Fedakarlığı Kendinizden Başlatın

by Fahrettin Dağlı

Bugün bir haber okudum; Kızılay Genel Başkanı Kerem Kınık, “Kızılay Zekat Müessesi” kurduklarını ve bu kapsamda toplayacakları zekatla üretim sıkıntısı çeken üreticilerin borçlarının ödeneceği bir model kuracaklarını söylemiş.

Bir daha anlaşılıyor ki, halen kuyruğu dik tutmaya çalışan; ülkede ciddi bir ekonomik sıkıntının olmadığı iddiasında bulunan iktidar, halkın zekatlarına muhtaç hale gelmiş.

Sıkıntının varit olduğunu kabul edenler ise sebep olarak “dış güçler, lobiler” gibi afaki açıklamalarla geçiştirmeye çalışıyorlar. Az çok aklı olan veya var olan o azıcık aklı çalıştırma zahmetinde bulunan herkes sıkıntıların sebeplerini bilmek konusunda bir müşkülat yaşamaz. Bunun için iktisatçı/ekonomist olmaya bile gerek yok. Arada sırada seyrettiğim sokak röportajlarında sıradan halktan bazılarının bile çok yerinde ve isabetli izahlarda bulunduklarını şahit oluyorum.

Yaşadığımız sosyal ve ekonomik problemlerin birincil müsebbibinin, akıldan, hikmetten, basiretten mahrum iktidar politikaları olduğu gerçeği “kör göze parmak” misali kadar açık.

İktidar bunu kabul etmiyor. Kendini pirüpak görüyor. Bir an için hak verelim. O zaman sizi iddianızla yüzleşmeye davet ediyorum. Buyurun o dış güçlerin; o lobilerin, o sizi kıskananların oyununu bozun!

Bozmak için ne mi yapmak lazım? Hemen sıralayayım;

1-Adalet reformu yapın. Yasaları aşındırarak mağdur ettiğiniz insanlardan helallik dileyerek haklarını iade edin.

2. İktidar konforunuzdan vazgeçin; sembolik de olsa daha mütevazi bir konuta taşının. Devletlerin itibarı, içinde oturulan lüks / konforlu saraylarla ölçülmüyor; halkının topyekun refahını yükseltmek; toplumsal barışı temin etmek; farklılıkları ayrıştırmak değil; tam aksi barış içerisinde bir arada yaşatma başarısını gösterebilmek ve tüm etnik ve dinsel toplulukları adil bir şekilde yönetebilme beceresini ortaya koymakla sağlanır.

3. En yakın çevrenizdekilerden başlayarak halka halka genişletip, ülke için fedakarlıkta bulunmalarını; kamu imkanlarını devşirmekten imtina etmelerini ve varsa haksız iktisaplar; onları iade etmeleri hususunda kamuoyu önünde çağrıda bulunun. Üç-dört ayrı yerden astronomik maaş alanları bire indirin.

4. Bugüne kadar bir şekliyle fonladığınız, kayırdığınız bütün müteahhitlere, tedarikçi firmalara; medya ve banka patronlarına, halk bu fakru zaruret halinden kurtuluncaya kadar tatlı karlarından feragat etmeleri çağrısında bulunun.

5-Gelir ve vergi adaleti reformu yapın. Herkesin milli hasıladan adil pay almalarını sağlayın.

6-Görevlendirmelerde ehliyet ve liyakate riayet edin. Kamuda, özellikle karar alma mekanizmalarına yapılan görevlendirmelerde her türlü kayırmanın önüne geçin. Bu konuda halka güven verin.

7. Bunları yaptıktan sonra yönettiğiniz halka dönüp, şunu demeye hakkınız olsun: Bakınız ey halkım! Kendimle, iktidar ortaklarımla, yakınlarımla, beraber iş yaptıklarımla ilgili ne gerekiyorsa yaptım; bundan sonrası da sizin fedakarlığınıza kalmıştır.

İşte o zaman yönettiğiniz halka IBAN numarası vermeye yüzünüz olur.

Şimdi gelelim, iktidara destek verenlerin sorumluluğuna… Evet, sizin de sorumluluklarınız var.

