Eskiden ahlak, samimiyet, ihlas, adaletle muamele cihetiyle hallerine imrenilen model Müslümanlar vardı.
Esnaflık yapan bir ailede büyüdüm. Konya’da toptancılık yapan onlarca esnafla alış-verişimiz olurdu. Ayrıca tanıdığım, biliştiğimiz ağabeylerimiz, amcalarımız vardı. Onların edebini, ahlakını, alış-verişteki adaletini gördükçe onlara karşı olan güven ve itimadım daha çok artıyordu; onlara sevgi ve muhabbet besleyip, hallerine imrenirdim. Kapılarına gelen hiçbir fakiri/yoksulu geri çevirmezlerdi. Size kusurlu, ayıplı mal vermezlerdi, fahiş kar gütmezlerdi; ikram ehliydiler. Onlar bu toplumun gerçekten sigortalarıydı.
Hatta ilginç bir anekdot aktarayım; Tanıdığımız başka perakende satış yapan esnaflar da vardı. Farklı ideolojik veya siyasi görüşe mensup olmalarına rağmen onlar da Konya merkeze toptan mal alımına geldiklerinde bu dindar esnaflardan alış-veriş yaparlardı. Çünkü o güven ve itimadı vermişlerdi. İşte bir Müslümanın en büyük sermayesi budur. Bundan gayrisi laf-ı güzaftır.
Bu anekdot bana şu gerçeği bir daha sabitledi; Bir toplumun değer skalasını ölçmek istiyorsanız, o meşhur Fatih Sultan Mehmed’e nispet edilen örnekte ifade edildiği gibi esnafını dolaşıp, alış-verişte bulunacaksınız. Esnaf toplumun aynasıdır, miyarıdır. Vesselam…