GÖSTERİŞ DİNDARLIĞI

by Fahrettin Dağlı

Eğer yaratılış gayesinin ruhuna uygun bir hayat inşa etmek arzusundaysak, Rahmetli Muhammed İkbal’in babasının kendisine yaptığı öğüde göre bir tasavvur geliştirmeliyiz. Ne diyor M. İkbal’e; “Kuran-ı Kerim’i anlamak istiyorsan, sana indiriliyormuş gibi oku”

Evet, bugün bize indiriliyormuş gibi kendimizi muhatap kılıp mesajını zamanın ruhuna uygun olarak manalandırmak, anlamak ve hayata aşılamaktır.

M. İkbal’in babasının öğüdünde ifade ettiği gibi bir bakış tarzı oluşturulmayınca dinin ruhu kayboluyor ve sadece görüntü / gösteriş kalıyor.

İşte bu yazımızda da, bu can yakıcı hususu yine Kur’an’ın penceresinden bakarak anlamlandırmaya gayret edeceğiz.

Konu ile ilgili en dikkat çekici ayet ile başlayalım;

“Kendilerinden sonra yerlerine öyle bir nesil geldi ki salatı / namazı zâyi ettiler, şehvetlerinin peşine düştüler. İşte bunlar da azgınlıklarının cezasını bulacaklardır.” (Meryem-59)

Ayet, bir değişim vetiresine / sürecine atıf yapıyor. Zihnimizde öyle şimşekler çakıyor ki, kararan dünyamızı birden aydınlatıyor ve anlamlandırmakta sıkıntı çektiğimiz hususları bir bir görünür ve anlaşılır kılıyor.

İyilerden, hayırlılardan sonra öyle bir nesil geldi ki, onlar önce ‘Salat’ı / namazı terk ettiler. Yani, değişimin birincil parametresi, Salat’ın terk edilmesi ile başlar. Haliyle şimdi Salat denilince akla hemen ‘namaz’ geliyor. Elbette Kur’an’daki ifadesiyle ‘Salatı ikame’, ‘namazı’ da kapsayan daha geniş bir daire. Aslında özü, Allah’a kulluğa dair tüm hayırların, güzelliklerin zayi edilmesidir. İbadetin içinin boşaltılmasıdır. Bir ritüele dönüştürülmesidir.

Allah’ın ayetlerinin penceresinden bakmaya devam edelim;

Ankebut Suresinin 45. Ayetinde Allah ‘salat’ için ne buyuruyor?

“Sana vahyedilen kitabı okuyup tebliğ et, salatı/namazı hakkıyla ifa et. Muhakkak ki salat/namaz, insanı, ahlâk dışı davranışlardan, meşrû olmayan işlerden uzak tutar. Allah’ı salatla anmak, elbette en büyük fazilettir. Allah bütün işlediklerinizi bilir.” (Ankebut:45)

Ve Maun Suresi;

1. Gördün mü, o hesap ve ceza gününü yalanlayanı

2. İşte o yetimi itip kakan,

3. Yoksula yedirmeyi özendirmeyen kimsedir.

4. Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki,

5. Onlar namazlarını ciddiye almazlar.

6. Onlar (namazlarıyla) gösteriş yaparlar.

7. Ufacık bir yardıma bile engel olurlar.

Evet, eğer yetimi itip kakıyorsa, yoksulu doyurmuyor, doyurmaya gayret etmiyor, teşvik etmiyorsa, yazıklar olsun böyle ibadet edenlere. Toplumsal sorumluluklarını ifa etmeyen insan, eğer kılmış olduğu namazı ile övünüyorsa ‘yazıklar olsun bu tiplere’ diyor ayet-i kerime…

Aslında şöyle bile denilebilir; Toplumsal sorumluluklarını yerine getirmeyen bir insan, Rabbinin hakkını yerine getiriyormuş gibi bir zanna kapılmasın. Malum, ibadetin de bir amacı vardır. Allah’ın bizim ibadetimize ihtiyacı yok. Biz ancak ibadet ile Allah’a yakınlık kurmaya ve O’nun muradına uygun fiil üretmeye çalışırız. İşte Maun Suresinde de adeta bize şu dersi vermektedir; İbadeti maksadından koparmayın. Amacından uzaklaştırmayın. Bu maksat ve amaçtan kopararak sadece oturmak ve kalkmaktan ibaret bir ritüel haline getirmeyin.