İktidara destek / oy verenlerden küçük bir azınlık haricindeki milyonlar ülkenin şu an içinde bulunduğu durumdan bihaber. A Haber ve benzer mecraların sihirle aldattıkları, efsunladıkları büyük bir kitle var. O azınlık olan kesim ülkenin kaymağını yiyor. Bu kifayetsiz muhterisler, kendi gelecekleri adına bu zavallı kitleyi aldatmaya, efsunlamaya devam ediyorlar / edecekler. Bu büyük çoğunluğa diyeceğim tek şey; Allah’ın kendilerine bağışladığı aklı kullanmaları ve olup bitenleri sorgulamalarıdır.

Yaşadığımız tüm toplumsal sorunların, dış güçlerin / lobilerin, ülke aleyhine niyet ve kasıtlarının bir sonucu olduğunu; iktidarın ciddi bir yanlışının olmadığını, dolayısıyla bu malum güçlere karşı iktidarın arkasında durup mücadele etmeyi ve bunu da “ülkenin varlık ve beka meselesi” olarak takdim etmeyi ustaca beceriyorlar. Emirlerine tahsis edilmiş sihirli kutularıyla (TV) rahatlıkla topluma arzu ettikleri şeyi empoze ediyorlar; halkı provoke edebiliyorlar.

Bunların tuzu kuru. Haram iktisaptan dolayı merhametleri de kalmamış. Ülke batmış; insanlar açlık ve sefalet içindeymiş, umurlarında değil. Sadece tatlı karlarına odaklanmışlar. Ve muhtemeldir ki CB Erdoğan’a da böyle toz pembe bir ülke tablosu sunuyorlar. Aslında bunlar azınlık, ancak arkalarında çok önemli bir sermaye desteği olduğu için sesleri gür çıkıyor. Bunlar muhtemelen iktidarı destekleyen kesimin %10’unu oluşturuyordur. Diğer % 90’nın önemli bir kesiminin olup bitenlerden bir haberleri yok. Sadece o azınlık kesimin propaganda bombardımanı altında kalmanın şokuyla iktidar politikalarını desteklemeye devam ediyorlar.

Bunlar masum mu veya bu duruşlarından dolayı sorumlu değiller mi? Tabii ki hayır! Allah nezdinde onlar da en az durumun farkında olanlar kadar sorumludurlar. En çok hayıflandığım husus da, en ufak bir çıkarları olmadığı halde sırf “vatan, din, devlet” hamasetine yenik düşenlerdir. Birileri bu kisvenin altında malı götürürken, bunlar da adeta onlara bekçilik yapıyorlar.

Bir kesim daha var ki, onların durumu daha da içler acısı. Onlar olup bitenler konusunda bilgisiz değiller; hemen hemen her şeyin farkındalar. Ancak, “mevcut iktidar gidecek olursa kazanımlarımızı kaybederiz; çoluk çocuğumuz iş, aş bulamaz; bugüne kadar iktidara verdiğimiz destekten dolayı gelecek olan iktidarların döneminde kamu imkanlarından mahrum bırakılırız; dışlanırız v.s.” gibi mülahazalarla yine yanlışları görmezlikten gelip, farklı fikir, düşünce ve felsefeyle kendilerini yine de unutturmamaya çalışıyorlar.

Bu insanlara sözüm şudur;

Allah aşkına sizler gerçekten Allah’a iman ediyor musunuz?

Eğer cevabınız “Evet” ise bu nasıl bir itimatsızlıktır?

Rızkı veren Allah değil mi?

O zaman niçin geleceğinizi, rızkınızı kişilere bağlı görüp, onlar varsa vardır; yoksa yoktur gibi bir nankörlüğün içindesiniz?

Size düşen yanlışların karşısında hakkı ifade etmek değil mi?

Bu Allah’ın emri değil mi?

Hükmü / sonucu belirleyen, tahakkuk ettiren O değil mi?

Size ne oluyor ki, geleceğinizi bir faniye ipotek ediyorsunuz?

Adil, doğru, erdemli olanı yaparsınız, sonucunu Allah’a bırakırsınız. Bu kadar…

Bunları Okudunuz Mu?

Yorum Bırak

This website uses cookies to improve your experience. Accept