İslamla Ak Parti İktidarını Yan Yana Getirmek!.. Ne Yaman Çelişki!..

by Fahrettin Dağlı

Ak Parti iktidarları ‘İslamcılıkla’ anılıyor. ‘İslamcılık nedir’ suali ise yüzlerce tanımlamayla karşılık buluyor. Burada bu konunun teorik analizini yapacak değilim. Sadece yaman bir çelişkiye mütevazi bir izah getirmeye çalışacağım. İfade ettiklerim yanlışlanabilir doğrulardır. Keşke konunun uzmanları bunu enine boyuna müzakere edebilseler, yorumlayabilseler!.. Mesela yıllarını bu konuya hasreden Prof. İsmail Kara, AKP-İslamcılık kıyasını tekrar bir yapabilse. Bizler de istifade etsek!..

Neyse, dağarcığımızdaki bilgiyle yorumlamaya çalışalım.

 Siyasal rejim açısından bakıldığında, İslam anlayışının olmazsa olmazı adalettir. Yasalar karşısında, hakların tevziinde, kişinin dinine, diline, ırkına, cinsiyetine, statüsüne, ekonomik (zengin-fakir) durumuna göre değişmeyen bir adalet anlayışının uygulanması…

 Muamelatta, helal ve haramların azami derecede gözetildiği ve işletildiği, hesap verilebilir, şeffaf bir sistemin kurulması… Kamu imkanlarının helal kullanımı, kimselere peşkeş çekilmemesi, devlet hizmetlerinin görülmesinde herkese eşit ve adil muamelede bulunulması…

 Kamu hizmetlerinde istihdamın ehliyet ve liyakat gözetilerek yapılması; Ayrımcılığa, kayırmacılığa, yani nepotizme asla prim verilmemesi…

 Herkesin can, mal ve namus emniyetinin hiçbir mülahazaya itibar ve iltifat edilmeden korunması…

 İktisadi sistemin adil bölüşüme uygun hale getirilmesi…

 Yönetimde işin ehli ile istişareye (danışmayla) önem verilmesi; Toplumu oluşturan tüm kesimlerin (temsilcileri vasıtasıyla) istişareye katılımlarını sağlayacak Cumhuri bir rejimin bütün kurum ve kuruluşlarıyla işletilmesi!..

Sadece bu temel umdelerle (ilkelerle) iktifa etmiş olayım.

Şimdi bu sıraladığımız temel ilkeler çerçevesinde soruyorum; Ak Parti iktidarları döneminde bu hususlarda ne kadar hassasiyet güdüldü? Toplumsal olarak bu anlamda bir inkılabı, bir dönüşümü yaşadık mı? Bıraktık kurup işletmeyi, inkılabı, bu ilkeler bağlamında en azından sistem kurmaya dönük bir gayreti oldu mu? Yoksa kendilerinden önceki iktidarların yaptıklarını veya yapmadıklarını ahlak ve kültür olarak benimseyerek ve sadece bürokratik kadroları değiştirerek mi iktidarlarını tahkim ettiler? Bu suallere verilecek dürüst, ilmi ve ahlaki cevaplar Ak Parti iktidarı aktörlerinin ne derece İslami hassasiyetlerinin olduğunu ortaya koymuş olacaktır.

İktidarları döneminde İHL, Kur’an Kursu, Cami sayılarının artırılmış olması; okulların müfredatına dini içerikli yeni derslerin ilave edilmesi; başörtülü kadınların kamu kurumlarında istihdamının sağlanması ile ilgili yapılanlar üzerinden iktidar icraatlarını ‘İslamcı’ olarak nitelemek her şeyden önce İslam dinine haksızlıktır.

Türkiye Müslümanları Ak Parti iktidarlarına kadar kendi camilerini, Kur’an kurslarını ve diğer tüm dini müesseseleri yine kendi öz kaynaklarıyla (helal kaynaklarla) kuruyorlardı. Kamu imkanlarıyla (Müteahit yüzdeleri, Banka ve Milli Piyango İdaresi gelirleri v.s.) yapmıyorlardı. Helal ve yasal olanla yapıyorlardı. Bugün yapılanları İslamla telif edebilme imkanı yoktur.

Okulların müfredatına ek dini derslerin konulması da sadece ‘seçmene selam’ kabilinden olmuştur. Bunu Kenan Evren de yaptı; Din derslerinin ilk ve orta dereceli okullarda okutulması 1982 Anayasasının 24. Maddesi ile mecburi hale getirilmiştir. Artı olarak, bu derslerin insan haklarıyla ilgili sorgulanabilecek onlarca ciheti vardır. Ve bir de derslerin mahiyeti/muhteviyatı ve o dersleri veren hocaları da ayrı bir müzakere konusu… Konumuz olmadığı için onlara girmiyorum.

Başörtülü kadınların eğitim kurumlarında öğrenim görmelerinin ve kamu sektöründe istihdamlarının önündeki engellerin kaldırılması dinden bağımsız olarak bir insan hakkı meselesiydi. Ki sadece toplumun muhafazakar kesiminin değil, ülkedeki tüm demokratların ağırlıklı talebi bu hakkın iadesiydi. Ve bunu yapmak insani ve vicdani bir mecburiyetti.

Ak parti siyasi kadrosunun devleti ele geçirmek ve devlet imkanlarını kullanma arzusunun dışında, siyasete/devlet yönetimine dair bir İslami tasavvuru var mıydı? Herhalde aklı başında, dürüst hiçbir insan bu soruya olumlu bir cevap vermeyecektir. Zaten böyle bir iddiaları da yoktu. İktidara geldiklerinde kendileri de bunu ikrar ettiler; ‘Milli görüş gömleğini çıkardık.” Milli görüşle kastedilenin, İslami bir tasavvurun yamalı bohçası olduğu da herhalde çoğu aydının kabulüdür. Ama az çok referanslarını İslami değerlerden alıyordu. Ak Parti bu gömleği bile çıkardığını ikrar etti. Muhafazakar-demokrat bir kimliği kendine uygun gördü.

Şimdi gerek parti olarak kuruluş aşamasında, gerek iktidar olmalarında ve gerekse bugüne kadar yürüttükleri politikalar anlamında ‘İslam’la yan yana getirilebilecek hangi değer üretiminden bahis edebiliriz? Yukarıda sıraladığımız değer ve ilkeler anlamında Ak Parti iktidarının yaptıklarını veya yapmadıklarını bu İslami değer ve ilkeler terazisinin hangi kefesine koyarak İslam’la telif edebiliriz? Telif edenler -farkındadırlar veya değiller- İslam’a haksızlık etmiş olmuyorlar mı?

Bunları Okudunuz Mu?

Yorum Bırak

This website uses cookies to improve your experience. Accept