Bugün bir iş vesilesiyle sabahleyin arabayla Ankara Kızılay meydanından geçtik. O eskiden insan kaynayan meydan bomboş; adeta bir hayalet şehir; AVM’nin, mağazaların, hanların, binaların kapıları kapalı, adeta terk edilmiş gibi. Yol arkadaşıma dedim ki, ‘bu tablo bana Kur’anın sık sık vurgu yaptığı insanlık trajedilerini hatırlattı.’ Bir an için sanki buralar her gün binlerce insanın dolaştığı, alışveriş yaptığı, eğlendikleri mekanlar değilmiş gibi duruyordu. Sanki insanlığın kıyameti kopmuş gibiydi…
Evet, Kur’an ile ünsiyeti olanlar bilirler ki, Allah tekrarlarla dikkati, önceden yaşanmış medeniyetlerin etnoğrafik kalıntılarına yoğunlaştırarak, halen yaşayanların hafızalarına kazımayı murat eder. Daha önce yaşanmış olan medeniyetler üzerinde sörf yaptırır. Bugün yaşayanlar ibret alsınlar diye… Yıkılmaz addedilenlerin nasıl yerle yeksan olduğuna dikkat çekmek için. Dünya servetlerinin, nimetlerinin azgınlaştırdığı zalim insanoğlunun sonunun nasıl olduğunun fotoğrafını paylaşmak için…
Evet, buyurun mevzu ile ilgili birkaç ayet;
Fatır ﴾43﴿
“Çünkü yeryüzünde büyüklük taslıyor ve kötülük tuzakları kuruyorlardı. Halbuki kötülük tuzakları, kuranların ayağına dolaşır. Yoksa onlar öncekilere uygulanan yasalardan başkasını mı bekliyorlar? Allah’ın yasalarında asla bir değişme bulamazsın; Allah’ın yasalarında asla bir sapma da bulamazsın.”
Fatır﴾44﴿
“Yeryüzünde gezip dolaşmazlar mı ki kendilerinden öncekilerin sonu nice olmuş görsünler! Kaldı ki onlar bunlardan daha güçlüydüler. Göklerde ve yerde Allah’ın kudretine karşı durabilecek yoktur. Şüphe yok ki O her şeyi bilmektedir, her şeye kadirdir.”
Fatır﴾45﴿
“Şayet Allah insanları yapıp ettikleri yüzünden hemen cezalandıracak olsaydı, yerin üstünde tek bir canlı bırakmazdı; fakat onlara belirlenmiş bir vadeye kadar mühlet veriyor. Vadeleri dolduğunda ise (herkes anlayacaktır ki) Allah kullarını hakkıyla görüp bilmektedir.”
Mu’min﴾82﴿
“Yeryüzünde gezip de kendilerinden önce yaşamış olanların âkıbetlerini görmezler mi? Onların sayısı bunlardan daha çoktu, daha güçlülerdi, yeryüzündeki eserleri de daha sağlamdı. Ne var ki yine de kazandıkları onları kurtaramadı.”
Yaşadıklarımızı bu ayetlerin ışığında tekrar tefekkür edelim. Olmaz değil! Dediğim gibi tarih, medeniyetlerin, devletlerin, milletlerin yok oluş hikayelerini bize haber veriyor. Kur’an ise metafizik boyutuyla yıkılış sebeplerinin arka planını bildiriyor.
Yaşadıklarımızdan ibret alıp Yunus’un kavmi gibi yaptıklarımızdan pişman olup tevbe ile tekrar insanlığın hayrına olacak bir süreç başlatmaz mıyız? Daha adil, daha insancıl, daha erdemli bir hayat inşa edemez miyiz?
Bu virüs belası bizi ikaz ediyor; Ya ibret alıp Yunus’un kavmi gibi tevbe edip kendimizi tashih ederiz; ya da -Allah muhafaza- daha büyük belalara duçar oluruz. Ve bizler de Kur’an’ın kıssalarını haber verdiği gibi sadece tarihin etnografik bir malzemesi oluruz.