İKTİDARIN RUSYA VE ÇİN YAKINLAŞMASI STRATEJİK DEĞİL İÇ POLİTİKANIN BİR YANSIMASIDIR.

by Fahrettin Dağlı

15 Temmuz kahrolası darbe teşebbüsünden sonra ülkenin tüm
dengeleri altüst oldu. Hiçbir şey eskisi gibi kalmadı. Bütün düzen ve nizamlar bozuldu/değişti. Her şey altüst oldu. İçte olduğu gibi dış politikada da ciddi bir yön / makas değişikliği sözkonusu oldu.

Batı bloğundan ve dahi ABD müttefikliğinden ve NATO’dan kopup Şanghay beşlisine dahil olmak gibi bir iradenin, niyetin seslendirildiği ve ona müteveccih eylemlerin geliştirildiği bir dış politik süreci yaşadık.

Buna munzam olarak Batı ülkelerine meydan okumalar, stratejik ortaklıklardan kaynaklanan askeri ve ekonomik bir takım anlaşmaların dondurulduğu bir sürece şahitlik ettik.

Bunun karşısında iktidar ve ortaklarınca gerek Rusya ve gerekse Çin ile ilgili güzellemelerin yapıldığı talihsiz bir dönemi geçirdik.

O kadar âkil insan bu ortaklıkların akli bir izahının olmadığını ifade etmişse de iktidar kibri bunların hiçbirisini kâle almadı. ‘Bildiğim bildik, çaldığım düdük’ hesabıyla dere tepe düz gittiler. Ve nihayet Ocak 2020’den bu tarafa nasıl bir çıkmaz sokağa girdiklerini ve nasıl çetin bir güce tosladıklarını gördüler ama geride onarılması/telafi edilmesi çok zor olan bir hasar bıraktılar.

Ne yazık ki, ülkede fikir ve düşünce özgürlüğü anlamında insanlar kendilerini tahdit edilmiş olarak hissettiklerinden dolayı rahat konuşamıyorlar, meramlarını anlatamıyorlar. Ben de aynı zorluğu çekiyorum. Ben ve benim gibi bu ülkede yaşayan ve toplumun meselelerini kendine dert edinmiş insanlar bugün kuşdiliyle konuşuyorlar. Bildiklerini, hissettiklerini ‘hiçbir kınayıcının kınamasından çekinmeyerek’ söyleyebilme cesaretini kendilerinde bulamıyorlar.

İktidarın dış politikada neden bu kadar akıldan ve hikmetten yoksun bir çıkmaz sokağa girmiş olduğunu bütün detaylarıyla burada sıralardım. Bu satırları okuyan herkes bilmektedir / farkındadır ki, çok net bildiğimiz fakat maddi delillerle ispatlama imkanımızın olamayacağı yığınla hususu ifade etmemizin, tartışmaya açmamızın başımıza neleri getirebileceğini tahmin edebilirsiniz. Halbuki bu soruları, bu istifhamları soracağız ve tartışacağız ki, hakikat ortaya çıksın ve toplum gerçeği öğrensin.

Şu kadarını söylemiş olayım; herhalde bu yazıyı okuyacak çoğu arkadaşın hemfikir olacağı bir cümle; İktidarın dış politikası tamamen iç politikadaki çıkmazlardan kaynaklanıyor. İktidar ‘hukuk devleti’ anlayışından uzaklaşmak istiyor. Batı bloğu içerisinde kalarak bunu başaramayacağını iyi biliyordu. Onun için de totaliter/monarşik rejimlerin cari olduğu ülkelerle yakınlaşmayı denedi. Ancak bu denemenin hem toplum ve hem de kendi iktidarları için bu kadar pahalıya mal olacağını hesaplayamadı.

S-400’lerle başlayan Rusya flörtünün bugün önümüze koyduğu trajik tablo budur. Akli selime kapattığınız pencerelerinizin bugün sizi ve bizi mahkum ettiği karanlık tablo budur.

Kılavuzu Perinçek ve benzeri olanların burnu…….çıkmaz.

Bunları Okudunuz Mu?

Yorum Bırak

This website uses cookies to improve your experience. Accept