Bir Olay ve Hz. Peygamberin Diplomatik Yöntemi

by Fahrettin Dağlı

Hz. Peygamberin Yesrib’e hicret etmesiyle birlikte Yesrib yeni bir kimliğe kavuştu, Medine oldu. Medine, medeniyetin çekirdeğinin oluştuğu bir belde oldu.

Yüzyıllarca kabileler arası süren bir savaş müslümanların arabuluculuğuyla barışla neticelenmiş ve neredeyse bir asırdır kanlı bıçaklı olan Evs ve Hazreç kabileleri kan davalarını sonlandırıp birbirleriyle kardeşleşerek Medine’nin toplumsal iklimini değiştirmişlerdi.

Hz. Peygamberin oraya gelişi birlikte o güne kadar kural bilmeyen, tanımayan yerleşik halklar, Hz. Peygamberin riyasetinde temsilcileri vasıtasıyla bir toplumsal mutabakat metni (Medine Sözleşmesi) imzalayarak bundan böyle aralarındaki ilişkiyi yazılı hukuk kuralları haline getirmişlerdi. Ve yine kendi rızalarıyla bu hukuki metnin yürütülmesi, denetlenmesi konusunda garantör taraf olarak Hz. Peygamber tam yetkili kılınmıştır. Bir bakıma o günün şartlarında demokratik bir ortaklaşma ve yürütme temin edilmiştir. O güne kadar birbirleriyle ihtilaflı farklı inanç ve soylara mensup topluluklar, ilk defa hukuki ilişkileri yazılı kurallarla belirlenmiş bir ulus devletçik oluşturmuşlardı.

Hz. Peygamberin gelişiyle birlikte temelleri atılan medeniyet çok kısa zamanda o coğrafyada duyulmaya ve yayılmaya başlandı. İşte bu vesileyle paylaşacağım hikaye tam da bu zamanlara denk geliyor.

Medine’ye yakın bir yerleşim yerinin reisi / lideri halkına zulmediyor, onlara rahat yüzü vermiyordu. O beldenin halkı, “Medine’ye adil bir liderin geldiğini, halkına adil muamelede bulunduğunu” duyunca kendi aralarında bir heyet oluşturarak Medine’ye gönderirler. Orada Hz. Peygamber ile görüşüp, sorunlarını paylaşırlar. Hz. Peygamber de onların gönüllerini hoş tutarak, ikramda bulunarak, hediyelerle taltif ederek sabır tavsiyesinde bulunarak uğurlar. Onlar gittikten sonra bu sefer o beldenin halkına zulmeden reisini Medine’ye davet eder. Onu çok iyi karşılayarak izzet ve ikramda bulunur. Hoş sohbetten sonra birtakım hediyelerle onu da uğurlar. Gelen reis gerek Hz. Peygamberin sohbetinden ve yakınlığından ve gerekse arkadaşlarının Hz. Peygambere olan bağlılık ve sadakatinden çok etkilenir. Ancak sahabe yine de Hz. Peygamberin o zalime göstermiş olduğu iltifatı ve ikramı anlamış değildi. Sorduklarında Hz. Peygamber onlara şunu ifade ediyor:

“Şu şartlarda güç kullanarak o zulme mani olma imkanımız olmadığına göre, yapılabileceğimiz tek şey o insana ikramda, iltifatta bulunarak, hediyeler vererek onun insani yönünü hatırlatmaya, merhamet duygularını canlandırmaya çalışmaktır. Aramızdaki kardeşlik bağından etkilenmesinin iklimini yaşatmaya çalıştım.”

Evet, işte bu tam bir Peygamber feraseti, fetanetidir. Bugünkü gelişmiş dünya diplomasisinin önünde şapka çıkaracağı bir anlayış ve usul.

Aslında ömrü boyunca Hz. Peygamber muhataplarına hep bu yöntem ve usulle yaklaşmıştır. Hep diyalog ve anlaşma yolunu öncelemiştir.

Bugün insanlık olarak bu diplomatik anlayış, usul ve ahlaka ne kadar çok muhtacız!.

Bunları Okudunuz Mu?

Yorum Bırak

This website uses cookies to improve your experience. Accept