İşte bu ayetlerle Cenabı Allah, ‘Salatı ikamenin’ ne manaya geldiğini; hakkıyla ifa etmenin çerçevesini bize haber veriyor. Eğer ikame ettiğimiz Salat, bizi ahlak dışı davranışlardan, meşru olmayan işlerden alıkoymuyorsa o yaptığımız şey sadece yatıp kalkmaktan ve yorgunluk çekmekten öte bir şey değildir. Evet, altını çizerek tekrar etmiş olayım; Salatı ikame etmiş olmanın temel çıktısı; Müslümanı her türlü kötülükten, ahlaksızlıktan, haksızlıktan, hadsizlikten, adaletsizlikten alıkoymasının yanı sıra insanın iyilik yapmasının, hayır üzere olmasının da zaruretini belirtiyor. Eğer salatı / namazı ikame ettiği halde ahlaksız davranıyorsa, insanlara haksızlık ediyorsa, meşru olmayan şeylere yöneliyorsa bu insanın ikame ettiği şey salat değil, oturup kalkmaktan ve bundan dolayı yorgunluk çekmekten öte bir mana taşımamaktadır. Bugün mebzul miktarda karşılaştığımız gibi… Ve Allah, Maun Suresinin 4 ve 5. Ayetleriyle de bu hal üzere salat/namaz ikame edenleri uyarıyor.

Demek ki, insanlar salatı ikame etmeyi (namaz kılmayı) terk edince ne oluyormuş? Allah ile en sağlam iletişimi sağlayan kabloyu kesiyormuş. Artık -Hâşâ- Allah’tan bağımsız bir kimliğe eviriliyor. Hâlbuki salat ile Allah’la iletişime geçip O’ndan yardım ve inayet talep ediyordu. Bu iletişimi koparmanın doğal bir sonucu olarak kendi kendine yeter anlayışına varan insan artık heva ve heveslerinin peşine takılmaya başlıyor.

Evet, buradan tekrar Meryem 59’a dönelim. Ne diyordu ayet;

“Kendilerinden sonra yerlerine öyle bir nesil geldi ki namazı zâyi ettiler, şehvetlerinin peşine düştüler. İşte bunlar da azgınlıklarının cezasını bulacaklardır.” (Meryem-59)

Evet iyilerin, hayırlıların ardından öyle bir kuşak geldi ki onlar Salatı zayi ettiler; ibadet ve taatin içini boşalttılar. İbadetin, dindarlığın içi boşalınca ne kalır geriye, oturup kalkmaktan ibaret olan gösterisi kalır. Yani, dindarlık gösterisi… Tıpkı Maun 4-6’da; “Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, onlar namazlarını ciddiye almazlar. Onlar (namazlarıyla) gösteriş yaparlar.” denildiği gibi… Yani, böylesine bir dindarlığa, gösterişçi bir dindarlığa yazıklar olsun.

Sadece dindarlığın, ibadetin içini boşaltmakla kalmadılar, dünyevi zevklerin peşine düştüler. Yani ilahi vahyin ve hakikatin peşine düşeceklerine geçici ve yalan olanın, sahte, yalancı dünyanın ardına düştüler. Onun için gerçek değerlerin ardınca gitmediler. Onun için de kıymetleri kalmadı.

‘İşte bu yüzden gelecekte derin bir düş / hayal kırıklığına uğrayacaklar.’ Yani, kesin gerçeklikle yüzleştikleri zaman geçmişteki bu anlayışlarından dolayı derin hayal kırıklığı, pişmanlık duyacaklar.

Evet, sonuç olarak şehvetlerinin (sosyal ve ekonomik arzularının / iştihalarının) peşinden giden dindarlık gösterisindeki azınlık olan azgınlar, kendileri ile birlikte büyük bir çoğunluğu kör bir çukura doğru sürüklemektedirler. İşte Kur’an insanın bu değişim vetiresinin / sürecinin temel dinamiklerini haber veriyor. Zamanlar üstü evrensel mesajın sahibi, dün olduğu gibi bugün de insanoğluna hakikatin izdüşümlerini böyle haber veriyor, ayetleriyle kör göze parmak misali yapıyor.

Daha ne denebilirdi ki?

Bunları Okudunuz Mu?

Yorum Bırak

This website uses cookies to improve your experience. Accept