Okuma yazması olmayan (ümmi) Rahmetli Annem biz evlatlarına daima şu nasihati yapardı;
“Eğer bir kişi ‘aklınız başınızda mı?’ diye sual ederse; peşinen ‘evet’ demeyin; elinizi başınıza götürün, yoklayın”
Bugün bu nasihati daha iyi anlıyorum; Muhatabınızın tenkidine, itirazına düşünmeksizin gardınızı alıp karşı çıkmayın, ‘yanlış’ demeyin, düşünün!..
Malum, Mekke’li müşrikler Hz. Peygambere ‘Kulak’ lakabını takmışlardı.
“Onlardan peygamberi inciten ve “O her söylenene kulak veriyor” diyenler var. De ki: “O sizin için hayırlı olana kulak veriyor; Allah’a inanıp müminlere güveniyor. Ve o içinizden iman edenler için bir rahmettir. Allah’ın resulünü incitenler için elem verici bir azap vardır.” (Tevbe-61)
Allah Rasulu kişileri tefrik etmeksizin sorusu / maruzatı olan herkesi sabırla sonuna kadar dinler, anlamaya çalışır ve cevap verirdi. Mekke müşrik aristokrasisi bu durumu polemik konusu ediyorlardı; “Muhammed olur olmaz her söze kulak veriyor; köle, efendi demiyor, bakmıyor herkesi uzun uzun dinliyor.” Allah Rasulunun bu insani davranışını statü aşağılanması olarak görüyorlardı.
Evet, bugün muhtaç olduğumuz önemli bir mevzu; ön yargılarımızdan sıyrılıp, birbirimizi dinleyip, ne demek istediğimizi anlamaya çalışmak; varsa anlamadığımız bir hususu yine insani usullerle sorup cevap almaktır. Amaç, gerçeği/hakikati yakalamak ise yol budur. Bir arkadaşın ifadesiyle “küfür ön yargıdır.” Siz ne derseniz deyin, onun zihnindeki yargılar taşlaşmışsa sözleriniz taşa çarpmış gibi geri döner. Özellikle bugünlerde böyle ciddi bir insani problemle karşı karşıyayız.
Kişi, karşılaştığı bu betonlaşmış ön yargıyı kırmak için soruyor; “Aklın başında mı?” Soru sorulan, ‘aklının başında olup olmadığını’ yoklamak yerine düşünmeksizin ‘elbette başımda’ deyiveriyor. Halbuki gerçekte akıl düşünebilme fonksiyonunu yitirmiş, taşlaşmış. Böyle birine hakikati anlatabilme, dinletebilme imkanınız olamaz.
“Onlar bir mucize görseler hemen yüz çevirirler ve: “Bu, eskiden beri süregelen bir büyüdür!” derler.” (Kamer:2)
“Yalanladılar, nefislerinin heveslerine uydular. Oysa her iş, yerini bulacaktır.” (Kamer:3)
“Celalim hakkı için, onlara (İslam’ın dışında kalmalarını) önleyecek haberler geldi.” (Kamer:4)
“Bu büyük bir hikmettir. Fakat uyarılar fayda vermiyor!” (Kamer:5)
“Öyleyse sen de onlardan yüz çevir. O çağırıcının görülmemiş, tanınmamış bir şeye çağıracağı gün. (Kamer:6)