Son günlerde yine bir darbe söylentisi konuşulur oldu. Başımızda onca musibet varken birileri halen durumdan vazife çıkartmaya çalışıyor.
Bana sorarsınız, çok açık,net bir şekilde ifade etmiş olayım; Herhangi bir askeri darbenin olabileceğine hiçbir ihtimal vermiyorum. Bu mevzuları kamuoyunda konuşanların, konuşturanların başka ajandaları var diye düşünüyorum. Siyasi ve ticari ikballeri için ülkenin hukuk meşruiyetini tartışılır hale getirmek isteyenler var.
Peki, askeri darbe veya hükümete el koymanın dışında bir darbe sözkonusu mu? Hiç şüpheniz olmasın. Dinin yaşanırlığına, safiyetine ağır bir darbe vuruldu. Allah’ın yardım ve inayeti sözkonusu olmayacak olursa kısa zamanda belimizi doğrultamayacak kadar ağır bir darbe… Ve ne yazık ki, dinin toplum içerisindeki yaşanırlığını yok etmeye azimli derin güç, hızını kesmiş değil; iktidar aktörlerinin zaafından yararlanarak yeni mevziler ediniyorlar. Ve bazı cemaatlerin, tarikatların, toplulukların içerisine sızmış olan malum derin güç, İslam’ın ve Müslümanların toplum nezdinde itibarsızlaştırılması, siyasi katılımlarının etkisizleştirilmesi, siyasi iddialarının, ideallerinin boşa çıkarılması için uluslararası bazı entelejansiyelerle birlikte iş tutarak var güçleriyle abanıyorlar. Hatta pervasızlaşarak itiraf edenler bile var. İsim mi? İşte Perinçek!..
Perinçek, açık açık söylüyor; “Biz dünün Tayyip Erdoğan’ına karşıydık, bugünün değil; Çünkü Tayyip Erdoğan değişti, bizim çizgimize geldi. Kim diyor ki 28 Şubat bitti. 28 Şubat bütün hedefleriyle devam ediyor…”
Peki, yalan mı, uydurma mı bunlar? Keşke yalan, uydurma olsaydı.
İktidar neden Perinçek’e ve onun piyonu olduğu Avrasyacılara mahkum oldu?
Bu sorunun cevabını eğer bir gün bu ülke normalleşecek olursa hepimiz öğreneceğiz. Bu gerçekliğe ihtimal vermeyenler o gün büyük bir hayal kırıklığı yaşayacaklar. Bununla da kalmayacaklar, sebep oldukları yıkımdan dolayı büyük bir pişmanlık duyacaklar; Ne uğruna neyi zayi ettiklerini öğrenecekler. Vurgun yemiş bir nesil olarak tarihin kaybedenleri listesinde yerlerini alacaklar.
Perinçek ve Avrasyacılar dışında bu dönemin etkin aktörlerinin isimlerini de buradan tek tek sayabilirdim. Çoğunu siz de biliyor veya en azından tahmin edebiliyorsunuz. Dikkatleri yazının özünden uzaklaştıracak polemiklere sebebiyet vereceği endişesiyle isim vermiyorum. Şu kadarını söyleyeyim; Şu an iktidar partisiyle illegal ortaklığı olan çoğu siyasi örgüt ve mahfiller…
Ne yazık ki, aklını kullanmaktan aciz, kandırılmaya müsait öyle bir kitle var ki, önüne ne atarsanız yemeye hazır…
Şöyle veya böyle bir şekilde iktidar gücünü arkasına alan bu örgüt ve mahfiller Müslüman mahalleye şirin gözükmek için zaman zaman onların hoşuna gidebilecek cümleler kuruyorlar. En azından hükümetin arkasında gözükmek bile şirinlik veriyor. Ağza verilen yalancı meme gibi…
Tarihe not düşmek adına ikazlarımı yapıyorum; bu gidişat böyle devam ederse ve mahalleden bu gidişata ciddi anlamda bir itiraz gelişmezse, Müslüman coğrafyası ciddi bir şekilde çoraklaşacak ve çölleşecek.
Eğer bir gün Allah nasip ederse geriden gelen nesiller, bugün yaşananları tarihten okuyacak olurlarsa bu dönemin aktörlerine ve onları destekleyenlere beddua okuyacaklar. Bundan hiç şüpheniz olmasın!..