşeni yaptığımıza dâir Rabb’imize karşı bir mâzeret sunabilmek için onlara öğüt veriyoruz; hem ne biliyorsunuz, bakarsınız öğüdümüzden etkilenirler de dürüst ve erdemlice bir hayatı tercih ederek günah işlemekten vazgeçerler!” diye cevap veriyorlar.

Allah o toplumun yaptıklarının sonucunu şöyle bağlıyor: “Kendilerine yapılan öğüt ve uyarıları göz ardı edip unutunca, kötülükleri engellemeye çalışanları, bütün toplumu saran o büyük azaptan kurtardık; zulmetmekte direnenleri ve onları uyarma görevini terk ederek bu zulme seyirci kalanları ise, işledikleri günahlardan dolayı, şiddetli bir azap ile cezalandırdık!”

Bu kıssadan bugün yaptığımız çıkarım şu olabilir: Bir yerde kötülük işleniyorsa o kötülüğe ortak olmayanlar mutlaka adil şahitler olarak insanlara hakkı ve adaleti hatırlatarak yaptıklarından vazgeçirmek için mücadele etmeliler. Bunu yaparken kitlelerin olumsuz telkinlerine karşı kulaklarını tıkamalılar. Cennetle müjdelenen adil şahitler yaptıkları mücadelenin sonucunu tayin edenin Allah olduğuna iman ederek, mücadelelerinin karşılık bulup bulmayacağıyla ilgilenmeden gayretlerini sürdürmeliler. Bu dünyada olumlu bir sonuç almasalar bile ahiretteki büyük mükafattan ümitvar olmalılar.

Bugün bizim için asıl olan toplumsal kötülüklere karşı mücadele etmek ve hiçbir umutsuzluğa düşmeden kötülüğe teslim olanları ve kayıtsız kalanları uyarmak ve ikaz etmektir. Bu mücadeleyi yürüten adil şahitlerin aynı zamanda iyiliği kendi yaşamlarında görünür kılmaları beklenir. Tabir yerindeyse iyi halleri, ahlaklarıyla çevrelerinde model insanlar olmalıdırlar.

İnşaallah gelecek yazımda da “iyiliği çoğaltma”yla ilgili yazacağım.

Bunları Okudunuz Mu?

Yorum Bırak

This website uses cookies to improve your experience. Accept