Bu toplumun %99’ünün müslümanlık iddiasında bulunuyor olması o insanların hepsinin aynı sosyal ve siyasal tasavvura ve arzuya sahip olduğu anlamına gelmez. Belki de taban tabana zıt 63 kanaat, hizip farklılıkları sözkonusu olacaktır. Hele hele sözkonusu siyasal sistem olursa orada toplumun çoğunluğunun ortaklaşma imkanı çok zordur.
O halde bu ülkede yaşayanlar olarak bu toplumun ortak geleceği için ne ve nasıl bir siyasal sistem?
Bir defa kendileri gibi düşünmeyen, inanmayan farklı kesimleri dışlayarak bir siyasal sistem dayatamazsınız. Bu asla adil olamaz. Bir azınlık rejimi ihdas edip diğerlerinin iradelerini geçersiz kılacak bir rejim ihdas etmeye kalkışarsanız bu durum öncelikle İslam anlayışının ruhuna muhaliftir. Din seçme nasıl insanin hür iradesine bırakılmışsa, siyasal sistem inşası da o toplumun hür iradesinin tecelli edeceği bir ortaklaşma ile mümkün olur. Toplumsal sözleşme/ahitmeşmeye dayalı gönüllü birliktelik… Aksi sözkonusu olursa bu durum bir azınlık diktatöryası olur. Bu da zulümdür.
Onun için müslümanlık aşkıyla çoğunluğun iradesine muhalefeten bir siyasal rejim ihdas etme hevesinde olanlar bu hakikati unutmasınlar. Estirilen hamaset rüzgarlarına kapılmasınlar. Bu durum hiç kimseyi mutlu ve hoşnut etmeyecektir. Yeni trajedilerin doğmasına vesile olacaktır. (Allah muhafaza)
Zamanın ruhunu okuyamayanların, içinde yaşadıkları zamana değer üfleme imkanı olamaz.
Önümüzde insanlık aleminin yaşadığı muazzam bir tecrübe, müktesebat var. Bu zenginliği harmanlayarak, çağımız insanına yepyeni ufuklar açabilme imkanı ve kudreti mevcuttur. Tek mesele, samimi güçlü bir niyet ve buna munzam bir eylemlilik içine girmektir. Kendi iktidarı ve çıkarları değil, toplumsal mutluluğu ve saadeti hedeflemektir. Bir arayışta bulunmaktır. Bulanlar, ciddi ve samimi olarak arayanlardır. Aradıklarında fani olanlardır.