Malum, Abbasi’ler, Emevilerle savaşarak Abbasi devletini kurmuşlardı. Bu savaşta çok kan akıtıldı. Özellikle Emevi hanedanın yaslandığı Ümeyye oğullarına yönelik büyük bir sürek avı başlatıldı. Yakalananların çoğu kılıçtan geçirildi.
Bir gün bir mecliste bir sohbet esnasında, idarenin Emevîler’den Abbâsîler’e geçişi konuşulurken, Abbâsîler iş başına gelirken akıtılan bu kandan ve binlerce insanın katledilmesinden bir muvaffakiyet gibi bahsedildiğinde, dönemin ünlü veziri Cafer Bin Yahya’nın şöyle konuştuğu rivayet edilir:
“Bu bir maharet değildir… Zira o katledilenlerin kanlarından birer intikam ağacı meydana gelir ve istikbalde acı neticeleri ortaya çıkar… Asıl maharet odur ki, meselâ idareyi Emevîler’den alıp Abbâsî’lere vereceksin ama Emevîler kendi ellerinde zannedecek…Siyâset budur!…”
Yıllardır bu köşede buna dikkat çekmeye çalışmaktayım. İktidara geldiğinizde yapacağınız şey ‘Rövanşist’ bir karşılama değil, tam aksi Hz. Peygamberin Mekke Fethi esnasında gösterdiği tavrı göstermektir. İnsanları geçmiş fiillerinden dolayı sorgulayıp mahkum etmek değil, tam aksi toplumsal barış için dünü zihinlerden silmektir. Hz. Yusuf böyle yapmış; Hz. Peygamber de atası Hz. Yusuf’un yaptığını yapmıştır.
Müslüman’ın kitabında kine, rövanşizme yer yoktur.