KUL HAKLARINA (KİŞİ HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİ) GİRİLEN TOPLUMLARDA OLUMLU HİÇBİR GELİŞMEDEN BAHİS EDİLEMEZ

by Fahrettin Dağlı
Müslümanlar, haram denilince
çoğunlukla yeme, içme ile ilgili sınırlı bir dini kavram olarak algılarlar, bilirler. Malum, en büyük ve affedilmesi, haksızlığa maruz kalan kişinin rızasına bırakılmış haramlar, kul haklarıdır.
Peki, kul haklarının kapsamına neler girer?
Kişilerin can, mal, inanç/düşünce ve namus emniyetine karşı girişilmiş her türlü haksız müdahale, saldırı, gasp, tecavüz, iftira, kumpas, dedi-kodu v.s. bu kapsama girer.
Bu anlamda bakıldığında bu ülkede her gün aktif bir şekilde kul haklarına giriliyor. Kul haklarının birbirine yoğunluklu geçtiği toplumlarda olumlu hiçbir gelişmeden, büyümeden bahis edilemez. Duaların kabulü güçleşir. Sosyal anlamda huzursuzluk ve ihtilaflar artar; kargaşa ve kaos büyür. Ekonomik anlamda kıtlık, verimsizlik ve fakirleşme baş gösterir. Kısaca huzursuz ve mutsuz bir toplum olur.
Burada kısaca sadece kul haklarına dikkat çektim. Hayvan ve bitki haklarına (doğa) girmedim. Evet, onların da insanlar üzerinde hakları var. Onların yaratılış amaçlarına müdahale yine o toplumlara olumsuz geri dönüşlerin olmasına sebebiyet verir.
Zalim ve cahil tabiatlı insan oğlunun gemlenemez hırs, iştiha ve arzularının sonucunda yaşanabilir dünya herkes için cehenneme dönebiliyor.
Evet, her şey temelde insan iradesine bağlı. Neyi istiyorsa, neye eğilim gösteriyorsa eninde sonunda onunla karşılık bulacaktır. Çünkü Allah adildir ve adil muamelede bulunur. Kimseye haksızlık etmez.
Eğer temel hak ve özgürlükler konusunda naklin ve aklın öngördüğü ve ayrıca insan tecrübesinin eseri olan hakikatleri rehber edinmiş olsaydık bugün dünyanın en mutlu ve en müreffeh örnek ülkesi olurduk. Ama öyle olmadı. Ne yazık ki, yüce/ulvi insani değerleri kirli siyasi entirakalara kurban verdik.
Olumsuzluk telkin edip umutsuzluğa sebebiyet vermek istemem. Gecenin en zifiri karanlığının bir aydınlığa gebe olduğunun farkındayım. Elbette bunları da aşacağız ve mutlu sabaha uyanacağız. Ancak kısa zaman için son olarak şu cümleyi kurayım; Bugün bu olumsuz gidişatın farkında olmayanlar üç beş sene sonra deprem sonrası yapılacak hasar, zarar, ziyan tespitinde neleri kaybettiklerini farkettiklerinde az gülüp çok ağlayacaklardır. Ancak bazı şeylerin geri dönüşü olmuyor. Haklarına girilen milyonlarca insanın hak ve hukuklarını geri iade etme ve helalleşme imkanı olmayacak.
Her türlü siyasi mülahazanın üstünde gelin kendi geleceğimiz, akibetimiz konusunda bu hakikate yoğunlaşalım ve geleceğimizi günlük siyasete kurban vermeyelim.

Bunları Okudunuz Mu?

Yorum Bırak

This website uses cookies to improve your experience. Accept