Bombalanan Mekke Değil Petrol Krallığı

by Fahrettin Dağlı

Suud yönetimi, Husilerce Yemen’den Mekke’ye füze fırlatıldığını iddia etti. Bunun üzerine başta ABD ve İsrail olmak üzere Suud’un müttefikleri tepki göstererek Mekke Anlaşmasının gereğinin yerine getirilmesini istediler. Mekke ittifakının diğer iki tarafı olan Türkiye ve Pakistan da olayı ciddiye aldıklarını ifade ederek kınadılar. Yemen yönetimi ise kesin bir dille bu iddianın doğru olmadığını ifade etti ve mizahi bir dille, “eğer Suud Yönetimi petrol tesislerinin bulunduğu yerleri de kutsal sayıyorsa o bölgelere füze atışları yaptık” dedi.

İsmi lazım değil, iktidarın akil adamlarından biri de konu ile ilgili olarak şöyle bir paylaşım yaptı:

“Mekke-i Mükerreme’ye yapılan bir saldırı, İslâm’a ve bütün Müslümanlara yapılmış demektir. Bazı çevreler, böyle bir saldırı olmadığını, bunun bir sahte bayrak operasyonu olduğunu ileri sürüyorlar. Ama Suud yönetimi, insansız bir İHA’nın Mekke yakınlarında etkisiz hâle getirildiğini eesmen açıkladı. Ne olursa olsun, kutsal topraklara yapılacak saldırıyı durup seyredemeyiz. Mekke, Medine saldırı altındaysa bütün Müslümanlar saldırı altında demektir ve buna asla sessiz kalınamaz !”

Bölgenin totaliter rejimleri kendi iktidarlarını korumak ve uzun ömürlü kılmak için uyguladıkları siyasi taktikler, manevralar sonuç vermeyince kutsalları devreye sokuyorlar. Tıpkı Muaviye’nin Hz. Ali’nin ordusu karşısında başarılı olamayacağına kanaat getirdikten sonra askerlerine mızrakların ucuna Mushaf sayfaları takılması emrini verdiği gibi…

Kadim bir istismar politikası bütün zamanlarda kullanıla gelmektedir. İnsanların en hassas oldukları mevzu inançları / kutsallarıdır. Bunun farkında olan politik simsarlar zora girdiklerinde alıcısı daima var olan bu tarz söylemlere başvurmakta beis görmüyorlar.

Sizce “Yemen’den kutsal mekâna yapılan füze atışını biz önledik.” diyen Suud’un mu, “Biz Kutsal mekanları değil sadece Suud’un stratejik tesislerini vuruyoruz.” diyen Yemen’in mi sözü itibar edilmeye daha layıktır?

Suud, iddiasını kuvvetlendirecek hiçbir kanıt ortaya koyamıyor. Ortalığı velveleye vererek İslam coğrafyasındaki ülke yönetimlerinin kendi arkasında hizalanmalarını umuyor. Bunun üzerine 57 üyeli İslam İşbirliği Teşkilatı, kutsal topraklara yapılan saldırıları “kabul edilemez” bulduğunu ifade etme zarureti duydu. Arkasından Mekke ittifakı üyelerinden Pakistan sert bir açıklama yaparak Suud yönetiminin yanında olduğunu, diğer ortak Türkiye ise, Yemen’in Mekke’yi hedef alan İHA saldırısı girişimini kınadığını, Suudi Arabistan’ın egemenliği, toprak bütünlüğü ve güvenliğine olan desteğini yinelediklerini ifade ettiler.

Pakistan bir yana, Türkiye siyasal yönetiminin Yemen’in kutsal topraklara füze atışı yaptığına dair elinde nasıl bir kanıt var? Suud yönetiminin iddiasına hangi somut gerekçelerle itibar ediliyor? Tam aksine itimat edilmeyeceğine dair ellerinde çokça karine var. Prens Salman’ın talimatıyla ülkemizde Suud vatandaşı bir gazeteci infaz edildi, parçalandı ve çuvala konularak Suudi Arabistan’a gönderildi. İktidar aktörleri o günlerde Prensi işaret ederek kamuoyuna bu suçun hesabının sorulacağını ifade edip duruyorlardı. Bugün bunların yalanlarının arkasında durmaları calibi dikkattir.

Suud yönetiminin kutsal toprakların mı yoksa kendi petrol krallığının mı derdinde olduğu aslında herkesin malumudur.

Kutsal toprakların etrafı ABD üsleri ve şirketlerine tahsis edilmiş, oradan İran vuruluyor ve İsrail’e destek çıkılıyor, kutsal dedikleri topraklardan diğer İslam ülkelerine ve oraların Müslüman halkına ateş yağdırılıyor, petrol gelirleriyle ABD ve Siyonistler fonlanıyorsa hangi kutsaldan bahsedilir?

Petrolden elde edilen gelirleri yeryüzünde açlık ve sefalet içinde inim inim inleyen Müslümanların derdine derman olmak yerine Epstein sanığının ülkesi ABD’ye peşkeş çekiliyorsa hangi kutsaldan bahsedilebilir?

Oradaki her bir Müslümanın hayatı en az kutsal beldeler kadar kıymetlidir.

Peki, Allah’ın evi Kâbe işgal altında değil mi? Zorba bir yönetiminin tasallutunda değil mi? Etrafı Kâbe’yi aşan Babil kuleleri misali dev otellerle çevrili değil mi? Kâbe ziyaretlerinden elde edilen gelirle kaç Müslümanın derdine derman olunuyor?

Din ve yönetim anlayışında anlaşırız veya anlaşamayız ama şunu takdir etmezsek adil olma iddiasında bulunamayız: Kirli Epstein koalisyonu karşısında kıyama kalkan İran ve Yemen İslam dünyasının yerle yeksan olan itibarını kurtarmıştır. Dünyanın süper gücüne karşı gelip onları çaresiz bırakan güce destek vermiyorsunuz bari karşısında olmayın! Az çok olup bitenleri izleyen her vicdan sahibi bu durumda dünyanın emperyal gücü olan Siyonist hegemonyanın karşısında duran İran ve Yemen’i alkışlar. İradelerini ABD’ye ipotek edenlerin bunu yapabilme cesareti olamaz. Kendi iktidarlarını korumak için her türlü zillete katlanırlar. Olan da budur.

Bunları Okudunuz Mu?

1 yorum

Ahmet Adıgüzel 21 Eylül 2026 - 20:20

Sanal alrmde dılaşan video görüntülerinin 2025 yılında Mekke değil Medinedeki bir dron olayından çekildiğini Arab medyası kanıtladı.Kaldı ki Husiler de böyle bir eylemi yapmadıklarını kesinlikle ifade ediyorlar.

Cevapla

Yorum Bırak

This website uses cookies to improve your experience. Accept