Rejimler ya darbeyle veya seçmenin kahir çoğunluğunun desteğini alan partilerin fiili olarak devletin yapısına müdahale etmesi yoluyla değişir. Partiler iktidarda olmanın avantajlarını kullanmaya devam etmek için hukuktan uzaklaşarak her türlü medya imkanlarını kullanabilir, hile ve desiselerle seçmen iradesini manipüle ederek seçimlere fesat karıştırabilir, adil rekabetin oluşmasına da mani olarak seçimleri alabilirler. Bu süre zarfında bürokraside kadrolaşma güçlenir ve zaman içinde demokrasinin temel işlevi olan kuvvetler ayrılığı prensibinden uzaklaşılarak kuvvetlerin tek elde toplanmasıyla rejimin adı demokratik parlamenter sistem de olsa fiiliyatta tek adam yönetimine geçilmiş olur.
Bu yöntem ne hukuki, ne insani ve ne de ahlakidir.
Dürüstlük iddiasındaki hiçbir siyasetçi bu yöntemi ahlaki bularak bu yola tevessül edemez. Ederse hakikat bilgisini tahrif ederek, indi kanaatlerine malzeme yapmış olur. Yani, hakikatin üstü örtülür.
Bir defa güvenilir, dürüst insanın en mümeyyiz vasfı, emanetlerine riayet etmesi, ahdine vefa göstermesi ve anlaşmalarına, sözlerine sadık kalmasıdır.
Şimdi siz diyorsunuz ki, “biz demokratik rejime inanıyoruz ve onun gereklerini yerine getirip parti kuruyor ve seçimlere giriyoruz. Kazandığımız takdirde ülkeyi yine yasalarda belirtilen ilke ve kaidelere uygun olarak idare edeceğiz. Seçim zamanı geldiğinde ise eşit, adil rekabet koşullarını sağlayarak ülkeyi seçime götürecek ve seçim sonucunda da halkın iradesine saygı göstererek ya devam edecek veya kazanana iktidarı teslim edeceğiz.”
Seçimlere katılmakla zımnen bunu taahhüt etmiş oluyorsunuz. Bunun hilafına bir tutum ve davranış içerisine girmek asla insani, ahlaki olamaz.
Erdemli bir insanın siyasi anlayışı ve ahlakı şu olmalı: “Ben illa da iktidar olma mecburiyetinde değilim. İnsanların değer dünyalarını değiştirmeye veya onları bir tutum almaları için zorlamaya hakkım da yok. Sadece bana emanet edilen iktidar imkanlarını adil ve dürüst bir şekilde kullanmak ve yeri geldiği zamanda o emaneti bir başkasına devretmek zorundayım. Çünkü dürüstlük, samimiyet bunu gerektirir.
Belki demokrasi denilen rejimin adil olup olmadığını sorgulayabilirsiniz, iddia edebilirsiniz.
Hiçbir beşeri rejim kamil bir adalet iddiasında bulunamaz. Ancak demokrasi bugüne kadar beşer aklının ortaya koyduğu mahsurları en aza indirgenmiş rejimdir. Baştan şartlarını bilerek ve isteyerek bu yarışa katılıyorsak sonradan yarışın şartlarını beğenmemek ve o zımni sözleşmeyi yok saymak doğru ve ahlaki olamaz. Bu durum mensubiyet iddiasında bulunduğumuz dinin vazettiği ahlakla da telif edilemez.
Siyasetle ilgilenenlerin, mücadele edenlerin bu temel esasları bilmeleri ve ona göre siyasal faaliyette bulunmaları beklenir.