HAMASET BİR HASTALIKTIR

by Fahrettin Dağlı
Ne yazık ki, hamaset hastalığı (hem de bulaşıcı) muhafazakar kesimin önemli bir çoğunluğunu etkisi altına almış. Hamaseti tenkit edenler bile sözkonusu kendi gurup / topluluk /cemiyetleri olunca hamaseti şaha kaldırıyorlar.
Vallahi, hamasetin çoğu yalandır. Dilin kalbe baskın gelmesidir.
Dün milli gazete, kendi yazarlarından birisinin yazı konusunu manşeti çekmiş. Yaşı başı geçmiş bir yazar olmasına rağmen güya Müslümanlık aşkıyla birilerini tenkit ederken ortalama bir Müslümanın söyleyemeyeceği galiz kelimeler kullanmış. Ve ne yazık ki, milli gazete de bunu manşete çekmiş.
Bu vesileyle yıllar öncesine gittim. Bir meslektaşım, dönemin Rize Belediye Başkanı Şevki Yılmaz’ın video kasetini vermişti. Getirip evde izlemeye başladım. Bir saatı aşkın videonun sadece 25 dk. kadarına tahammül edebildim. Ağzından köpükler saçarak topluluğa konferans veriyor. Siyasi muhalifi olan bir zata karşı öyle bir dil kullanıyor ki, hayret ediyorsun ve birden irkiliyorsun; adamın eşinin namusuna dil uzatacak kadar ileri gidiyor. Nefessiz ve düşünmeden konuşuyor. Karşısında onu alkışlarıyla aşka getiren bir topluluk da olunca ağzına geleni söylüyor. Ve bunu da sözümona Müslümanlık aşkıyla yapıyor.
Konuşan, kendini sözün şehvetine bırakmış. Ne yazık ki, dinleyenlerden birisi de çıkıp da, “bu nasıl bir ahlak, edep anlayışı? Namuslu bir kadına iftira etmenin ne kadar büyük günah olduğunun farkında değil misin?” diye soramıyor. Onlar da kendilerini sözün şehvetine terk etmişler. Başta dedim ya, kendi guruplarının/hiziplerinin lehine, muarızlarının aleyhine yazı ve konuşmalar olunca, ahlak, edep, nezaket unutuluyor.
Ahlak ve edepten söz açılınca her Müslümanın, ‘Hz. Peygamberin ahlakıyla ahlaklanmak” aklına gelir. Ancak tatbikata gelince hepsi unutuluyor. Bu dünyanın basit mülahazalarına iltifat edip, edep dairesinin dışına çıkabiliyor.
Onun için de dualarımdan biri de, Allahın bizleri her türlü taassuptan/tarafgirlikten muhafaza buyurması.” Çünkü her türlü asabiye, insanları haktan ve adaletten uzaklaştırır; yalan, iftira söylettirir ve insanlar inandırılır. Çok büyük günahlara girilir.
Hamaset, aklı devre dışı bırakıyor. Kalabalık cümleleri seri bir şekilde ifade etmeye koşullandırılan dil, papağan gibi ağzına geleni söylettiriyor. Verdiğim örnekte olduğu gibi seri konuşan hatiplerden çok endişe ederim. Hem kendilerini ve hem de dinleyenlerini günaha sokma potansiyeli her zaman mevcut. Düşünerek, tartarak, ölçerek konuşanların hitaplarını zevkle dinlerim; dediklerine katılmasam bile…
Nihayet cümlesi o motto cümle olsun;
EDEP, YİNE EDEP;YİNE DE EDEP!
Veya şairin ifadesiyle;
“İnsanda yok ise ‘edep’, neylesin medrese, mektep!
Okusa Alim olsa yine merkep, yine merkep..!”
Önemli not. Lütfen kimse verdiğim örnekten hareketle sözkonusu topluluğa dil uzatmasınlar. Tanıştığımız onlarca arkadaşımız var, ahlak ve edep timsali…

Bunları Okudunuz Mu?

Yorum Bırak

This website uses cookies to improve your experience. Accept