“Onlar, Allah’tan başka bilginlerini ve rahiplerini de kendilerine Rab edindiler, Meryem oğlu Mesih’i de. Oysa onlar bir olan Allah’a ibadet etmekle emrolunmuşlardı. Allah’dan başka hiçbir ilâh yoktur. O, müşriklerin ortak koştuğu şeylerden de münezzehtir.” (Tevbe-31)
Malum bu ayet nüzul olduğunda, sonradan Müslüman olan sahabeden Adiy Bin Hatem naklediyor; “Resulullah’a geldim, boynumda altından bir haç vardı, -ki Adiy o zaman henüz müslüman olmamıştı ve Hristiyandı- Resulullah Tevbe Sûresi’ni okuyordu, bana “Ya Adiy şu boynundaki haçı at.” buyurdu. Ben de çıkardım attım. “Allah’tan başka hahamlarını ve rahiplerini de rab edindiler.” âyetine geldi, ben: “Ya Resulallah, onlara ibadet etmezlerdi.” dedim. Resulullah buyurdu ki:
“Allah’ın helal kıldığına haram derler, siz de haram tanımaz mıydınız? Allah’ın haram kıldığına helâl derler, siz de helâl saymaz mıydınız?”
Ben de “Evet” dedim. “İşte bu onlara ibadettir.” buyurdu.
Gelelim bu günümüze; bu ayet ve Hz. Peygamber’in açıklamasını verdikten sonra mevzuya gireceğimden dolayı alınacak olanlar vardır. Olsun, ‘Hakkın hatırı âlidir, hiçbir hatıra değiştirilemez.’
Diyorum ki, ‘neredeyse iktidarın haram dediğine haram; helal dediğine helal deme noktasındasınız.’ Bu pozisyonunuzun öyle olduğuna dair bugüne kadar onlarca, yüzlerce vakıa yaşandı.
Bakınız daha dün yaşanan hadise; ‘Termik santrallerin baca filtresi takma zorunluluğunu erteleyen’ yasa, iktidar partisi ve ortağı MHP’nin oylarıyla TBMM’de kabul edildi. Yasa CB Erdoğan tarafından veto edilince de iktidar partisi milletvekilleri CB Erdoğan’a teşekkür sırasına girdiler. Ne diyelim bunlara şimdi? Meclisteki onca muhalefete rağmen yeni düzenlemeyi kabul edip Cumhurbaşkanlığı’na gönderiyorsunuz, o da düzenleme ile ilgili yasayı veto edince de kalkıp ‘teşekkür’ seansları düzenliyorsunuz. Bana söyler misiniz bunun Tevbe 31’deki karşılığı nedir?
Gelelim asıl can yakıcı vakıaya; Malum eski İslamcı ve Milliciler için dış politikanın en önemli mevzularından biri ‘Doğu Türkistan’ meselesiydi. Doğu Türkistan’daki Müslüman Türk’ün hürriyet mücadelesi idi. Bugün zalim Çin yönetimi tarafından eşi, menendi olmayan bir zulüm uygulanıyor. Hadi diyelim ki, ülkedeki onca zulme ses çıkartmıyorsunuz, bari hem dindaşınız ve hem de soydaşınız olan bu mazlumların uğradığı felaket karşısında hangi saikla bu kadar sessizliğe gömüldünüz? Hepimiz biliyoruz ki, tek kişinin ağzına bakıyorsunuz; Eğer o bugün çıkıp haykırsa; ‘Ey Çin yönetimi aklını başına al; Doğu Türkistan halkı sahipsiz değildir’ dese ertesi gün Doğu Türkistan bayraklarını kapan nefesi Çin Büyükelçiliği’nin önünde alır. Nümayişler, protestolar kırla gider.
Mahallenin STK’ları (Daha doğru tabiriyle ‘Sivil Devlet Kuruluşları’ ‘SDK’) neredeler? İsrail Büyükelçiliğinin önünü yol edindiniz. Sabah namazları kıldınız. Niçin? Dindaşınız mazlum Filistin halkı için. Çin’in uyguladığı zulüm İsrail’in yaptığından daha mı hafif? Öyle olmadığını hepiniz biliyorsunuz. Neymiş efendim? İktidarı zor durumda bırakmayalım. Sizin motto mazeret cümleniz bu; ‘yeter ki iktidara bir keder gelmesin’; ‘Reis üzülmesin, kızmasın.’ Peki, ya inandığı iddiasında bulunduğunuz Allah? Allah bu halinize ne der? Tevbe 31 ile karşılık bulma ihtimali var mı? Allah size izan ve insaf versin.