Leman dergisinde Peygamberlerimizle ilgili yayımlanan karikatür haklı olarak bir infiale sebebiyet verdi. Sözkonusu karikatürist her ne kadar Peygamberleri kastetmediğini ifade etmişse de bu beyanı çok inandırıcı bulunmamıştır.
Bununla birlikte Allah’ın Peygamberlerine İman edenlere düşen , kişilerin beyanına itibar etmek ve bu beyanın doğru olduğuna inanmayı gönülden arzu etmektir. Samimi müminler insanları dinin istikametinden ayırmak değil, mümkün olabileceği kadar dinde tutundurmak isterler . “Niyetim iyi” diyeni reddetmezler. İslam’da engizisyon anlayışı yoktur. Kişinin kalbini yarıp bakma imkanımız da yoktur.
Peki, öyle mi oldu? Ne yazık ki hayır! Özellikle iktidar yanlısı kitle adeta şaha kalktı, dış mekanlarda buluşup namaza durdular, Kelime-i şahadet ve salavat getirdiler. Büyük bir fethe hazırlanıyorlarmış gibi kıyam ettiler.
Tanıdığım ve ahlaki durumuna tanıklık ettiğim onca insanın hakaret, küfür içeren beyanlarına rastladım. Bunların önemli bir kısmının Peygamberin ahlakıyla ahlaklanmadıklarını da biliyorum . Özel hayatlarında gayet rahat yaşayan, kul haklarını gözetmeyen, rahatça yalan söyleyen, zulme taraftar olan veya meyleden, kamu imkanlarını hukuksuzca tasarruf eden kişiler bunlar.
Kur’an-ın hükümlerine, Peygamberin sünnetine muhalif icraatlarda bulunan iktidar aktörlerine bugüne kadar ses çıkartmayanların bu karikatürle ilgili olarak şaha kalkmalarını müslümanlıklarını dışarıya göstermenin bir fırsatı olarak gördüklerini düşünüyor ve samimi bulmuyorum . Hele çok yakinen tanıdığım bazı zevatın tepkilerini çok riyakarca buldum ve iğrendim.
Bugüne kadar iktidar kanadının islam anlayışına mugayir onlarca ifadesine tanıklık ettik ama o malum kitlenin ses yükselttiğini duyamadık.
Adamın birisi çıkıp “bakara makara” deyince kaç kişi tepki verdi? O zat adeta ödüllendirilerek büyükelçi olarak atandığında kaç kişi itiraz etti?
Bir başkası çıkıp seçmenini Tayyip Erdoğan için salavata davet ettiğinde kaçı ağzını açtı, iki kelime etti?
AKP’li eski bir bakan seçmenlerine, elde ettikleri seçim zaferlerinden gururlanmamaları gerektiğini ifade ettikten sonra hızını alamayarak Hz. Muhammed’in (sas) Mekke’nin fethi sırasında gurura kapıldığını ve Allah tarafından uyarıldığını iddia ettiğinde kaçınız çıkıp, “terbiyesiz sözünü geri al, peygambere iftira atma, o Peygamber tam aksine devenin hörgücüne yapışmış bir şekilde Mekke’ye girdi” diyebildi?
Bunlar olurken hiçbir parti yetkilisi çıkıp da ne tashih etme ihtiyacı hissetti ve ne de özür diledi. Çünkü seçmen kitlesi hiçbir itirazda bulunmamış ve protesto etmemişti.
Peygamber sevgisi ve bundaki ciddiyetinin emaresi peygamberin ahlakıyla ahlaklanmaktır. Söz ve eylemlerinde “bugün Peygamber olsaydı ne söylerdi, ne yapardı?” diye sual edip ona göre bir söylem, bir duruş ortaya koymaktır.
Peygamberin risaletinden, sünnetinden bihaber yaşayanlar bugün kalkıp bir kaşık suda fırtına koparıyorlar. Bilin ki, bu tutum ve davranışınızla bir avuç insanı kandırabilirsiniz, aldatabilirsiniz ama büyük bir kitleyi de dinden uzaklaştırıyorsunuz. Sizin bu riyakarca davranışlarına tanıklık ettikçe dinden, dindardan soğumaktalar. Leman çizerinin karikatürünün Hz. Peygambere ve onun getirdiği dine hiç bir zararı olmaz, onun Allah’ın Resulu olduğuna iman edenlerin imanlarını kuvvetlendirir.
Kimse kitlesini provoke edip cihada davet etmesin. Öncelikle “ ilk taşı kim atsın?” sorusu karşısındaki kendi halini düşünsün . Taşı atmaya layık olup olmadığını sorgulasın. Bir başkasını yargılamadan önce kendi yaşamını, ahlakını sorgulasın.
Bu toplum ciddi bir ahlak krizi yaşıyor. Şu anda elzem olan bir ahlak inkilabının gerçekleşmesidir. Ahlaki çürüme toplumsal yıkım getirir. Çizenin kastı ne olursa olsun bir karikatürle Hz. Peygamber ve dini yara almaz ama bu ahlaki çürümenin sonucu, -Allah muhafaza- dinden olmaktır. Bir toplumun başına gelebilecek en büyük musibet ise dinine gelendir. Onun için karikatüriste taş atmadan önce o taşı yüreğinize yerleşmiş şeytanlara atın! Allah dinini koruyacaktır, siz kendinize bakın!